2019 Yılını kanallar şehri Venedik ‘te karşıladık

“Hoşgeldinnnn 2019!” demek için bu yıl durağımız İtalya’nın en meşhur şehri Venedik oldu. Daha önceden Anıl’ın bir fotoğraf çekimi için gidip, benim de mutlaka görmem gerektiğini söylemesinden aldığım güçle, aslında yoğun bir dönemde olmamıza rağmen başına ekşiyerek uçak biletlerini aldırdım. Yılbaşı da tam hafta sonuyla birleştirmelik  çok güzel bir güne, Salıya denk gelmişti. Böylece öncesinde de bir kaç gün şehri gezebilecektik. Öyle aylar aylar öncesinden de almadık bu sefer biletleri ve şansa bakın ki oldukça güzel bir fiyata denk geldik.

venice san marco new year fireworks
2019’a San Marco meydanındaki havai fişek gösterileriyle girdik.

Venedik coğrafi özelliği sebebiyle başlı başına bir cazibe merkezi. Pek çok “ölmeden önce görülmesi gereken yerler listesi”nde ismi üst sıralarda yer alıyor. Tabi UNESCO Dünya Mirasları Listesi de bu güzel şehri es geçmemiş. Hak ediyor mu? Kesinlikle evet. İtalyanın kuzeydoğusunda yani çizmenin en tepesinde yer alan bu şehir insanı gerçekten büyülüyor. Pek çok adadan oluşan, onlarca kanala ve bu kanalları birbirine bağlayan köprülere sahip, hiçbir şekilde kara taşıtlarına yer olmayan, dünyanın en çok turist ağırlayan yerlerinden biri olan, lagün üzerine insan eliyle ve tahtalar üzerine inşa edilmiş masalsı bir mucize şehir adeta.venice san marco fog

Önceki paragrafın en son cümlesinde dikkatinizi çeken en önemli şey tahtaların üzerine kurulmuş olması oldu değil mi? Nasıl yani dediniz. Evdeki parkelerimiz azıcık su gördüğü zaman hemen kabarıyor da suyun içinde on yıllarca bir tahta nasıl sağlam kalıyor? Hemen cevaplayalım. Tahtaların çürüyebilmesi için suyla buluştuğu ortamda oksijen de olması gerekiyormuş. Lagün de, alüvyon ve mineraller açısından çok zengin oldup oksijen barındırmadığından, tahtaları çürütmek yerine aksine ideal bir temel malzemesi yapıyor. İnşa sırasından ahşap direkler alüvyonla sıvanıp zaman geçtikçe ahşabın sertleşmesi ve bir süre sonra da kaya kadar sağlam olması sağlanıyor. Böylece üzerine inşa edilen evler, adeta beton temele sahipmişçesine dimdik ayakta yüzyıllarca  durabiliyor.

Şimdi maskeler ve kanallar şehri, buram buram romantizm kokan Venedik ile ilgili faydalı ve size ışık olabilecek bilgileri vermeye çalışıp Ron’un gözünden Venediği tanıtmaya başlayalım.

Venedik ‘e Ne Zaman Gitmeli

Şimdi bu soruya iki açıdan yaklaşmak lazım. Birincisi mevsimsel olarak mı yoksa kalabalık anlamında mı cevaplayalım?

Mevsimsel olarak bakıyorsak; yazın oldukça sıcak ve nemli(bir de aşırı sinek sorunu mevcut), kışın ise kuzeyde olmasının kendisine verdiği yetkiye dayanarak epey soğuk olan Venedik ‘e gitmek için en doğru mevsim bahar ayları. Hatta mümkünse havaların tatlı tatlı serinlediği sonbahar. Yağış anlamında mevsimlerin birbirinden çokta farkı bulunmuyor. Şehir hemen her mevsim yağış alıyor. Yalnız şiddetli yağışlardan sonra Aqua Alta, yani suların yükselmesi hadisesine rastlayabileceğiniz konusunda da sizi uyaralım.

Kalabalık açısındansa bu sorunun cevabı çok net: Şehir her mevsim kalabalık. Elbette kış aylarında yazdaki kadar iğne atsanız yere düşmüyor diyebileceğimiz bir kalabalık yok. Ancak turistik noktalarda her daim insan trafiği mevcut. Bizim gittiğimiz Aralık ayının diğer aylara göre daha sakin olduğunu net olarak söyleyebiliriz.

Crowded street in Venice
Bazı sokaklardaki kalabalık gerçekten feci can sıkabiliyor.

Bu arada yukarıda bahsettiğimiz Aqua Alta, sadece bir kaç gün öncesinden öngörülebilmesine rağmen şehir her daim buna hazırlıklı. Gittiğinizde göreceksiniz ki şehrin özellikle turistik noktalarında her an kullanılmak için bekletilen tahta platformlar bulunuyor. Suların yükselmesinden önce şehirde uyarılar yapılıyor ve bu platformlar kuruluyor. Böylece siz tüm turistik noktaları ıslanmadan  gezmeye devam edebiliyorsunuz. Ayrıca dükkanların içi de bundan nasibini aldığından onlar da önlemlerini almış durumda. Onlar için son derece normal olan bu hadisede, çalışanlar uzun bir poşet bot giyerek rutinlerine devam ediyorlar. Hatta dilerseniz siz de renk renk olan bu botlardan satın alabiliyorsunuz. Mağazaların içindeki ürünler zaten belirli bir yükseklikte. Dolayısıyla onlar da zarar görmüyor.

Kısacası Aqua Alta zamanlarında Venedik ‘te hayat hiçbir şey olmamışçasına aynen devam ediyor. Olan tek şey turistlere Venedik ile ilgili güzel bir malzeme daha çıkması.

Venedik ‘e Nasıl Gidilir?

Venedik ’e direk uçmak istiyorsanız tek seçeneğiniz Türk Hava Yolları. Yaklaşık 2.5 saat süren bir uçuşla Marco Polo Havalimanına varıyorsunuz. Bunun dışında Pegasus, KLM, Lufthansa, Air France gibi havayollarının da çeşitli şehirlerden düzenlediği aktarmalı uçuşlar da mevcut. Ancak aktarma süreleri ve bilet fiyatlarına bakarsak kesinlikle direk uçmanız avantajınıza olacaktır. Bilet fiyatları dönemlere göre değişmekle birlikte tavan yaptığı zaman ise ünlü Venedik Karnavalı’nın olduğu Şubat ortası – Mart başı arası.

Eğer ki popüler komşusu Milano’ya gelmiş ve buradan Venedik ‘e geçmek isterseniz 10 EUR gibi uygun fiyatlara 2 saat 40 dakika sürecek ve sizi direk Venedik ‘in merkezine taşıyacak bir tren yolculuğuyla ulaşabiliyorsunuz.

Marco Polo Havaalanından Şehir Merkezine Ulaşım

Havalimanından şehir merkezine yani San Marco civarlarına gitmek için pek çok seçeneğiniz bulunuyor. Pasaport kontrolünden sonra çıkış tabelalarını takip ettiğinizde karşınıza tüm ulaşım araçlarına ait biletleri satın alabileceğiniz bir bilet gişesi çıkacak. Hatta size detaylı bilgi vererek adeta turist bilgilendirme ofisi gibi görev yapıyorlar. Şimdi de ulaşım seçeneklerinizi özetlemeye çalışalım.

 Venice Marco Polo Airport public transport ticket office
Havaalanında bulunan toplu taşıma gişesinden Venedik ‘te ihtiyacınız olabilecek tüm taşıma seçeneklerine ilişkin biletinizi satın alabilirsiniz.
Otobüs

Merkeze ulaşmak için otobüs seçeneği aslında biraz yükünüzün ne kadar olduğu ve kondüsyonunuza bağlı. Çünkü ineceğiniz durak olan Piazzale Rome, merkezin yaklaşık 1.5-2 km dışında. Eğer ki bavullarınız çok ağır değil ise bu mesafeyi yürüyebilirsiniz. Ancak önünüzde gerçekten zorlu bir parkur bulunmakta. Tüm o taş yollar ve köprüler çantalarla biraz sıkıntılı olabilir. Ancak bunun en ucuz seçenek olduğunu da belirtmemiz gerek. Alternatif olarak indikten sonra su yolununu (Vaporetto) kullanabilirsiniz. (Vaporettolarda sadece 1 valiz ve 1 de kabin valizine izin veriliyor) 20 dakika otobüs sonra 30 dakikadan fazla bir vaporetto seyahati, indisi bindisi, beklemesi derken sizin için biraz eziyete dönüşebilir.  Yok ben illa bineceğim diyorsanız seçenekler aşağıda;

  • ATVO:  “Venice Airport Bus Express” havalimanının C çıkış kapısında bulunuyor. 35 numaralı bu otobüsün 20 dakikada bir seferi bulunuyor ve 15 dk gibi bir sürede Piazzale Rome’a ulaşıyor. Bilet fiyatları 2019 yılı için tek yön 8 EUR ve gidiş geliş 15 Eur şeklinde. Sefer saatleri ve online bilet satın alımları için web sitesini ziyaret edebilirsiniz. atvo.it
  • ACTV: “Aerobus” havalimanının B çıkış kapısında bulunuyor. Otobüsün numarası 5 ve 20 dakikada bir seferi bulunuyor. Sefer süreniz yaklaşık 20-25 dk civarı. Bilet fiyatları 2019 yılı için tek yön 8 Eur ve gidiş geliş 15 Eur. Biletleri otobüsün içinden de alabilirsiniz. Sefer saatlerine yine web sitesinden ulaşabilirsiniz. actv.avmspa.it
Alilaguna (Waterbus-Su Otobüsü)

Venedik Marco Polo Havalimanı ilk etapta sıradan bir havalimanı gibi duruyor. Ta ki bir anda karşınıza su çıkana kadar. İşte o zaman Venedik ‘te olduğunuzu anlıyorsunuz. Bizim de seçtiğimiz ulaşım seçeneği olan waterbus oldukça keyifli ve aktarmasız bir yolculuk vaad ediyor. Doğrudan San Marco meydanına ulaşabileceğiniz gibi mevcuttaki pek çok durağıyla otelinize yakın yerde inme şansını da yakalayabilirsiniz. Burada önemli bir bilgilendirme yapalım; toplam sefer süresi 1-1.5 saat arası değişiyor. Ancak otobüsü tercih ettiğinizde indi-bindi yapacağınızı ve aktarma esnasındaki bekleme sürenizi de dikkate alırsak bizce her şekilde Alilaguna’yı tercih etmek en yerinde seçenek olacak.

Alilaguna waterbus tickets in Venice
Kişi başı 27 EUR ödeyerek binebileceğiniz “Waterbus”lar havaalanından en ideal ulaşım yöntemi.

Havalimanında bulunan mavi renkteki “Water Transport” yazan tabelaları takip ederseniz sizi doğruca Alilaguna’nın iskelesine götürecek. Sıklıkla sefer bulunuyor. Bilet fiyatları tek yön için 15 Eur ve gidiş dönüş için 27 Eur. Ayrıca kişi başı tek valiz hakkınız var, fazlası için valiz başına 3 Eur ödüyorsunuz. Alilaguna’nın 3 tane hattı bulunuyor. Turuncu hat hariç diğer iki hat San Marco’dan geçiyor. Her hattın durakları ise şu şekilde:

  • Blue Line (Mavi Hat)Alilaguna blue line stops
  • Orange Line (Turuncu Hat)Alilaguna orange line stops
  • Red Line (Kırmızı Hat)Alilaguna red line stops
Water Taxi (Su Taksisi)

Doğrudan Venediğe gitmenin en pahalı yolu olan su taksisini kullanmak isterseniz en az 100 Eur’u gözden çıkarmanız gerekiyor. Su taksisinde dilediğiniz yere servis veriyorlar. Bildiğimiz taksinin sudan giden versiyonu 🙂 Fiyatlandırmalar servis verdikleri yere göre değişiyor tabi. Gitmeden önce rezervasyonunuzu buradan yaptırabilirsiniz.

Venedik Şehir İçi Ulaşım

Tabanlara kuvvet

Bir şehir düşünün ki korna yok, egzoz kokusu yok, araba gürültüsü yok, dört bir yanınız sularla çevrili. Hal böyle olunca Venedik için en ideal ulaşım aracı ayaklarınız desek abartmış olmayız. Evet hemen her yere yürüyerek gidebildiğiniz bu şahane şehir size “Venedik ‘te kaybolmanın güzelliği”ni altın tepsiyle sunuyor.

Venice canal view
Her tarafınız böyle manzaralarla çevrili olduğundan yürürken ne kadar yorulduğunuzun farkına bile varmıyorsunuz.
Venice phot shoot
Venedik, fotoğraf severler için tam bir açık büfe
venice canal wooden bridge
Venedik ‘in ara sokaklarında böyle sürprizlerle karşılaşmak için mutlaka kaybolmalısınız.

Venedik ‘de navigasyona hiç ihtiyaç duymayacaksınız. Çünkü ilginç bir şekilde nereden giderseniz gidin, her rotanızın sonu kalabalık turistik noktalara ya da yakınlarına çıkıyor. Zaten bu konuda tabelalar da epey yönlendirici. Öyle ki, Venedik ‘te sokak adı olmadığı için önemli meydan veya yapılara ait tabelalar hemen her sokağa yerleştirilmiş durumda. Hangi sokaktaysanız ona en yakın noktanın tabelasını görüyorsunuz. Sonrası zaten bunları takip etmek. Dolayısıyla Venedik ‘te kaybolurken aslında hiç kaybolmuyorsunuz.

Vaporetto

Yürümek tek opsiyonunuz değil elbette. Çünkü Venedik pek de küçük bir şehir değil. Turistik noktalar birbirine yakın olsa da günün yorgunluğuyla veya enerjinizi doğru tüketmek için bir araca ihtiyaç duyabilirsiniz. İşte can simidiniz Vaporettolar tam da bu noktada devreye giriyor. Vaporetto dediğimiz şey bildiğiniz bizim vapurların minyatür hali. Tüm işletmesi ACTV tarafından yürütülüyor. Minyatür dedik ya hani, işte bu durum turist kalabalığında sizi biraz yoruyor baştan belirtelim. Yolcu kapasitesi sınırlı olduğundan hesapladığınız saatteki motora binemeyebilirsiniz, bunu da göz önünde bulundurmanızı öneririz.

Vaporetto Venedik ‘in başlıca ulaşım aracı. Hem fiyat bakımından deniz taksilerinden çok daha uygun olması hem de hatları ve duraklarının fazlalığı sebebiyle şayet Venedik ‘te bir toplu taşıma kullanmak isterseniz tek tercihiniz olacak. Bu arada taksilerden daha uygun fiyatlı dedik ama diğer Avrupa standartlarına göre günlük maliyeti en yüksek toplu taşıma aracı olduğunu da eklememiz gerek. Yani ucuz ama Venedik standartlarına göre değerlendirirsek 🙂

Vaporetto bileti satın almanız için bir kaç farklı kombinasyon var. Bunlardan en ideali günlük sınırsız olan karttan almak. “1 günde kaç kere bineriz?” derseniz size defalarca diyemeyiz ama en az 2 kere kullanacağınızı öngörüyorsanız mutlaka sınırsız karttan almalısınız. Zira tek kullanımlık biletler bu kartlara göre hayli cep yakıyor. Gelelim ücretlerine;

  • Tek yön 75 dk’lık sınırsız kullanımlı biletler: Bu biletlerin fiyatları 2019 yılı için 7,5 Eur. Ancak sınırsız denmesi sizi yanıltmasın. 75 dakika boyunca aynı yöndeki hatlara sınırsız binebilirken dönüşünüz yani ters istikamet için ekstra bilet almanız gerekiyor. Yani gittiğiniz herhangi bir yerden döndüğünüzde gidiş-dönüş 15 Eur vermeniz gerekiyor. TL’ye çevirince tek bir yer için çılgın bir rakam yapıyor gerçekten!
  • Günlük sınırsız kullanımlı biletler: Yazının başında önerdiğimiz sınırsız biletler tam da buydu aslında. Bu biletleri, aldığınız bilet süresine göre istediğiniz yönde ve sayıda özgürce kullanabiliyorsunuz. Sadece 75 dk’lık kullanım için ödemeniz gereken ücreti düşündüğünüzde aşağıdaki ücretler oldukça makul kalıyor. Aşağıda yer alan kartları ilk kullanımınızda aktif hale getirmiş oluyorsunuz ve geri sayım bu dakikadan itibaren başlıyor. Bilet fiyatlarına gelince;
    • 1 günlük bilet: 1 gün boyunca sınırsız kullanım 20 Eur
    • 2 günlük bilet: 2 gün boyunca sınırsız kullanım 30 Eur
    • 3 günlük bilet: 3 gün boyunca sınırsız kullanım 40 Eur
    • 7 günlük bilet: 7 gün boyunca sınırsız kullanım 60 Eur

 Kartları online olarak bu siteden alabileceğiniz gibi Vaporetto duraklarından da temin edebilirsiniz.

Venezia Unica City Pass

Ulaşım ve beraberinde pek çok müzede indirim vb avantajlara sahip olabileceğiniz City Pass de bir diğer seçenek. Ana hatlarıyla 3 çeşit kart bulunuyor. Silver Card, Gold Card ve Platinum Card. Kartlar ve ücretlendirmeleri, kapsamlarına göre kendi içlerinde de kırılımlara ayrılıyor.

Dikkat! Silver Kart ücretsiz ulaşım seçeneği içermiyor ne yazık ki. Diğer kartlardan Gold Card 3 günlük sınırsız ulaşım hakkı sağlarken Platinum Card 3 günlük ve 7 günlük sınırsız ulaşım seçenekli kartları barındırıyor.

Detaylı bilgiyi ve online biletleri web sitesinden alabilirsiniz. Şayet online olarak aldıysanız ve içinde toplu taşıma seçeneği varsa biletlerinizi elinizde bulundurmak zorundasınız. Bunu da, satın aldığınızda size verilecek olan numara ile şehirde bulunan ACTV bilet makinelerinden veya Hello Venice turist ofislerinden alarak gerçekleştirebilirsiniz. Online olarak almak istemezseniz de şehir içinde bilet satan noktaları tercih edebilirsiniz.

Venedikte Konaklama

Pek çok yerde rastladığınız “konaklama anlamında Venedik pahalı bir şehir” tespitine katılmamak elde değil; gerçekten pahalı. Gelir yüzdesinin büyük bölümünü turistik faaliyetlerden aldığını düşünürsek yeme-içme, konaklama ve ulaşımın neden bu kadar pahalı olduğunu anlamak zor olmuyor. Harcayın sevgili turistler, harcamazsanız biz harcatırız diyorlar adeta 🙂

San Marco square in Venice gondola
San Marco Meydanında bulunan Dükler Sarayı’nın önünden, San Giorgio Maggiore adasına geçen Vaporettolara binebilirsiniz. 

Venedik, Sestieri denilen 6 bölgeye ayrılmakta. Bu bölgelerden en merkezi ve turistik noktaların yakınlarında olan bölgelerinden biri ve en çok tercih edileni San Marco bölgesi. Yani San Marco bölgesinde yer alan bir otelde konaklarsanız hem ulaşım hem de gezi rotası anlamında epey rahat edeceksiniz demektir. E tabi hal böyle olunca otel fiyatları da bu merkezilikten nasibini alıyor. Ancak unutmamak gerekir ki Venedik ‘te neredeyse her yeri yürüyerek keşfedeceksiniz. Özellikle kısıtlı zamana sahipseniz, otelinizin kolay ulaşılabilir olması, efektif bir gezi kurgulayabilmeniz açısından önemli. Yani burası “bir tık şehir merkezinden çıkın, turistik bölgelere uzak bir yerde ucuza kalın” diyebileceğimiz Avrupa şehirlerinden kesinlikle değil. Bu sebeple bizim konaklama bölgesi önerilerimizin başında San Marco geliyor. 

Size tavsiye ettiğimiz üzere biz de San Marco bölgesini tercih ettik. Aslında otel tavsiyesi olayına çok girmek istemesek de o kadar memnun kaldık ki bir adını geçirelim dedik. Otelimizin adı: Hotel Ala. Odalar tipik Venedik otelleri küçüklüğünde olsa da lokasyonu, hizmeti ve özellikle kahvaltısı tek kelimeyle enfesti. Yoruldukça otele gidip dinlendik, kendimizi sıfırlayıp tekrar hop dışarı. Dememiz o ki şayet San Marco bölgesinde bir otel önerisi isterseniz Hotel Ala’yı da bir inceleyin deriz.

Peki tek çıkar yol San Marco bölgesi mi? Elbette hayır. Yine Büyük Kanal’a komşu olan San Polo bölgesi de rahat edebileceğiniz seçeneklerden. Çok yakın olmamakla birlikte yürüyerek San Marco bölgesine geçebiliyorsunuz. Yürümek istemezseniz de Vaporettolar imdadınıza yetişiyor. Dolayısıyla San Marco bölgesine kıyasla biraz(cık) daha uygun fiyatlara otel bulmanız mümkün.

Şayet daha da uygun fiyata otel arıyorsanız, lagünün biraz dışına çıkıp Mestre veya Lido bölgelerinde de konaklayabilirsiniz. Venedikte konaklamanın hayli pahalı olması bu bölgeleri turistler açısından popüler yapmış durumda. Buralardan Venedik ‘e ulaşımı Vaporetto ile sağlamak durumundasınız. Yolculuk 15 dakika ile 30 dakika arasında sürebiliyor. Akşam geç saatlere kadar da seferler mevcut. Konaklama ücretleri bakımından San Marco ve San Polo bölgeleri arasında uçurum derecesinde bir fark yok ancak San Marco ile Lido veya Mestre’yi karşılaştırdığımızda ortaya çıkan fark hatırı sayılır derecede oluyor. Bu durumda değerlendirmeyi size bırakıyoruz. 🙂

Venedik Gezi Rehberi – Mutlaka Görmeniz Gerekenler

Ron’s Planet sizin için ihtiyaç duyacağınız tük noktaları sizin için bir haritada topladı. Ulaşmak için üstüne tıklamanız yeterli.

Hiçbir şey yapmasanız, hiçbir tarihi ve turistik yere girmeseniz, sadece Venedik ‘in sokaklarında yürüseniz ve her gün farklı bir yerinde kaybolsanız bile şehrin büyüleyiciliğini ve güzelliğini görebilirsiniz. Fakat “bu bize yetmez, nereleri gezelim detaylandır bize Ron” diyenleriniz için buyrunuz gezi rehberimiz emrinize amade 🙂

Piazza San Marco (San Marco Meydanı)

Venedik denilince yazılı, basılı, görsel tüm kaynaklarda ilk sırada gösterilen San Marco Meydanı elbette bizim listemizin de başında yer alıyor. Neden derseniz; 4 İncil yazarından biri olan San Marco’nun adının verildiği bu meydan tarihi ve mimari açıdan oldukça önemli. Dünyanın en güzel meydanlarından biri olarak gösteriliyor. Önemini, tarihi boyunca yönetimin ve ticaretin merkezi olmasından alıyor olsa da mimarisi ve içinde barındırdığı önemli yapılarıyla da başlı başına görsel şölen sunuyor. Dememiz o ki San Marco, diğer Avrupa şehirleri ile kıyaslandığında gerçekten farkını ortaya koyuyor; etkilenmemek mümkün değil. Hadi bakalım meydanda görülmeye değer neler varmış bir göz atalım.

Tuğçe jumping san marco square in Venice
Tuğçe küçükken kafein kazanına düştüğünden sabahları kahve içmesine gerek kalmadan zıplayarak güne başlayabiliyor.

Öncelikle meydanı çevreleyen pek çok hediyelikçi ve cafe bulunuyor. Özellikle öyle bir cafe var ki kendisinin ünü dünya çapında. Peki “Dünyaca ünlü”nün dilimizdeki karşılığı nedir? Aşırı pahalı, kaçın! Şaka bir yana -aslında düşününce şaka olmayabilir- Cafe Florian Avrupa’nın en eski cafesi. Tam 1720 yılında açılmış. Şimdi böyle bir ünü olunca da oturacak yer bulmakta zorlanabilirsiniz. Diyelim ki şanslı gününüzdesiniz ve yer buldunuz. Cafe’nin meydana bakan sandalyelerinden birine oturup, cafe kapısının önünde çalınan canlı müziği dinleyip kahvenizi yudumlar ve huzurla dolarken az sonra dinlemiş olduğunuz o müzik için sizden müzik ücreti altında para alınacağını ve bu yetmezmiş gibi bir de coperto yani oturma parası ekleneceğinden muhtemelen habersizsiniz. Ama artık değilsiniz çünkü Ron’s Planet tam da bunun için var 🙂 Sonuç olarak; Florian ya da meydandaki cafelerden birine oturacaksanız fiyatların ortalamanın üstünde olduğunu ve sizden ek ücretler isteneceğini göz önünde almanızı tavsiye ediyoruz.

San Marco square in Venice
San Marco Meydanı aslında bir anlamda tüm mevzunun döndüğü yer! Buraya geldiğinizde zaten Venedik ‘te görülmesi gereken ilk 5 yeri aradan çıkarmış oluyorsunuz.

Meydanın denize bakan kısmında yanyana duran 2 tane direk göreceksiniz. Bu direklerden birinin üzerinde Venediğin simgesi kanatlı aslan figürü, diğerinde ise Venediğin koruyucu azizi Theodorus bulunuyor. Aman bu direklerin arasından geçmeyin. Zira bu direklerin arasından geçmenin uğursuzluk getirdiğine inanılıyor. Gerçekliğini test etmemenizi öneriyoruz 🙂

Venedik ‘in turist kalabalığından daha önce bahsetmiştik. Sadece insan kalabalığı değil bir de güvercin kalabalığı mevcut. Yanlışlıkla bu güvercinlerden birini ezer ve ölümüne sebep olursanız bunun bir para cezası var. Evet doğru duydunuz. Biz de ilk duyduğumuzda “güvercin nasıl ezilir yahu?” dedik ama belli ki bu konuda başlarına bir şeyler gelmiş ve sonrasında bu yaptırımı uygulamaya başlamışlar. Bizce çok da iyi etmişler.

Basilica Di San Marco (San Marco Bazilikası)

Meydanın en ihtişamlı yapısı desek abartmış olmayız. Üstelik Aziz San Marco’nun naaşını defnetmek için yapılan bu görkemli bazilikanın bizim tarihimiz açısından da önemi bulunuyor. Mimari açıdan Ayasofya’nın kopyası olduğu öne sürülüyor ve Bizans mimarisinin en önemli eserlerinden biri olarak gösteriliyor. Giriş kapısının üzerinde 4 tane at figürü dikkati çekiyor. Sevgili Ron’s Planet okurları: Bilin bakalım bu atlar aslında kime aitmiş? Evet doğru tahmin ettiniz; atlar Haçlı Seferleri sırasında İstanbul Sultanahmet Meydanından çalınarak Venedik ‘e getirilmiş; yani bizden yağma edilmiş. Bazilikanın dışında yer alan atlar aslında replika. Orjinalleri bazilikanın içinde yer alan “Museo Marciano” da sergileniyor.

Dışarıda başlayan ihtişam aynen içeride de sürüyor. Kısacası Venedik ‘e gelmişseniz burası mutlaka görülecek yerler listenizin üst sıralarında yer almalı. Yalnız bu güzel yapıyı görmek için içeriye şapka,sırt çantası gibi ibadet edilen yere uygun olmayan aksesuar, giyim (kısa şort, mini etek) vb.’ye sahip olmamanız gerekiyor; aksi takdirde hiç acımıyorlar ve içeri alınmıyorsunuz. “Peki eşyaları ne yapalım arkadaş? Biz turistiz tabi sırt çantamız olacak” derseniz de bunun için emanet yerlerine yönlendiriliyorsunuz. Ayrıca içeride görüntü almakta yasak. Tabi ki uzun kuyruklar sonrası o bazilikaya girmeyi başarmışsanız hiç kimse sizi orayı fotoğraflamanızdan alıkoyamaz değil mi? Ancak bunu yaparken görevlilerin gözünün içine sokmadan ve flaşlarınızı kapatarak yapmaya çalışın mümkünse. Çünkü burası halihazırda ibadete açık ve aktif olarak kullanılan bir bazilika. Dolayısıyla kurallar konusunda son derece katılar.

Bazilikaya girişiniz ücretsiz. Tam merkezde yani Venedik ‘in kalbi San Marco’da yer aldığından hangi mevsim, ay, gün giderseniz gidin o upuzuuuun kuyruğu beklemek zorunda kalacaksınız. Ziyaret saatleri de aylara göre veya özel dönemlere, günlere göre değişiklik gösteriyor. Bunun için gitmeden önce seyahat tarihlerinizdeki açılış-kapanış saatlerinizi web sitesinden kontrol etmenizi öneriyoruz.

Campanile di San Marco (San Marco Çan Kulesi)

San Marco meydanında ve San Marco Bazilikasının ana giriş kapısının tam karşısında bulunan, 99 mt yüksekliği ile Venediğin adeta seyir terası ve ikonik simgelerinden biri olan çan kulesi aslında eskiden deniz feneriymiş. Sonradan çan kulesine dönüştürülmüş. Kulenin en üstünde altından bir melek figürü var ve bu rüzgarın yönünü gösteriyor. Yani rüzgar hangi yönden eserse meleğin kanatları o yöne dönüyor. Aynı zamanda ilk yapıldığı yıllarda çöküp çok sayıda Venedikli’nin hayatını kaybetmesine neden olan bu kule, farklı anlamlara sahip 5 tane çana sahip.

Venediğin tüm turistik noktalarında kuyrukta beklemek gelenek halini almış durumda. Aynı şey kule için de geçerli. Genellikle sabah 09:30’da açılan yapının özellikle kapanış saatleri değişebiliyor. Bu sebeple tıpkı San Marco Bazilikasında olduğu gibi çan kulesi planı yapmadan önce saatleri bir gözden geçirin. Bu arada giriş ücreti de 2019 yılı için 8 Eur.

Torre dell’ Orologio (St Mark Saat Kulesi)

San Marco Bazilikası’nın ana giriş kapısına yüzünüzü döndüğünüzde hemen solunuzda yer alan bu yapı ünlü saat kulesi, bir diğer adıyla Astronomik Saat. Oldukça görkemli olan bu yapı, 12 Eur karşılığında içeriden de gezilebiliyor. (Dışarıdan gördüğünüz dev saatin mekanizmaları arasında gezmek de ayrı bir zevk hani) Biletinizi önceden almak ve ek bilgiler için sizi buraya alalım.

Palazzo Ducale (Dükler Sarayı)

Yine bir San Marco meydanı hazinesi daha karşımızda. Eskiden uzunca bir süre Venediğin yönetildiği yer olan saray şu an müze olarak hizmet veriyor. Sadece yönetimin merkezi değilmiş tabi; aynı zamanda içerisinde yer alan ve Scala dei Giganti (Devler Merdiveni) denilen yerde dükaların taç giyme törenleri yapılırmış ki zaten sarayın adını buradan aldığı söyleniyor. (Gidince bu merdiveni de ziyaret etmeyi unutmayın.) Bitti mi sandınız! Aynı zamanda mahkemelerin yapıldığı ve suçlu bulunanların gönderildikleri hücreler de yine burada yer alıyor.

Venediklilerin ihtişamı ne kadar sevdiği malumunuz. Bir de söz konusu sarayları olunca ne kadar mütevazi davranabilirler varın siz düşünün. Hem dış mimarisi hem de iç mimarisinin güzelliğiyle kesinlikle Venedik rehberinizde yer almalı. Yer almalı dedik ancak yine bir sıra bekleme vakasıyla karşı karşıya kalacaksınız bunu da unutmayın. Tabi “fast track” hamlesini size yaptıracak kartlardan biri elinizde yoksa ya da bileti önceden online ayarlamadıysanız. Şayet siz de bizim gibi hiçbir kart almadıysanız ya da almaya niyetli değilseniz saraya giriş için ödeyeceğiniz ücret kişi başı 20 Eur. (Bu fiyata hapishane hücreleri dahil değil.) Şehir kartlarınız varsa, zaten hemen hepsinin kapsamında burası mevcut. Detay için yazımızın “Venedik Gezisi İçin Avantajlı Kartlar” kısmına bakabilirsiniz. Saray sabah 08:30’da açılıyor ve 17:30’a kadar ziyarete açık.

Ponte Dei Sospiri (Ahlar Köprüsü)

Photo in front of Bridge of Sighs in Venice
Dükler Sarayı ve hapishaneyi birbirine bağlayan kemer, eski dönemlerde mahkumların hücrelerine gitmeden önce Venedik ‘i son kez görerek iç çektikleri Ahlar Köprüsü olarak adlandırılıyor. Şimdi ise altlarından geçen gondollarla aşıkları buluşturuyor.

Ahlar köprüsü San Marco meydanının denize bakan kısmında yer alıyor. Özellikle aramanızda hiç gerek yok; zaten kalabalığı hemen görüyorsunuz. Buranın hikayesiyle ilgili de size bir iyi bir de kötü haberimiz var. Önce hangisinden başlayalım? Dükler Sarayı ile Yeni Hapishaneyi birbirine bağlayan bu köprü; mahkumların hücrelerine götürülmeden önce son kez Venediği pencereden gördükleri ve iç geçirip, ah ettikleri yermiş. Ama öte yandan da şayet bu köprünün altından tam gün batımında ve sevgilinizle öpüşerek geçerseniz aşkınız daim olurmuş. Tabi buranın altından geçmenin tek yolu gondola binmek. Yani biz bu rivayete pek de inanamadık doğrusu. Size de gondolcu cemiyetine katkı olsun diye uydurulmuş gibi gelmedi mi?

Buraya kadarki maddelerin hepsi San Marco Meydanı ve çevresinde bulunmakta.  Yani bir kere oraya ulaştınız mı yukarıdaki tüm yapıları sırasıyla görebilirsiniz.

Ponte Di Rialto (Rialto Köprüsü)

Geldik Venediğin turist kalabalığını iliklerinize kadar hissedeceğiniz Rialto Köprüsüne. Büyük Kanal üzerinde yer alan bu köprü şehrin simgelerinden biri olarak gösteriliyor. Büyük Kanalda yer alan 3 büyük köprüden en popüler olanı. İç kısmında yer alan hediyelik eşya dükkanları da ayrı bir mutluluk. Tavsiyemiz gün batımında burada olmayı deneyin. Şayet kalabalıktan kendinize yer bulabilirseniz en güzel gün batımı manzaralarından biri sizi bekliyor olacak. Ron demişti dersiniz 🙂Photo in front of Rialto Bridge in Venice

venice rialto bridge sunset Sunset Rialto Bridge in Venice

Ponte Degli Scalzi & Ponte Dell’Accademia ( Scalzi ve Accademia Köprüleri)

Rialto kadar ünlü olmayan bu iki köprü bizce Rialto’yu gördüyseniz köprünün kendisi çok da gerekli değil. Ancak manzarası özellikle fotoğrafçılar için önemli bir cazibe noktası. Accademia Köprüsü sanat galerisine giden yol olduğundan Scalzi’den daha çok rağbet görüyor. Yani farkında olmadan aslında denk olasılığınız çok yüksek.

Long Exposure Accademia Bridge in Venice
Accademia Köprüsü üzerinde aldığımız bu uzun pozlama fotoğrafın ayrı bir önemi var çünkü çekebilmek saatler sürmüştü. Köprü ahşap olduğundan her kalabalık bir yığın geçtiğinde sallanıyor ve 5 dakikaya yakın süren pozlamaya sıfırdan başlıyorduk.

San Giorgio Maggiore Kilisesi – (Chiesa Di San Giorgio Maggiore) 

Inside view San Giorgio Maggiore Church in Venice
Çan kulesine bazilikanın içerisinden geçerek çıkıyorsunuz.
San Giorgio Maggiore Belfry
Buranın bir çan kulesi olduğunu ve tepenizde çaldığında sizi zıplatacak çanların olduğunu manzaraya dalıp da aman unutmayın.
Venice view from San Giorgio Maggiore Belfry
Çan kulesinden Di Santa Maria Della Salute Bazilikasını ve San Marco meydanını izleyebilirsiniz.

İşte size anlatmak için en heyecan duyduğumuz yerlerden bir tanesi. Venedik ‘i kuş bakışı seyretmek ve şahane bir manzarayla görsel şölen yaşamak için çan kulesinde deli gibi kuyruk beklemek zorunda değilsiniz. San Marco çan kulesinin vadettiği görsel zevkin farklı bir versiyonunu tam da burası veriyor; hem de çan kulesinin kalabalığının çeyreği bile yokken. San Marco meydanından San Giorgio adasına giden 2 numaralı vaporettoya bindiğinizde 1 durak sonra (Isola Di San Giorgio durağı), yani 5 dk içinde kilisenin önündesiniz. Çıkar çıkmaz Venediği karşıdan görebiliyor ve ihtişamına şapka çıkartıyorsunuz. Çan kulesine haftanın her günü sabah 09:00-17:45 saatleri arasında ve 6 Eur karşılığında asansörle çıkabilirsiniz. Kiliseye giriş ise ücretsiz. Ancak resmi sitesinde yazan saatler böyle olmasına rağmen biz öğlen 12 de oradayken çat diye kapıyı üstümüze kapatıp 2 saatliğine kuleye çıkış yok deyiverdiler.   San Giorgio Maggiore Belfry VeniceSan Giorgio Maggiore Church in Venice Venice view from San Giorgio Maggiore bell tower

Ca’d’Oro (Altın Ev)

Büyük Kanal üzerinde bulunan ve defalarca el değiştiren; bu el değiştirme sırasında ne yazık ki tahrip edilen bu muhteşem 2 katlı saray eskiden konut olarak kullanılırken günümüzde müze olarak hizmet vermektedir. Müzede Giorgio Franchetti’nin eserleri sergileniyor. Şayet büyük Franchetti‘nin resim koleksiyonuna ayrı bir ilgi duymuyorsanız içerisini gezmenize pek de gerek yok. Ancak Ron der ki “en azından dışarıdan mutlaka görmelisiniz”. Bunun için de 1 numaralı Vaporetto’ya binip Büyük Kanal turu yapmak güzel bir öneri olabilir. İçeriyi gezmek için ücret 6 Eur.

La Fenice (Fenice Tiyatrosu)

İtalya’nın en önemli opera binalarından biri olan La Fenice yine Venedikte görülmeye değer yerlerden biri. Şayet vaktiniz ve tabi ilginiz de varsa seyahat tarihinize denk düşen temsillerden birini izleyebilirsiniz. Ancak bilet fiyatlarının en kötü kategori biletler için bile hayli pahalı olduğunu da belirtelim. Detaylı program bilgisi ve online bilet alımı için web sitesini ziyaret edebilirsiniz. Bir de burada bir temsil izleme niyetiniz varsa bilet alımı için biraz çabuk davranmalısınız. Çünkü hızla tükeniyor.

Basilica Di Santa Maria Della Salute (Santa Maria Della Salute Bazilikası)

Venedikte bulunan bazilikaların en ünlülerinden. Zamanında yaşanan veba salgını durdurulamayınca Meryem Ana’ya ithaf edilerek bu bazilika inşa edilmiş ve vebayı durduracağına inanılmış. Mimari açıdan kesinlikle görülmeye değer. Giriş ücretsiz ve haftanın her günü ziyarete açık. Buyrun bu da web sitesi.

Basilica of Santa Maria Della Salute in Venice
Santa Maria Della Salute Bazilikası büyük kanalın tam girişinde her taraftan görebileceğiniz bir konuma sahip.

Chiesa Della Madonna Dell Orto (Madonna Dell Orto)

Eveeet yine bir kilise ile karşınızdayız efendim. Zira Venedik bu anlamda bir cennet. Elinizi sağa koysanız kilise sola koysanız bazilika. Bu da yine listemizin olmazsa olmazlarından. Vaktiniz varsa buraya da mutlaka uğramalısınız.

Casino Di Venezia

Dünyada halka açık olan ilk casino olma özelliğiyle turistlerin de yoğun ilgisini çeken casino, meraklısına eğlenceli vakitler sunuyor. Mutlaka görmeniz gerekenler kategorisinde olmamakla beraber görmek isteyenler için biz listeye eklemek istedik. Casino bir kaç katlı. İlk katta slot makinalar ve üst katta az miktarda slot makinalarıyla beraber canlı masalar bulunuyor. Ortamın baya ciddi ve canlı masaların olduğu katta kıyafet zorunluluğu olduğunu belirtelim. Gidecek olanlara şimdiden bol şans 🙂 Ha bu arada giriş ücreti 5 Eur ancak city passlerden bazılarına ücretsiz olabiliyor. Detaylı bilgi için tık tık.

Burano ve Murano Adaları

Venedik lagününde yer alan şahane yerlerden birisi de bu iki ada. San Marco meydanında bulunan San Zaccaria durağından 41, LN kodlu vaporettolara binerek kolaylıkla ulaşabilirsiniz.

Adalara gidecekseniz yüksek ihtimal önceliğiniz Murano olacak. Çünkü güzergah olarak ilk önce burası geliyor. Murano, Venediğin içinde defalarca görmüş olduğunuz “Original Murano Glasses” yazısının anavatanı. Dükkanlarda, tezgahlarda satılan tüm o cam ürünleri Murano’dan çıkıyor. Dolayısıyla adada ağırlık cam işçiliğine ait. Hatta camlara o şahane şekillerin nasıl verildiğini de canlı olarak izleme şansınız var. Her bir ürün kendi yaratıcısının imzası ve sertifikasıyla satılıyor. Peki adada satılan bu cam ürünleri pahalı mı? Ne yazık ki evet. Fiyat aralıkları çok geniş olsa da bir kaç cm lik ufak ürünlerin bile yüzlerce Euro‘dan başladığını belirtelim.  Ancak almasanız da camların renkli dünyasını yakından görmek gerçekten çok keyifli.

Bir renkli dünya da Burano adasına ait. Murano’ya nazaran biraz daha uzakta olan bu butik ada rengarenk evleriyle ve dantelleriyle ünlü. Şayet burayı rotanıza dahil ederseniz ünlü dantellerinin nasıl işlendiğini de gözlerinizle görebilir, renklerin en canlısına sahip evlerinin önünde şahane selfieler çektirebilirsiniz.

Gondola Binmeli miyim?

Gondola trip in Venice
Gondol gezintisi dışarıdan gözüktüğünden çok daha keyifliymiş

Şüphesiz Venedik denildiği zaman aklınızda oluşan ilk resim gondol oluyordur. Siz sevgilinizle kış soğunda sıcacık battaniyenin altında büyülü şehrin kanallarında baş başa romantik dakikalar geçirirken, hasır şapkalı, çizgili kıyafetli birisi de usulca arkanızda gondolu sürüyor. Hayaller böyleyken gerçek durum ne peki?  Şehirle özdeşleşmiş gondollar bir turist tuzağı mı yoksa gerçekten parasını hak ediyor mu?Gondolas in Venice

“O kadar para” diyoruz çünkü gondola binmek gerçekten pahalı bir aktivite. (Hoş Venedikte neye ucuz dedik ki!) Yarım saatlik, hatta bazen gondol trafiğinden 25 dk ya kadar düşebilen gondol sefasına ödeyeceğiniz ücret kış aylarında 80 Eur iken yaz aylarında ve pik sezonda 110-120 Eur’a kadar çıkıyor. “E pazarlık?” dediniz değil mi? Maalesef gondol fiyatları sabit ancak yapacağınız pazarlıkla belki süreyi 5-10 dakika uzatabilirsiniz. Tabi doğru gondolcuya denk gelebilirseniz. Çünkü hemen hepsi bu konuda burunlarından kıl aldırmaz düzeyde tok satıcılar.

Venice grand canal gondola trip
Gondolda kanalların içerisindeyken, yürüyerek göremeyeceğiniz kadrajlara da sahip olabiliyorsunuz.

Bu arada gondola ödenen ücret kişi başı değil gondol başına ödeniyor. Yani 2 kişi de binseniz 6 kişi de binseniz tutar aynı. Bu sebeple genellikle paylaşımlı olarak gondol kullanımı tercih ediliyor. Şayet çevrenizde siz gibi birileri varsa hemen birlik olup gondol ücretini bölüşebilirsiniz. Böylece sezonuna göre kişi başı 15-20 Eur arası değişen bir fiyatla bu keyfi yaşayabilirsiniz. Peki nerelerden gondola binebilirsiniz? Neredeyse her yerden. Venedik ‘ in bir çok kanalına dağılmış durumdalar. Hepsinin de ayrı belirli bir rotası var. Yani binip ben şurayı gezmek istiyorum diyemiyorsunuz. Bu noktada size önemli bir tavsiyemiz var; kesinlikle San Marco civarı gibi popüler turistik noktalardan binmeyin. Hem sıra bekliyorsunuz hem de biner binmez önünüzde oluşmuş tek sıra gondol trafiğiyle beraber metrobüsten hallice bir güruh halinde ilerliyorsunuz. Haliyle işin tüm büyüsü kaçıyor. Buralardan kaçıp daha tenha yerlerden binin ki kanalda tek başınıza gezintinin keyfini çıkartın.

Venice gondola trip
Sakin sayılabilecek bir gondol rotası

Sonuç olarak gondol pahalı mı: Kesinlikle evet. Venediğe gelmişken binilmeli mi: Kesinlikle evet. Venediği kanalların içerisinden su hizasından görmek çok keyifli. Şehir gerçekten bir başka gözüküyor sanki gondolun içinden.

Venedik Yeme İçme Rehberi

İtalyadayız ne de olsa; gelsin makarnalar gitsin pizzalar dediğinizi duyar gibiyiz. Sizi üzmek istemeyiz ancak Venedik diğer İtalyan şehirlerinden bu anlamda ne yazık ki ayrılıyor. Elbette İtalya’ya özgü şeyleri layıkıyla yiyebileceğiniz yerler mevcut fakat genel anlamda İtalyanlar mutfak kültürü konusunda Venediği İtalya’dan saymıyorlar. Klasik lezzetler içinse kesenin ağzını açmanız gerektiğini de eklememiz lazım. Ağırlıklı olarak deniz ürünleri mevcut. Yani denizden çıkan ne ararsanız burada bulabileceğinizi garanti edebiliriz. Şimdi ufak ama işinize yarayacak bir kaç mekan önerisinde bulunalım.

Şehri gezerken fark edeceğiniz üzere, tüm dükkanlar ya hediyelikçi ya da restaurant. Durum böyle olunca önünüzde inanılmaz çok seçenek çıkıyor. Kişi başı 100 Eur vereceğiniz yerler de mevcut; 7 Eur’a basitçe atıştırabileceğiniz yerler de…

Şehrin kalabalık olmasından dolayı restoranları genel olarak dolu göreceksiniz. Bazı mekanlar rezervasyonla çalışırken çoğunluğu rezervasyonsuz kabul ediyor. Bizim denediğimiz ve gözümüz kapalı tavsiye edebileceğimiz yerlerden biri Antica Carbonera. Anıl’ın daha önceki seyahatinde keşfettiği bir mekandı. Pasta canavarı olarak, Milano seyahatimizde istediğimiz mekanda yer olmadığından kös kös geri dönmek zorunda kalınca, Anıl bu sefer beni Venedikte iyi bir pastacıya götürmeyi kendine görev edinmişti. Ne de güzel yapmıştı. Hakikaten de leziz bir yemek yedik. Deniz ürünlü tagliatelle ile spagetti bolognese ve yemek öncesi ikramları harikaydı. Fiyatlar Venedik ortalamasında. (Biz 2 çeşit makarna, 1 kadeh beyaz şarap,1 adet Splitz ve 1 adet büyük şişe suya 66 Eur ve Venedikte bir gelenek olan servis ücretine 8 Eur ve oturma bedeline 3 Eur verip toplamda 77 Eur’a çıktık.Sea Food pasta in Venice

Kahvaltı

Bizim otelimiz kahvaltı açısından son derece tatmin edici olduğundan hiç dışarıda yemek zorunda kalmadık ama Venedikte kahvaltı denilince ilk akla gelen yerin Cafe Florian olduğunu biliyoruz. San Marco meydanında yer alan bu eski ama klasikleşmiş mekan menüsünde kahvaltıyı da barındırıyor ve oturanları asla pişman etmiyor. Bir de tabelasında “Pasticceria” yani “pastane” yazısını gördüğünüz her yer size tazecik kruvasanlar, focaccialar, sandviçler ve elbette kahveler sunuyor olacak. Bu konseptte olup da tatları tescilli yerlere örnek olarak; Farini Venezia, Majer Venezia, Rosa Salva’yı verebiliriz. Şayet bunlardan herhangi birinin kruvasanını denerseniz bizi de haberdar edin 🙂

Tiramisu

Bunun için tek adresiniz var desek yeridir. I Tre Mercanti! Buraya 10 tane daha ünlem koyabiliriz o derece güzel Tiramisuları var. Buraya n’olurrr gidin ve hatta bize de getirin lütfen, vermezlerse kaçırın 🙂  Bu arada 1 tane Tiramisu 3,70 Eur ve başka ek bir ücret yok.

Dondurma

İtalya’nın zincir dondurmacısı Grom Venedik ‘te de karşımızda. Hem de tam 4 şubesi ile. Katkısız ve şahane güzellikteki dondurmalarını mutlaka denemenizi öneriyoruz. Bir de karşınıza çıkarsa denemeden geçmeyin diyeceğimiz Suso var tabi. Kendisi Venediğin en ünlülerinden. Her iki yerin de dondurmaları şahane, gönül rahatlığıyla tavsiyemizdir.

Pizza

Venedikte pizzayı nerede yiyeceğinizden ziyade nerede yememeniz gerektiğiyle başlayalım: Spontini. Milano’daki Spontini’yi ne kadar tavsiye ediyorsak Venedik şubesi bir o kadar uzak durun diyeceklerimiz arasında. Biz peyniri erimemiş, sosu az ve sası bir pizzayla karşılaşınca büyük hayal kırıklığı yaşadık. Çünkü Milano’daki deneyimimizden sonra özellikle navigasyondan aratarak ve şehrin bir ucundan gelerek burayı tercih etmiştik. Üzgünüz ki gerçekten başarısızlar. Bunun yerine tercihinizi, önünde uzun ama çabuk eriyen kuyruklar olan lokal pizzacılardan yana kullanmanızı öneririz; emin olun onlar sizi yanıltmaz. Zaten dolup taşıyorlar siz de göreceksiniz; sadece pizza amaçlı değil sosyalleşme amaçlı da tercih ediliyorlar çünkü. “Özellikle tavsiye edebileceğimiz bir tanesi var mı?” derseniz elbette var; Antico Forno. Bu küçük dükkanda pek çok çeşit harika kalın hamur pizza bulunuyor. Hemen orada yiyebileceğiniz gibi alıp götürebiliyorsunuz da. Muhakkak denemenizi öneriyoruz.pizza antico forna in Venice

Makarna

İtalya’da pek çok yerde fast food konseptiyle makarna yapan yerler göreceksiniz. Venedikte de oldukça tercih edilen bu tarz yerlerde makul fiyatlara makarna yemeniz mümkün. En yaygın olanlarından biri Dal Moro’s Fresh Pasta To Go. Gidince tek yapmanız gereken 6.5 – 7 Eur karşılığında makarna tipinizi ve sosunu seçerek keyfini çıkarmak. Şimdiden afiyet olsun.

Venedik ‘te Alışveriş

İtalya denilince çılgın İtalyan giyim devleri, dünyaca ünlü markalar ve şaşalı vitrinler hemen insanın gözünün önünde beliriveriyor değil mi? Haksız sayılmazsınız ancak Venedik bunun için bir Milano kadar doğru adres değil maalesef. Elbette hemen hemen tüm markaları bulabiliyorsunuz ancak örneğin Milano’da alışveriş dendiğinde akla nasıl giyim geliyorsa Venedikte alışveriş denilince de Murano camından yapılan türlü türlü hediyelikler akla geliyor.

Handmade Venice Masks
Çin yapımı plastik maskeler satan hediyelikçilerin aksine, orijinal el yapımı maskelerin sergilendiği dükkanlara her yerde rastlayamıyorsunuz.

“Sen yine de giyim konusunda bize cadde ismi ver lazım olur Ron” diyorsanız da önerimiz Salizada San Moisè olacak. Prada, Hermes, Bottega Veneta, Miu Miu, Cartier, Louis Vuitton ve daha bir çok tanınmış marka bu caddede sizi bekliyor.

Bunun dışında Venedik tam bir hediyelik eşya cenneti. Neredeyse her sokakta bir dükkan bulunuyor. Çoğunluğu cam ürünleri ve maskelerden oluşan yüzlerce dükkan sizi bekliyor. İnanın hangisine bakacağınızı şaşırıyorsunuz. Bunun dışında yine fazlaca sayıda hobi dükkanları da dikkati çekenlerden. Elbette fiyatlar biraz yukarıda ama öyle orijinal şeyler var ki insanda gerçekten hayranlık uyandırıyor. Kısacası Venedik ‘te alışveriş kavramı çok çeşitli. Dönüşte sevdiklerinize hediye vermek istiyorsanız olabilecek en doğru şehirdesiniz. Mutlu alışverişler! 🙂

Venedik Gezinizde Size Avantaj Sağlayabilecek Kartlar

Venedik seyahatinizin süresine bağlı olarak, ziyaret etmek istediğiniz yerleri zamansal ve maddi olarak organize etmek zor olabiliyor. Çünkü gezilecek görülecek çok fazla yer var. Buna bir de girişler için katlanmanız gereken uzun mu uzun kuyrukları eklersek, ne planladıysanız ancak yarısını yapmış olarak dönme olasılığınız yüksek. Genel olarak 2-3 günlük bir plan şehir için fazlasıyla yeterli olsa da ben gelmişken tüm müzelere gireceğim tüm o ünlü sergileri gezeceğim diyorsanız hem maddi açıdan, hem de kapıda karşılaşacağınız kuyruklar nedeniyle vakit açısından zorlanabilirsiniz. İşte bunun için size yardımcı olacak pek çok ve farklı seçenekte kart bulunuyor. Bu kartlar sayesinde hem bilet alımları için kuyruk beklemiyorsunuz hem de görmek istediğiniz yerlere ayrı ayrı ödeyeceğiniz ücretlere nazaran daha ekonomik bir şekilde ve toplu olarak hepsinin alımını gerçekleştiriyorsunuz. Şimdi size kullanabileceğiniz en önemli 3 karttan bahsedelim. Siz de görmek istediğiniz yerlere göre hangi kart size daha uygun oluyorsa seçim yapın 🙂

Venice night photos
Venedik, gece de adeta yağlı boya bir tablonun içerisindeymişsiniz gibi manzaralar sunuyor.

St. Marks Square Museum Card

Bu kart size San Marco meydanında yer alan 4 önemli müzeye giriş hakkı tanıyor. Ulaşım, internet gibi ayrıcalıklar bulunmuyor ve kartın sabit fiyatı 23,40 Eur. Giriş hakkı verilen müzeler;

  • Doge’s Palace
  • Correr Museum
  • Archaeological Museum
  • Biblioteca Nazionale Marciana

Kartı online olarak alabileceğiniz yerlerden biri burası.

Venice Museum Pass

Bu kart, isminden de anlaşılacağı üzere San Marco Museum Card’a kıyaslandığında daha kapsamlı bir kart. Venedik genelinde 11 müzede geçerli olan bu kart yetişkinler için 32,40 Eur, indirimliler için (65 yaş üstü, 6-14 yaş arası,15-25 yaş arası öğrenciler) 26,40 Eur. Yine burada da ulaşım, internet gibi ayrıcalıklar bulunmuyor. Giriş yapabileceğiniz yerler;

  • Doge’s Palace
  • Correr Museum
  • Archaeological Museum
  • Marciana Library
  • Ca ‘Rezzonico
  • Palazzo Mocenigo Museum
  • Carlo Goldoni’s House
  • Ca ‘Pesaro
  • Murano Glass Museum
  • Burano Lace Museum
  • Museum of Natural History

 Kartı online olarak alabileceğiniz yerlerden biri burası.

Venezia Unica City Pass

Yazımızın “Venedik Ulaşım Rehberi” kısmında da bahsettiğimiz bu kart yukarıdaki kartların en kapsamlısı. Unica Pass de kendi arasında Silver, Gold ve Platinum olarak üçe ayrılıyor ve her birinin kapsamı birbirinden farklı. Ortak olan özelliği San Marco Museums’ı kapsaması. Burada dikkat etmeniz gereken önemli bir şey var ki o da kartların 7 gün süreyle geçerli olması. Yani “biz aldık kartı oh 10 gün boyunca yaya yaya Venediği gezeriz” yok 🙂 Fiyatlar seçeceğiniz paket ve  kapsama göre değişiyor ancak 2019 yılı için minimum 38,90 Eur’dan başlıyor; maksimum ise 140,90 Eur’a çıkıyor. Size uygun kartı bulmak, detaylı bilgi edinmek ve satın almak için burayı ziyaret edebilirsiniz.

Venedikte Yılbaşını Kutlamak

Venedik ‘te yılbaşını kutlama fikri başta çok romantik ve heyecanlı gibi gözükse de yeni yıl akşamı yaşadığımız hayal kırıklığından sonra size rahatlıkla söyleyebiliriz ki havai fişek gösterileri dışında, Venedik, yeni yılı coşkuyla karşılayabileceğiniz o Avrupa şehirlerinden biri değil. 2017 ve 2018 yılı kutlamalarına bakarak “ne şahane olur Venedik ‘te yeni yılı karşılamak” dedik ve atladık gittik. İzlediğimiz tüm videolarda çeşitli müzik grupları sahne alıyor, insanlar gönüllerince eğleniyor, dans ediyorlardı. Ancak bu yıl değil bir eğlence parti vs. olması, müzik sesi bile yoktu. Oldukça sönük bir atmosferde 2019’a girmiştik. Tabi sönük atmosferi kutlamalar anlamında diyoruz, yoksa Venedik gezimiz gerçekten çok güzeldi 🙂

Şehirde yılbaşı akşamı neredeyse tüm restaurantlar “Christmas Dinner” yani “Noel Yemeği” adı altında fiks menü olarak akşam yemeği servisi veriyorlar. Zaten standardın üstünde pahalı olan yeme içme hadisesi Noel menüleri söz konusu olduğunda ikiye katlanıyor.

Yemek faslı saat 22:00 civarında sona ererken San Marco meydanı da yavaş yavaş dolmaya başlıyor. Güvenlik aramasından geçerek meydana giriyoruz ve kendimize güzel bir yer bulup gece 00:00 olmasını bekliyoruz. Beklerken önümüzde her an bir aksiyon olacakmış gibi tetikteyiz. Dondurucu soğukta 1 saat kadar bekledikten sonra, gece 00:00 olduğunu bile anlayamadan başlıyor bir havai fişek gösterisi. Veeee; hepsi bu! 🙂 20 dakika kadar süren gösteri sona erdikten sonra herkesin suratında “Nasıl yani hepsi bu muydu?” bakışıyla yaşanan bir kaç saniyelik idrak süresinden sonra büyük bir kaos çıkıyor. Binlerce insanın bulunduğu meydandan yarım saatte filan çıkabiliyoruz, sonrası kös kös otelin yolunu tutuyoruz. İşte size Venedik seyahatimizin asli amacının tali amaca dönüşüvermesinin hikayesi.

Bizim gözümüzden Venediği anlattık sanıyoruz. Ancak kanlı canlı sokaklarını bizimle keşfetmek isterseniz, Youtube kanalımıza davetlisiniz. Umarım seyahatinizi planlayabilmenize katkıda bulunabilmişizdir. Kafanıza takılan her türlü soru için bizimle her zaman iletişime geçebilirsiniz. Şimdiden iyi tatiller Ron’s Planet ailesi!

 

 

 

Author

Yorumunuz mu var?!