İşte size 48 saatte San Francisco! 2015 yılında ilk batı yakasına seyahatimizi yaptığımızda burasıyla ilgili çok git gel yaşamıştık. Bir çok farklı formül üstünde çalıştık ama sonunda San Francisco ‘yu listeden çıkartıp Las Vegas’ı almak durumunda kalmıştık. Bunun en büyük sebebi de Los Angeles’in oldukça kuzeyinde yer aldığından ulaşımın bize çok vakit kaybettirecek olmasıydı. USA ölçeğinde mesafe kısa gözükmesine rağmen neredeyse İstanbul Antalya arası bir uzaklık söz konusu. 2018 yılında bölgeyi ikinci kez ziyaret etmek istediğimizde ise bu sefer direk San Francisco ‘ya uçtuk. Ferguson yangını gibi  bir talihsizlik yaşasak da çok keyifli bir iki gün geçirdik. 

Tugce sitting on the rock San Francisco Golden Gate Bridger
Baker Beach’ın sonundaki kayalıklar gün batımında üstünüzden uçan pelikan sürüleriyle Golden Gate Köprüsü’nü izlemek için harika bir nokta.
Tugce Anil Drone picture from San Francisco Golden Gate Bridge
Battery Spencer noktasından Muhteşem Golden Gate Köprüsü

San Francisco ‘ya Ulaşım

San Francisco ‘ya Türk Havayolları ile direk Atatürk Havalimanından uçabiliyorsunuz. Yolculuk 13.5 saat kadar sürüyor. Eğer ki direk buraya uçmayıp seyahatinize Los Angeles’ten başlıyor ve plana San Francisco ‘yu da dahil etmek istiyorsanız, Los Angeles’ten buraya 1 saatlik bir uçuşla gelebilirsiniz. Ancak LA de hangi bölgede kalırsanız kalın havalimanına ulaşımın ortalama 1 saat, uçuşun 1 saat ve indikten sonra San Francisco ‘dan şehir merkezine ulaşımın 45 dakika süreceğini  düşünürseniz havaalanındaki beklemelerle beraber günün büyük bir bölümünü yolda harcayacaksınız demektir. Bunun üstüne UBER, metro vs ben uğraşamam araç kiralayacağım diyorsanız oradaki bekleme sürelerini de koyduğunuzda günün tamamı zaten gitmiş oluyor. Yorgunluğu da cabası. Diğer bir seçenek araçla kara yolundan gitmek. Aslında daha kısa ve daha az yorucu oluğunu söyleyebiliriz. Konakladığınız yerin direk önünden aracınıza atladığınızı düşündüğünüzde ufak bir mola ile 6-7 saatte San Franciscodasiniz, yol hikayeleri de cabası. Ancak bu kadar zahmete  karşılık göreceklerinizi düşündüğümüzde fayda maliyet rasyosunun biraz düşük olduğunu söylemeliyim. Bölgeyi Yosemite ile bir paket olarak düşünüp planı o şekilde yapıyorsanız kesinlikle çok daha verimli ve keyifli bir gezi sizi bekliyor olacak.

Nasıl olsa bu bölgede hep yaz, aylardan da Ağustos, Los Angeles sıcak, Vegas da yanıyor, monta veya kalın giysilere ne gerek var derseniz, siz de bizim gibi güneş battığı anda titreyerek sıcak bir yer arayıp nereden ucuza mont bulurum diye dönüp dolaşırsınız. Tabi  burada yaşayan bir kuzeniniz varsa iş başka 🙂 Mevsim ortalamaları kış için en düşük 7, yazın da en yüksek 21 derece. Yani yazın dahi gelseniz kesinlikle temkinli olmalısınız. Güzel haber; Haziran Temmuz ve Ağustos aylarında hiç yağış almamasıyla tam anlamıyla turist dostu bir şehir burası.

 

West Coast route map
12 günde hiç yorulmadan çok keyifli bir şekilde 3000 km ye yakın yol yaptık. Aracınızı alırken ekstra sürücü seçeneğini ekletmeyi unutmayın

Yukarıda bahsettiğimiz gibi ikinci batı yakası seyahatimize bu sefer San Francisco ‘dan başladık. İlk seyahatimize göre fazladan iki günümüz daha vardı; ayrıca Los Angeles’i daha önceden uzun uzun gezdiğimizden orada vakit kaybetmeyip sadece ilk seferde hakkını veremediğimiz Santa Monica’da okyanus ve kumsal keyfi yapacaktık. Böylece San Francisco ve Yosemite için bize 3 gün kalıyordu. Yani programımız şöyleydi; 2 gün San Francisco, 1 gün Yosemite, 5 gün Vegas(bazılarına fazla gibi gelebilir ama inanın bu bile yetmedi), 3 gün LA. Her yere San Francisco ‘dan kiraladığımız araçla gittik, yorulmadan sakince her tarafın keyfine vara vara koşturmacadan uzak bir tatil oldu.  

San Francisco ‘da Nerede Kalmalıyım

San Francisco ‘da hangi bölgede kalacağınıza karar vermek çok kolay. Coğrafi olarak çok geniş alana yayılmış olsa da turistik olarak gezilecek yerler Los Angeles’e göre çok daha kompakt. Görmeniz gereken turistik yerler birbirine çok yakın olduğundan özellikle Union Square veya alternatif olarak Ghirardelli Square civarında bir yer bulursanız neredeyse her yere toplu ulaşım ile gidebilirsiniz. “Banliyölerde yarı fiyatına çok güzel otel buldum; oradan gelip giderim” derseniz şehir merkezinde vereceğiniz otopark ücretleriyle veya otobüs paralarıyla otelden elde ettiğiniz karı Amerika ekonomisine tekrar kazandıracağınızı garanti edebiliriz. Eziyeti de cabası. O yüzden bizce hiç zorlamayın, Union Square veya civarında bir Airbnb ya da otel bulun. Eğer ki havaalanında araç kiralamışsanız konaklayacağınız yerin ücretsiz otoparkının olduğundan emin olun.

San Francisco ‘da Ulaşım

İlk soru “San Francisco için araca ihtiyacınız var mı?”, bizce hayır. Havaalanından 1. bölümde bahsettiğimiz gibi AirTrain’i kullanarak BART istasyonuna kolayca ulaşabilirsiniz.

San Francisco Air Train Map
San Francisco ‘ya indiğinizde AirTrain’i kullanarak araç kiralama merkezine veya trenle merkeze ulaşmak için BART istasyonuna gidebilirsiniz.

Sonrasında kişi başı 9.65 Dolar karşılığı her 15 dakikada bir gelen trene binerek 30 dakikalık bir yolculuk sonrası şehir merkezine ulaşabilirsiniz. BART gece 11:30 da kadar hizmet veriyor. Bir diğer opsiyon da önden paylaşımlı transfer ayarlamanız. Şehir merkezindeki bir çok otele minibüsler ile kişi başı ortalama 15-20 Dolar karşılığında gidebilirsiniz. Eğer ki valizleriniz fazla ise bu bir tık daha konforlu olacaktır.  Fikir verme açısından buraya bakabilirsiniz. Bunun gibi daha onlarca site mevcut.  

San Francisco Fisherman's Wharf electric car
San Francisco Fisherman’s Wharf’ da nostaljik troleybüslere binebilirsiniz

Union Square veya civarında kalıyorsanız bir çok yere yürüyerek ya da toplu taşımayla kolayca ulaşabilirsiniz. Eğer ki toplu taşıma kullanacaksanız Muni Mobile ve 511′ i mutlaka telefonlarınıza indirin. Muni Mobile’a kredi kartınızı tanımlatarak metro ve otobüslerde ödeme yöntemi olarak kullanabilirsiniz. Aynı zamanda uygulama üzerinden rotanızı planlayarak hangi duraktan kaç numaraları otobüse bineceğinizi, nerede aktarma yapacağınız gibi bilgileri de öğrenebilirsiniz. Otobüslerin ücreti normalde 2.75 Dolarken MUNİ ile 2.5 Dolara binebiliyorsunuz. Buradan toplu taşıma haritasına ulaşabilirsiniz. 

Bunların dışında eğer ki çok aceleniz varsa UBER i kullanabilirsiniz. UBER alternatifi olarak bir de telefonlarınıza LYFT’i mutlaka indirin. Gideceğiniz yere ikisinden de fiyat alın.

Ama bizce en iyi opsiyon San Francisco ‘dan araç kiralayıp bavul indir bindir derdi olmadan rahatça otelinize ulaşmak, geziniz boyunca da aracınızı otelin ya da AIRBNB evinizin ücretsiz otoparkında bırakmak olacaktır. Golden Gate’i eğer ki bir kaç farklı açıdan görmek isterseniz ya da gece çıkmak isterseniz araca ihtiyacınız olabilir.

San Francisco ‘da Yapılacaklar

Dürüst konuşmak gerekirse San Francisco tatil planınızın omurgasını oluşturmamalı. Bölgeye gelirseniz uğrayacağınız bir nokta gibi düşünün ya da doğa düşkünü iseniz çevredeki ulusal parklarla beraber bir paket olarak değerlendirin. Bizim bölgeyi ikinci ziyaretimiz olduğundan San Francisco ‘ya bu sefer mutlaka uğramamız gerektiğini biliyorduk ama açıkçası bu rotada bizi asıl heyecanlandıran Yosemite Ulusal Parkıydı.

San Francisco Ferguson Fire
Ferguson Yangın’ı Yosemite Vadisini direk tehdit etmese de parka giden yolların ve parkın bir süreliğine kapanmasına neden oldu. Bölge uzunca bir süre kalın bir duman tabakası altındaydı.

Gitmemize 1 ay kala San Francisco ve Yosemite ile ilgili konaklamalarımızı çoktan ayarlamış bir şekilde günlük planlarımızı çıkarmaya oturmuşken, Ferguson yangınıyla ilgili haberler okumaya başlamıştık. 13 Temmuz da Sierra Ulusal Parkında başlamış ve giderek yayılıyordu. Endişeli bir şekilde haberleri günlük olarak takip ederken gitmemize iki hafta kala yangın iyice yayılmış, Yosemite Ulusal Parkı hava kirliliği ve yangın riski nedeniyle iki haftalığına kapatılmıştı. Parkın yetkililer tarafından verilen açılış günü bizim oraya varmamızdan tam iki gün öncesi olarak gözüküyordu. Biz acabalar içerisinde ne yapacağımızı düşünürken zaten bir kaç gün içinde gelen yeni haberle parkın süresiz olarak kapatıldığını öğrenmiş olduk. Biz de planları tekrar gözden geçirip Yosemite deki konaklamamızı iptal ederek geceyi Mamoth Lake’e kaydırdık.

San Francisco ‘dan araçla yola çıkıp Yosemite’yi, kuzeyinden giderek pas geçip Mammoth Lake de bir gece kalacak sonra da Vegas’a devam edecektik. Fakat bir kaç gün sonra da şans bu ya; Mamooth Lake yakınlarında da bir yangın çıkmıştı. İnternetteki duman ve hava kirliliğine dair öngörüler de çok parlak değildi. Tesisleri arayıp durumu sormayı denedik. Ancak hemen hepsi görüş mesafesinin gerçekten kötü olduğunu ve neredeyse gök yüzünden kül yağdığından bahsediyordu. Çok üzülerek buradaki konaklamamızı da iptal ederek San Francisco ‘dan Vegas’a nasıl gideceğimizi düşünmeye başlamıştık. Vegasta bir gece fazladan mı kalsaydık yoksa Death Valley’de mi bir gece geçirseydik diye düşünerek günler geçerken San Francisco planlarıyla ilgili iyice dağılmıştık.

Uçağa son bir kaç gün kala  Yosemite’nin tekrar ziyarete açıldığını ve Mammoth Laketeki hava kalitesinin de görece düzeldiğini öğrendiğimizde havalara uçmak suretiyle Mammoth Lake’de tekrar bir konaklama ayarladık. Tabi bu süre zarfında verdiğimiz iptal ücretlerinin yanı sıra son dakika rezervasyonları nedeniyle konaklama maliyetimiz oldukça yükselmişti ama en azından bölgeyi artık gezebilecektik. Tabi her şey son dakikaya kaldığından San Francisco ile ilgili detaylı bir planlama yapamamıştık. Kendimizi bu sefer biraz gevşek bırakıp plansız şekilde şehrin olabildiğince keyfini çıkaracaktık.

Düşüncemiz öğleden sonra şehre indikten sonra güzel bir yemek sonrası gün batımını Baker Beachte Golden Gate’i fotoğraflayarak geçirmekti. Ertesi gün de Alcatraz’ı gezip şehir merkezinde turladıktan sonra güzel bir uyku ve ertesi sabah Yosemite için erkenden yola koyulmaktı. Tam tadında bir plandı ama tabi ki olması gerektiği gibi geç(e)medi.

SFO Tuge anil selfie
Bavulu bulduktan saniyeler sonra çekilen selfie. Tuğçe mutlu, ben karışık. Hangi bavul mu? Sizi aşağıya alalım 🙂

Tam bavulu kaybettik derken!..

Uçağımız tam vaktinde San Francisco ‘ya inmişti. Havaalanı çok kalabalık değildi, yanaştığımız körükten pasaport kontrol noktasına çok kısa bir yürüş sonrası ulaşmıştık. Otomatik pasaport gişelerinde sıra beklemeden giriş kağıtlarımızı aldıktan hemen sonra gümrük polisinin önündeydik. İnmemizin üstünden 10 dakika bile geçmemişti ve biz bandın önünde bavullarımızı bekliyorduk. Ne kadar şanslı olduğumuzu düşünüp akşam için kalan ekstra vaktimize seviniyorduk.

Eğer business sınıfında uçuyorsanız bavullarınıza “Priority” etiketi yapıştırılır ve öncelikli olarak banda verilir. Biz de bu yüzden iki ayrı çıkış noktasını tutmuş vakit kaybetmeden bavulumuzu alıp aracımızı kiraladıktan sonra maceramıza başlamak istiyorduk ki 3 bavulumuzdan ikisi beklendiği gibi ilk bir kaç bavulla beraber benim önümden banda çıkmıştı. Diğer bavulumuz Tuğçe’nin beklediği taraftan çıkmış Tuğçe bavulu şöyle bir yoklayıp banda geri bırakmış başka biri de bizim bavulu almış ve uzaklaşmıştı. Tabi biz bunu o anda bilmiyorduk. Uzun bir beklemeden sonra bant artık durduğunda orada birbirimize bakakalmıştık.

Kayıp eşya bölümüne gittiğimizde daha sabah inmiş olan uçakların işlemlerinin yapıldığını gördüğümüzde çökmüştük.  Bandın oraya dönüp Tuğçe’yle ne yapacağımızı konuşurken arkadan bir görevli gelip bandın oraya 2-3 tane bavul bıraktı ve hiç bir şey olmamış gibi uzaklaştı. Şansa bakın ki aralarında bizimkisi de vardı. Hakikaten bavul Tuğçe’nin önünden geçmiş hatta ona dokunmuş sonrasında bırakmış ve başkası da alıp gitmişti. Alan kişi de onu aldığı yere geri bırakmak yerine farkına vardığı noktada bırakıp gitmişti. 2 saat içinde beş yüz farklı duyguyu yaşamıştık. Her şeyin olması gerekenden daha hızlı gittiğine sevinirken bir anda bavulumuzun kaybolması ve tatilimizin berbat olabileceğiyle yüzleşmiş sonrasında bavulu bulunca tarifsiz bir mutluluk yaşayıp kaybettiğimiz vakit umurumuzda olmamıştı. Uçak ineli aşağı yukarı iki saat olmuştu ve biz daha yeni araç kiralama merkezine gitmek için trene binebilmiştik. Araç kiralarken de yaşadığımız ufak sürprizler sonrası nihayet indikten 3 saat sonra aracımızla şehir merkezine gitmek için yola koyulabilmiştik.

Şimdi kaldığımız yerden devam ediyor ve sizi San Francisco ‘da gezilecek yerlerle başbaşa bırakıyoruz.

Fisherman’s Wharf

Burası San Francisco ‘nun en ünlü ve tarihi marinalarından. Aslında tam olarak marina demek çok da doğru olmayacak. Water Front Community olarak ismi geçiyor. Yani okyanus veya nehir kenarında iskelenin arkasında toplanmış dükkanlar/tesisler topluluğu.

San Francisco Pier39
İlk bakışta ne olduğu anlaşılamayan bu karede, deniz aslanları Fisherman’s Wharf daki 39. iskelede güneşleniyor.

Fisherman’s Wharf kesinlikle ziyaret edilmesi gereken noktalardan. Deniz mahsullerini sevenler için bulunmaz bir cennet. İster restaurantlarda isterseniz ayaküstü büfelerde yengeçten, kalamara kadar aklınıza gelen her türlü deniz mahsulünü burada tadabilirsiniz. Alcatraz manzaralı yürüyüş yapabileceğiniz iskelesi, lokal alışveriş dükkanları ve deniz aslanlarının dinlenme noktalarıyla biz burada saatlerin nasıl geçtiğini anlamadık. In&Out Burger’in bir şubesinin de olduğunu hatırlatmamız gerek! Tabi biraz kalabalık olduğunu da ekleyelim. 🙂

Alcatraz turu aldıysanız veya gemiyle körfez turu yapacaksanız buradaki iskeleden feribotlara biniyorsunuz. İkonik Cable Car’ların iki hattının da ilk durağı burada bulunuyor. Yani bir şekilde buraya mutlaka yolunuz düşecektir.

Golden Gate Bridge

İnşaatı 4 yılda ve bir çok rekoru kırarak tamamlanan ve 1937 yılında faaliyete geçen belki de dünyanın en tanınmış asma köprüsü olan Golden Gate, 2.7 km uzunluğuyla Boğaziçi köprüsünün iki katına yakın bir uzunlukta olup 60 metre kadar da daha yüksek. Sis ve kötü hava koşullarında görüşü arttırmak için endüstriyel turuncu rengine boyanan bu yapı her fotoğrafçının rüyalarını süsleyen bir atmosfere sahip. Eğer ki bir de sisli bir zamanını yakalarsanız hayatınızın ilk 10 karesine gireceğini garanti edeceğim bir poz yakalamanız çok olası. San Francisco ziyaretinde beni en fazla motive edici faktör buydu açıkçası.

San Francisco Golden Gate Bridge long exposure
San Francisco Golden Gate Köprüsü’nün Baker Beach’den muhteşem manzarası. Objektifinizin önüne takacağınız ND filtreler sayesinde gündüz de uzun pozlama yapıp böyle kareler yakalayabilirsiniz.

Golden Gate’in muhteşem manzarasının keyfini çıkarmak için bir kaç farklı alternatif mevcut.

Sahille olan harika kombinasyonuna bir de gün batımını eklerseniz Baker Beach bence Golden Gate manzarasının keyfini çıkartabileceğiniz en güzel nokta. Aracınızla ya da toplu taşımayla plajın önüne kadar gelebiliyorsunuz. Otoparkın güneş battıktan sonra kapandığını hatırlatmam gerek. Zaten güneş battıktan sonra pek de ortalıkta dolanmayın derim. Buralar öyle etrafta görevlilerin gezdiği, tesisler ve dükkanlar olan yerler değil.

Bir diğer ve köprüyü çok daha yakından görebileceğiniz nokta olan Battery Spencer’a ulaşmak içinse köprüyü geçmeniz gerekmekte. Aracınızı otoparka bıraktıktan sonra kısa bir toprak yolda yürüyüşten sonra tüm heybetiyle Golden Gate köprüsü karşınızda. Bizi çok şaşırtan konulardan biri de Baker Beach’in de buranın da bu kadar turistik olup nasıl herhangi bir ticari tesise konu olmadığıydı. Ne bir dükkan var ne otopark paralı ne bir satıcı ne de başka bir şey! İmrenilesi bir durum.

San Francisco Golden Gate drone view
San Francisco Golden Gate Köprüsü

Biz gün batımını Baker Beach’de izleyip, Battery Spencer’ı da Yosemtiye  yola çıkarken sabah 8 gibi ziyaret ettik. Hava yine buz gibiydi. Ama sabah sisinin içinde yer alan görüntüsüyle üşüdüğümüzü unutup dakikalarca fotoğraf çekmiştik.

San Francisco Airport rental car warning
Aracınızda görünürde değerli eşya kesinlikle bırakmayın

San Francisco ‘da Amerika’daki diğer şehirlerde olmayan bir şekilde, araç kiralama şirketinden otoparklardaki tabelalara kadar devamlı araç hırsızlıkları konusunda uyarılıyorduk. Her otopark tabelasında araç camını kırarak yapılan hırsızlıkların çok yaygın olduğundan bahsediliyordu. Golden Gate’i izleyeceğiniz bu noktalardaki otoparkların da oldukça ıssız yerlerde olduğu düşünüldüğünde aracınızda görünür herhangi bir şey bırakmamanızı öneririz. Tüm bu uyarılar dikkatimizi çekip konuyu ufak bir araştırdığımızda 2017 yılında San Francisco merkezinde tam 31,322 adet raporlanmış araç içi hırsızlık vakası olduğunu gördük. Aman siz olun ne gündüz ne gece aracınızda hiç bir şey bırakmayın.

Alcatraz Adası

Alcatraz Adası, üzerinde bulunan ve 1963 yılında kapatılıp müze haline dönüştürülmüş hapishanesiyle ünlüdür. Şehrin en önemli ikonlarındandır ve maalasef San Francisco ile ilgili en büyük pişmanlığımızdır. Ferguson yangını ve devamında olan plan değişiklikleri nedeniyle dikkatimiz dağılmış ve Alcatraz Adası’na olan biletlerin günler öncesinden tükendiğini atlamıştık. Vardığımız gece online olarak bilet almaya çalıştığımızda da hepsinin tükenmiş olduğunu görmüştük. Ertesi gün direk feribotun kalktığı iskeleye gidip oradan şansımızı denedik ancak o da maalesef işe yaramadı.

Hem hikayesi hem de keyifli feribot yolculuğuyla  3-4 saatinizi mutlaka buraya ayırmanızı öneririz. Adaya giden feribotlara bilet satan yasal sadece bir kaç site mevcut. San Francisco ‘ya ulaşmadan biletlerinizi mutlaka önceden alın yoksa bizim gibi gözümüzün önünden kalkan feribotların arkalarından bakakalırsınız.

https://www.alcatrazcruises.com/

https://www.alcatrazislandtickets.com/

Cable Cars

140 yılı aşkın bir süredir kullanılan ve şehrin bir ikonu haline gelmiş bu ray üzerinde ilerleyen araçlar aslında bir füniküler. Dünyanın hala el ile kontrol edilen en eski füniküler hattı burası. Günümüzde taşıma amacından daha çok turistik amaçla kullanılıyor.

3 farklı hat mevcut. Hyde ve Mason Street’ten ayrı bir şekilde başlayan ve China Town da birleşip Powell Street’te biten iki hat ve bir de bu hattı dikine kesen California Street üzerinde olan bir hat. Union Square civarında konaklıyorsanız Powell Streetteki ilk durağından binip Fisherman’s Wharf bölgesindeki Mason veya Hyde streetteki son durağa 10-15 dakikalık çok keyifli bir yolculuk sonrası ulaşabilirsiniz. Sabah 6 dan gece 12 ye kadar çalışıyor ancak ücreti biraz yüksek.

San Francisco Cable Car Haritası

Tugce holding rail at San Francisco cable carTek yön bilet kişi başı 7 Dolar. Günlük kart ise 22 Dolar. Bilet gişesinde sıra beklemenize gerek yok vagon içinde kondüktörden de nakit olarak bilet alabiliyorsunuz. San Francisco ‘da çok fazla turist aktivitesi olmadığından olanlar da çok kalabalık oluyor. Biz Mason sokağındaki hatta binmek için ilk durağa gittiğimizde önümüzde yaklaşık 50-60 kişi vardı başta az gibi gözükse de her bir vagonun 15 civarında bir kapasitesinin olduğunu düşünüldüğünde her 10 dakikada bir gelen trenle yaklaşık 45 dakikalık bir bekleme sonrası ancak binebilmiştik. Önemli bir uyarı: Kesinlikle içeri oturmayın hatta beklemekten yorulmadıysanız dışarıya bakan sıra şeklindeki koltukların önünde ayakta yolculuk yapın.

Powell Street’teki son durakta indikten sonra Union Square ve civarını gezip diğer alternatif rota olan Hyde Street üzerinden giden vagona tekrar bindik. Bu dönüş yolu kesinlikle daha keyifliydi. Eğer 1 kere binecekseniz bizce kesinlikle Powell-Hyde hattını seçin. Böylece hem körfez manzarasını önünüze alabilirsiniz hem de yol üstünde ünlü Lombard Street’i görebilirsiniz.

Haight-Ashbury

colorful house at San Francisco Haight Ashbury
Günümüz dünyasından olmayan her şeyi buradaki dükkanlarda bulabilirsiniz.

Haight-Ashbury isimli mahalle 1967 yılında zirve yapan Hippi akımına ev sahipliği yapmıştır. 1966 ylında ilk saykodelik dükkanın burada açılmasıyla hippiler yavaş yavaş burayı mesken tutmaya başlarlar. Bol miktarda uyuşturucu ve rock müziğin etkisiyle akım büyür ve John Lenon’un yolunun geçtiği, Janis Joblin gibi efsanelere ev sahipliği yapan bir yer haline gelir. Günümüzde de renkli vintage mağazaları, plak dükkanları, amatör müzisyenler ve kitapçılarıyla hala bu ruhu yaşayan bir bölge. Colorful shop at San Francisco Haight AshburyAynı zamanda alternatif bir mekan arayışı olan ve hippi, acid akımını yaşamak isteyen turistler tarafından da oldukça ilgi görmektedir. Sadece bir dönem dünyayı kasıp kavurmuş bir akımın doğum yeri olmasından dolayı değil hali hazırdaki renkli atmosferiyle mutlaka gitmeniz gereken yerlerden. Biz çok sevdik 🙂 Tabi bir de son dönemde Türkiye’de ismini sık sık duyduğunuz efsane festivallerden Burning Man katılımcılarının bir çok kıyafetinin buradan çıktığını söylememiz gerek. Sırf bu sebeple bile daha da turist çekiyor olabilir. 🙂

Painted Ladies

Eğer ki 35 lerinize henüz gelmediyseniz bu başlığı hemen atlayabilirsiniz.

Hemen aşağıda, Tuğçe’nin 6 sıra evin önünde verdiği bu poz tesadüfen orada çekilmedi. Bizim gibi Full House (Bizim ev) dizisiyle büyüyenler için bu arka plan büyük anlam ifade edecektir. O zamanlarda televizyonda izleyecek şimdiki gibi bir çok alternatif olmadığından elimizde ne varsa ona sonuna kadar sarılıyorduk. Ufak Michelle (o zamanlar biz bir ikizin olduğunu bilmiyorduk, IMDB vardı da biz mi girmedik 🙂 ) ve amca Jesse ve yaşadıkları o kadar içimize işlemişti ki bizim yan komşudan bir farkı yoktu. Çocuk olduğumuz da düşünüldüğünde dizide gördüğümüz yaşam tarzı, yaşadığı evler, okul hayatları bizi hayalini dahi kuramayacağımız farklı dünyalara ve hayallere götürüyordu.

Tugce at San Francisco Painted Ladies
Bizim Ev dizisini izleyenlerin çok iyi hatırlayacağı bir manzara

Eğer ki haritaya Painted Ladies yazarsanız direk buraya ulaşabilirsiniz. Şehir merkezinden yarım saatlik bir yürüme mesafesinde. Görmeli misiniz; bence evet Tuğçe’ye göre hayır. Tuğçe benden iki yaş küçük olduğu için büyük ihtimalle diziye denk gelen dönemde fazla küçüktü ve bendeki etkiyi yaratmamıştı. Gelmeden hemen önceki parkın köşesinden dönüp yıllar önce televizyonda her gün gördüğüm o fotoğrafın canlı olarak önümde olmasının yaşattığı his bence harikaydı. Parka oturup manzaranın hemen karşısında canlı canlı biraz nostalji yapmak çok keyifliydi.

Harika ve gerçekten çok keyifli bir 2 günden sonra -aslında Anıl için bir taraftan geçmek bilmeyen- sıra muhteşem doğasıyla ünlü Yosemite Ulusal Parkı’na gelmişti. Yazımıza hemen  buradan gidebilirsiniz.

Author

Yorumunuz mu var?!