New York bölgesini ancak üçüncü Amerika seyahatimizde sıraya almamızın sebebi aslında biraz Anıl’ın fotoğraf konusundaki kaygılarından kaynaklanıyordu. New York manzara fotoğrafçıları için gerçekten tam bir cennet. Gökdelenlerden oluşan bir yarım ada, etrafındaki durgun su ve mükemmel bir ufuk çizgisi; her türden fotoğrafçı için burayı rüya bir destinasyon haline getiriyor. Sadece manzarası değil, şehrin kendisi, insanları ve sokakları da görsel açıdan çok zengin. Tabi bir de 11 Eylül 2001 yılındaki terör saldırısında yıkılmış olan Dünya Ticaret Merkezi’nin ikiz kulelerini temsilen Manhattan semalarını domine ederek yükselen o muhteşem ışık huzmeleri var. Orijinal adıyla “Tribute in Light”. 10 Eylül akşamı bir kaç saatliğine test edildikten sonra 11 Eylül gün doğumuyla başlayıp 12 Eylül gün doğumuna kadar açık kalıyorlar. Manhattan manzarası, terör saldırısını hiç bir zaman unutturmayacak olan bu ışıklarla gerçek üstü bir hale geliyor. Biz de New York planını yaparken devamlı bu tarihe denk getirmeye çabalamıştık, bu nedenle de seyahatimiz biraz gecikmişti.

Manhattan view from Liberty Island

New York night long exposure shooting
Gece şehir büyüleyici bir manzaraya bürünüyor.

Tabi bir de buralara kadar gelmişken sadece iki saatlik uzaklıkta olan Atlantic City’ye de uğramamazlık olmazdı. Burayı da planın sonuna ekleyerek yoğun geçen bir 7 günlük New York seyahatinin yorgunluğunu bir kaç gece Atlantic City’de kalarak atmıştık.

Bu yazımızın ikinci bölümü olarak New York tavsiyeleri ve gezi notlarımız dışında detaylı bir “New York ‘taki en güzel fotoğraf noktaları ve ipuçları” rehberi de hazırlıyoruz. İster amatör ister profesyonel bir fotoğrafçı olun, mutlaka faydalı bir şeyler bulacağınıza inanıyoruz. Biter bitmez yazıya buradan ulaşabilirsiniz.

New York ‘ta neler yaptığımıza geçmeden önce kısaca nerede kalacağınız, buraya nasıl uçacağınız gibi bazı temel bilgileri verelim.

Bu arada doğru kullanım New York City olmalı çünkü New York aslında içinde bulunduğu eyaletin adı. New York City de eyaletin hatta ülkenin en kalabalık şehri. Bir çok kült filmden tanıdığınız o sahnelerin çekildiği, muhteşem ufuk çizgisiyle ünlü gökdelenlerin bulunduğu Manhattan ise New York şehrinin en büyük kenti. Diğerleri de Brooklyn, Queens, Staten Island ve Bronx.

New York ‘a Nasıl Uçarım?

İstanbul’dan eğer ki direk uçmak istiyorsanız THY tek seçeneğiniz. 11 saat 30 dakika kadar süren bir yolculukla JFK havalananına ulaşabiliyorsunuz. Ancak THY’nin bilet fiyatları malum. Bir de bayrama denk gelirseniz fiyatlar oldukça yükselebiliyor. Aktarmalı uçuşlar bu noktada en mantıklısı. Los Angeles veya San Francisco gibi batı yakasında bulunan yerlere uçarken ekonomik aktarmalı seçenekler bekleme sürelerinin uzunluğu nedeniyle çok da mantıklı olmuyorlar. Toplam uçuş süreleri seyahatinizin ilk bir kaç gününü mahvedebilecek kadar uzun olabiliyor. Ancak New York ‘a neredeyse her Avrupa şehrinden aktarmalı bir şekilde uçulabiliyor. Üstelik ölümcül ara bekleme süreleri olmadan. Biz KLM Havayolları ile Amsterdam aktarmalı olarak toplamda 15 saatte ulaşmıştık. 3.5 saatte Amsterdam’a oradan 8 saatte de New York’a vardık. Aradaki 2 saatlik mola da bacaklarımızı açmak ve havalanmak için güzel bir fırsattı. Toplamda direk uçuşa göre yolculuğumuz sadece 3-4 saat uzamıştı maliyet ise tam olarak yarı yarıya düşmüştü. 

Şehir Merkezine Ulaşım

New York JFK haalimanından şehir merkezine ulaşım biraz sıkıntılı maalesef. Mesafe 30 km’nin biraz üzerinde. Toplu ulaşımla yani Airtrain ile bir kaç aktarma yaparak Manhattan’a ulaşabilirsiniz ancak yol oldukça eziyetli olacaktır. Hem tren istasyonları hem de metro kesinlikle düz ayak değil. Yürüyen merdiven ise bir çok yerde yok. Bavullarınızla 1.5 saate yakın tam anlamıyla bir işkence seansı istemiyorsanız ya Uber çağırın ya da 50 Dolar verip taksiye binip mis gibi otelinizin kapısında inin. Bir de sadece gündüz çalışan shuttlelar var tabi. Tek yön kişi başı 18-20 Dolar civarında. İki kişi olacak size 35-40. Grand Central’ın merdivenlerinden külçe gibi bavulunuzu çıkartırken omzunuzu sakatlayıp sabah ağrıyla uyanıp gözünüzü elinizde bir kutu Advil ile eczanede açtığınızda ödeyeceğiniz 10 Doları’da düşündüğünüzde yine size oluyor 50 Dolar. O yüzden hiç inat etmeyin ve taksiye binin 🙂

New York ‘da Nerede Kalmalıyım?

New York şehrindeki tüm turistik aktiviteler ve görülecek yerler aslında Manhattan adasında. Yani sizin de burada kalmanız bir anlamda zorunluluk, teknik olarak burada konaklamalısınız. 🙂 Ancak Manhattan coğrafi olarak oldukça büyük bir yer; çok fazla konaklama seçeneği ve bölgesi mevcut.

Biz -Brooklyn ve Jersey City gibi- Manhattan manzarasını tam karşıdan gören fotoğrafları çekebileceğim yerlere ulaşımın kolay olması açısından Financial District’i seçmiştik. Sarı metro hattıyla hem adadan ayrılabiliyorduk hem de Midtown‘a yani Times Square, Rockefellar gibi ünlü turistik noktalara da tek metroyla kısa bir sürede ulaşabiliyorduk. Güvenlik açısından da görece Midtown’a göre daha az riskliydi. Açıkçası gelmeden önce forumlarda okuduğum Central Park ve Midtown hikayelerini gözümde canlandırdığımda tüm o fotoğraf ekipmanlarıyla hava kararınca tehlikeli yerlerde yürümeyi çok istemiyordum. Eğer ki bizim gibi tripod sırtta gökdelen kovalamayacaksanız, bir çok önemli turistik noktaya  yakın konumda olan Midtown’da – Theater District’de kalmanızı tavsiye ederiz. Ancak Central Park ve Times Square’in de bulunduğu bu bölge fiyat olarak en pahalı otellerinden de bulunduğu bölge aynı zamanda.

Diğer Amerika şehirlerinin aksine Manhattan’da Airbnb fiyatları otellerin neredeyse yarısı kadar. Evler de çok tarz. Penceresi yangın merdivenine açılan kırmızı tuğla dış cephesi olan bir dairede kalarak klasik Amerikan sitcom atmosferi yaşayabilirsiniz.

New York ‘da Ulaşım

Tabiki metro! Otobüs, araç kiralama, Uber vs tamamen fazladan maliyet ve vakit kaybı. Metro ile Brooklyn ve New Jersey dahil ulaşamayacağınız bir yer yok. Her metro istasyonunda bulabileceğiniz vending makinelerinden otobüslerde de geçerli olan, 7 günlük sınırsız ulaşım kartınızı 32 Dolar gibi bir ücretle alabiliyorsunuz. Ancak siz de plana bizim gibi Atlantic City’yi dahil ederseniz ve orada kalmayı düşünürseniz New York ‘tan ayrılmadan önceki son gün araç kiralamanızı tavsiye ederiz. Alternatif olarak Manhattan Grand Central bölgesinden kalkan otobüslerle de 2.5 saatlik bir yolculuk sonrası ulaşabilirsiniz. Ancak Atlantic City dönüşü biz direk havalananına gideceğimizden otobüslerle aktarma özellikle dönüşte eziyetli olacağından tercih etmemiştik. Manhattan’dan kiraladığımız aracı JFK Havalimanına bırakmıştık.

New York subway wide angle
New York metroları hijyen de ilk 10’a giremese de, daha efektif olanını görmemiştik.
New York subway 49 street
New York ‘daki her metro istasyonu bir birinden çok farklı. Kameranızı devamlı hazır tutun!

New York  bizim üçüncü Amerika seyahatimizdi. Artık Amerikada araç kullanma konusunda kendimi uzman hissediyordum. O yüzden kendime güvenim tam bir şekilde Atlantic City‘e gitmek üzere otelimize yakın bir bölgede şubesi olan Sixt’ten aracı teslim alıp yer altı garajından ana yola çıkış yapmıştım. Trafiğin akış yönü sağa doğru olduğundan sıkışık trafikte haliyle çıkar çıkmaz sağ şeritte kalıp öndeki otobüsle sağ şeritte tampon tampona ilerlemeye başlamıştım. Daha bir ışık geçmiştim ki polis çevirip otobüs şeridini ihlal ettiğimi söyledi. Durumumu anlatmaya çalışmama rağmen kağıda yazdıkça yazıyordu. Eğer öndeki otobüsle takip mesafesini korusaymışım yerdeki uyarı yazısını görürmüşüm şeklindeki uyarısından sonra 138 Dolarlık cezayı kucağıma bıraktı. Zor yoldan öğrenilmiş başka bir trafik kuralı olarak zihnime kazınmış oldu.

Gelelim artık nereleri gezdiğimize nerelerde fotoğraf çektiğimize.

New York ‘ta Mutlaka Görmeniz Gereken Yerler

New York muazzam bir metropol. Mimarisi, mutfağı, insanları, müzeleri, sergileri; çok kozmopolit, haliyle bir o kadar ilham verici. Çok klişe olabilir ama inanın ki her insan için bir tat mutlaka var. O yüzden gözümüz kapalı bir şekilde kimle konuşursam konuşayım burayı mutlaka görmelerini tavsiye ediyoruz. Şehir bu kadar zengin ve renkli olunca haliyle “bunlar da yapmanız gerkenler” demek çok da kolay değil. Yazının başında da belirttiğimiz gibi burası fotoğrafçılar için tam bir cennet, böyle olunca da bizim New York gezimizin omurgasını en güzel manzara fotoğraflarını nasıl çekeriz motivasyonu oluşturdu. Tabi olmazsa olmaz New York turist noktalarını da es geçmedik. Gelelim kaç gün kaldığımıza. Biz 7 gün New York ‘ta  3 gün de Atlantic City’de kaldık. New York ‘taki en az iki günümüzü Manhattan’ı nereden daha güzel uzun pozlarız diye geçirdiğimizden aslında gezmek için 5 gün harcadık diyebiliriz. New York kesinliklikle ufak bir şehir değil. Görülecek yerler arasındaki mesafeler uzak, bekleme süreleri uzun, ulaşım metroyla çok rahat olsa da yine de oldukça vakit alıyor. Mesela Top of Rock’a çıkabilmek için tüm öğleden sonrasını ayırmanızın gerektiği gibi. O yüzden hakkıyla gezebilmek için en az 4-5 günü ayırmalısınız.New York theatre district

Kuş Bakışı Manhattan – Empire State’mi, Top of the Rock’mı?  Hangisine çıkmalısınız?

JFK’den gelirken Brooklyn’den henüz karşıya, Manhattan adasına geçmeden önce filmlerdeki o ünlü gökdelenlerin olduğu manzarayı taksinin kirli camından az da olsa görme fırsatımız olmuştu. Beni şahsen oldukça heyecanlandırmıştı. Senelerdir türlü şekillerde beynimize kazınmış olan bir silüetti ve gerçekten camın arkasından bile çok güzel duruyordu. Hemen bavulları 40 küsürüncü kattaki odamıza bırakıp ilk keşif için kendimizi sokağa atmıştık. Ne kadar yüksekte kalıyoruz diye düşünürken, kapıdan çıkıp dışarıdan otelimize baktığımızda aslında oldukça ufak gözüküyordu tüm o binaların arasında. Otelimiz tam Financial District denilen bölgenin göbeğindeydi. Yani Manhattan’ın tam ucunda, tüm o gökdelen silüetlerinin arasında.

new york top of rock observation terrace
Rockefeller Binası’nın terası olan Top of the Rock nefes kesen bir manzaraya sahip, üstelik Empire State’teki gibi görüşünüzü engelleyen teller de yok.
rockefeller top of rock night view
Top of Rock bir çok açıdan harika bir manzaraya sahip. Tabi bu karelerin tripod ile çekildiğini belirtmek isterim. Neyse ki Top of Rock’ta rahatça tripod kurabileceğiniz alanlar fazlasıyla mevcut.
empire state from top of rock
Top of the Rock’dan , Empire State’i de izleyebiliyorsunuz.

İlk bir kaç saatimiz hayretler içerisinde etrafa bakarak geçti. Yapıların ölçekleri ve mimari çeşitlilikleri çok etkileyiciydi gerçekten. Ama asıl manzara kesinliklikle yukarıda. Gördüğünüz o gökdelenlerin tepesinde. Manhattan adasını mutlaka yukarıdan kuş bakışı bir şekilde görmelisiniz. Bunun için bizim ziyaret ettiğimiz zamanda iki ama şu anda üç seçeneğiniz var. En popüler seçenek olan Empire State, Rockefeller’in üstü Top of the Rock ve biz New York ‘tayken hala inşaası devam eden One World Trade Center‘ın seyir terası.

Öncelikle neden sadece birini seçeyim ben hepsine de çıkarım diyorsanız, fiyatların kişi başı 40 Dolardan başladığını ve yukarı çıkmanın saatler aldığını baştan söylemeliyiz. Sınırsız bütçe ve zamanınız yok ise sizi aşağıya alalım.

Tugce in New york front of Empire stateMaliyet olarak 3 seçenek de kabaca aynı rakamlardan başlıyor. One World 35, iken Top of the Rock ve Empire State 38 Dolardan başlıyor. Başlıyor diyorum çünkü biletinize ekletebileceğiniz bazı opsiyonlar var. One World‘te daha az sıra beklemek istiyorsanız 10 Dolar fazla vererek “Priority Lane” alabilirsiniz. Top of the Rock‘ta asansöre direk erişim veren VIP paket is 85 Dolar civarında. 54 Dolarlık günde iki defa gelme hakkınız olan bir bilet türü de var. Yani hem gündüz hem de gece Manhattan manzarasını deneyimlemek isteyenler için. Tabi aşağıdaki asansör kuyruğunu deneyimledikten sonra kim hadi tekrar bir de gün batımında çıkalım der bilemiyorum. Bunların dışında, Top of the Rock manzarasının avantajını biliyor ve öğleden sonra saat 3 sonrası gelecekseniz bilet fiyatı bir anda 10 Dolar artıyor.  

New York Streets front of Empire State
Empire State’e çıkmasanız bile gidip o ihtişamlı giriş holünü görmelisiniz.
New York one world trade center in night
541 metreyle New York ‘un en yüksek binası olan One World Trade Center’ın da bir gözlem terası mevcut ancak camlarla çevrili maalesef

Ve Kazanan…

Özet olarak temel bilet fiyatları 3 mekan için de aynı düzeyde. Sadece Top of the Rock’ta dün batımını izlemek isterseniz 10 Dolar daha fazla vermeniz gerekiyor. Peki manzara olarak hangisi ne sunuyor.

En yüksek seyir terası One World’ün. Ancak maalesef açık havaya çıkamıyorsunuz. Yani tüm manzarayı camın arkasından rüzgarı hissetmeden, sokağın o gürültüsünü duymadan izliyorsunuz. Fotoğraf çekseniz camın kiri çıkacak, cam temiz olsa bile renkler soluk gözükecek. Hele güneş batıp da iç mekandaki ışıklar açılına kendi yansımanızı da göreceksiniz vs. O yüzden burayı baştan eliyorum. Empire State ile Top of Rock’a gelirsek. Lokasyon olarak birbirlerinden çok uzak değiller. Manzaralarındaki temel farklılık aslında şu; Empire State’e çıkarsanız ünlü Empire State binasını görememiş oluyorsunuz. 🙂 Manhattan silüteini etkileyici hala getiren yapılardan en önemlisi olan Empire State binasını Top of the Rock’tan çok güzel bir şekilde izleyebiliyorsunuz. Buna ek Top Of Rock, Central Park‘ın da yanında olduğundan diğer cephesinden burayı da izleyebiliyorsunuz. Yani iki taraftan da kesinlikle daha güzel ve ikonik bir manzaraya sahip.

Şimdi geldik en önemli farka; Empire State’te manzarayı tamamen tel örgülerin arkasından dar bir koridordan izlerken, Top of the Rock’ta ise tamamen serbest kafessiz bir görüş açınız var. Aynı zamanda seyir terası iki katlı olduğundan, insan kalabalığını arkanıza almadan rahat bir şekilde fotoğraf çektirebiliyorsunuz. Asıl önemli nokta da fotoğraf severler için; tripodunuzu rahat bir şekilde kurabileceğiniz geniş alanlar mevcut. Tripodunuz olmasa bile korkuluk duvarlarının üstü makinanızı güvenle üstüne koyup fotoğraf çekebilmenize olanak verecek kadar geniş.

Kısaca Manhattan’ı kuş bakışı bir şekilde izlemek istiyorsanız ki bizce New York yapılacaklar listenizin en üstünde olmalı,  tartışmasız en güzel nokta Rockefeller binasının terası yani Top of the Rock olmalı.

Times Meydanı – Times Square

New York Times square
Times Meydanı New York ‘un en çok turist çeken noktalarından bir tanesi. Girmeden önce derin bir nefes alın

Her sene muhteşem yeni yıl kutlamalarının yapıldığı, tüm ünlü markaların, geceyi gündüze döndüren ışıklarıyla dev led panellerde boy gösterdiği, kalabalıktan doğru düzgün yürüyemediğiniz, 24 saat canlı olan ünlü meydan. Times Square’e metro ile bir çok hat ile gelebiliyorsunuz. Gündüz fazla bir çekiciliği olmasa da güneş battıktan sonra asıl yüzü ortaya çıkıyor. Devasa monitörlerde haber bültenleri, ünlü markaların reklam videoları tüm o gökdelenlerin cephelerini süslüyor. Büyük bir kısmı trafiğe kapalı olan bu meydan haliyle en çok turist çeken noktalardan bu nedenle yürümek dahi çok zor olsa da, ekranlardan kesinlikle aşina olduğunuz Times Square’i  iki dakika da olsa kesinlikle görmelisiniz.

New York Shooting Time Square
New York ‘un her köşesinden fotoğraf için malzeme fışkırıyor.
New York horse trooper time square
Times Meydanı’na yakın bölgelerde atlı polislere rastlayabilirsiniz.

Özgürlük Heykeli ve Ellis Adası

1886 yılından beri Amerika’nın simgesi haline gelmiş ve dünyanın belki de en çok bilinen anıtsal yapısı olan Özgürlük Heykeli yani Statue of Liberty Manhattan’ın hemen karşısında Liberty adasında yer almaktadır. Aslında Mısır’a dikilmek üzere yapılmış ve Osmanlı kasasından parasının ödendiği ama bir şekilde Fransız’lar tarafından Amerika’ ya hediye edildiği haberlerini mutlaka duymuşsunuzdur. Doğruluğu bilinmez şurası kesindir ki 93 metrelik bu yapı hem uzaktan Manhattan silüteninin önünde hem de yakından tüm heybetiyle kesinlikle görülmeyi hak ediyor.tugce in front of statue of LibertyTugce Anil selfie in front of statue of Liberty New York

Özgürlük Heykeli’ne Financial District’e çok yakın olan sahildeki Battery Park’tan yarım saat sıklıkla gelen, sabah 09:30 da başlayan Ellis Adası feribotlarıyla ulaşıyorsunuz. 12 Dolar olan feribot için oldukça uzun bir kuyruğa hazırlıklı olun. Ulaşım kısa sürse de kuyruğun uzunluğu biraz can sıkabiliyor.

Eğer ki feribotun dışında ve arkasında bir yer bulabilseydiniz Manhattan’dan uzaklaşırken ki muhteşem manzaraya hazır olun. Jersey City veya Brooklyn’e geçip Manhattan’a karşıdan bakmayacaksanız bu elinizdeki tek fırsat.

Özgürlük Heykeli’nin olduğu Liberty Adası için herhangi bir ücret ödemiyorsunuz. Dilediğiniz gibi gezebilirsiniz Heykeli. Ancak 300 küsür basamağı tırmanıp heykelin tacına çıkmak istiyorsanız ya bu numaradan 1-877-LADY-TIX ya da web adresinden önceden rezervasyon yaptırmalısınız. 21 Dolarlık bir ücret karşılığı tabi ki.Tugce Anil selfie statue of Liberty stairs New York

Ellis Adası ise feribotun bir sonraki durağı. Manhattan’a tekrar dönmek için bineceğiniz feribot zaten Ellis Adası’na uğruyor. Yani buraya ulaşım için ayrı bir zahmete girmiyorsunuz. Burası, Özgürlük  Heykeli’nin inşaasından bir kaç yıl sonrasından 1954 yılına kadar 12 milyondan fazla göçmenin Amerika rüyası için ilk duraklarıydı. Avrupa veya Afrika’dan gelen gemiler ilk olarak burada durur göçmenlerin kayıt işlemleri yapılır ve sonrasında ülkeye girebilirlerdi. Şimdilerde ise o dönemdeki kayıtlar da dahil bir çok şeyi bulabileceğiniz bir müze halinde.

Central Park

Spor aşkıyla yanıp tutuştuğumuz bir dönemdi New York ‘a gittiğimiz zaman. Spor her zaman hayatımızın bir parçasıydı ancak o dönem ayrı bir gündemimizdeydi. Filmlerde Central Park’ta koşan o insanlara hep özenirdik. Şehrin hemen dibinde yemyeşil bir doğa, etrafta koşan sincaplar köpekler, köşe başında yogasını yapan insanlar, düşündükçe içimiz açılıyordu. Gitmeden önce de demiştik gidip oraya en azından bir 5K koşar haritasını paylaşırız diye. Hayaller ve gerçekler bambaşka oluyor tabi. Tüm o koşuşturmalı programın içerisinde fotoğraf uğruna B&H’de (çok büyük bir fotoğraf ekipman mağazası) harcanan saatler neticesinde sırtımızda çantalar tripodlar derken Central Park’ta koşmayı bırakın gördüğümüz çime yığılıp kalmıştık.

Bizce buraya gelmeden önce Top of Rock’a çıkıp parkın ölçeğini mutlaka görmelisiniz. Devasa bir yeşillikten bahsediyorum. Burasını yoğun New York programınız içerisinde bir dinlenme zamanı gibi düşünebilirsiniz. Gelin, sincaplara yer fıstığı verin, bisikletle turlayın, cafelerden birine oturup içeceğinizi yudumlayın ya da hiç olmadı atın kendinizi çime cıvıl cıvıl olan etrafı izleyin.

Brooklyn – New York ‘un Az Bilinen Hazine Noktaları

New York Manhattan view from Brooklyn Bridge
Brooklyn ve Manhattan köprülerinin çevresi harika manzaralara sahip parklarla çevrili.

Manhattan’ın karşısında yer alan bu bölgeye de mutlaka bir yarım gününüzü ayırmalısınız. Metroyla kısa bir seyahat sonrası geçebileceğiniz gibi ünlü Brookly Köprüsü’nden yaklaşık 2 km’lik keyifli bir yürüş sonrası ulaşabiliyorsunuz. Peki burada görmeye değer ne var? Aslında burada bir çok hazine değerinde yer var. New York Manhattan view from Brooklyn Bridge and Tribute in LightYO OY letters at brooklyn dumbo parknew york brooklyn dumbo park with manhattan bridge view

Washington Street

Navigasyonunuza tam olarak  40°42’13.2″N 73°59’22.4″W  bu koordinatları yazarsanız efsane bir noktaya götürecektir sizi. Arkanıza Manhattan Köprüsü’ nü alıp kenarlara klasik New York mimarisinde bolca kullanılan tuğla yapıları koyduğunuzda bir çok kişinin görsel olarak çok iyi bildiği ama nerede olduğundan haberi olmadığı gizli bir noktadan efsane bir fotoğrafınız olacaktır. Bu arada köprünün ayakları arasından gözüken yapı Empire State’in  ta kendisi.

New York manhattan bridge view from washington street
Sadece tek bir sokaktan bu kareyi yakalayabiliyorsunuz, o da Brooklyn’deki Washington Street.

Pier 1 – Gün Batımı Manhattan Manzarası

Manhattan sky line from Old Pier 1
Old Pier 1 denilen eski iskele ayaklarının bulunduğu bu parktaki kayalıklarda Manhattan’ın arkasından gün batımını izleyebilirsiniz.  
New York Tribute in Light from old pier1
Saatlerimizi harcadığımız bu harika fotoğraf noktası, 11 Eylül yıl dönümlerinde, Manhattan semalarını aydınlatan Tribute in Light’ı en güzel fotoğraflayabileceğiniz noktalardan.

Washington Street’te yeterince fotoğraf çektiyseniz, aynı yoldan sahile inip soldan Brooklyn Köprüsü’ne doğru ilerleyin.  Brooklyn Köpsünü’nün de altından geçtikten sonra Pier 1 adı verilen bir park göreceksiniz. Buraya aynı zamanda New York Skyline Outlook deniliyor. Yani New York ufuk çizgisini en güzel seyredebileceğiniz yerlerin başında. Eğer akşam üstü gün batımında buraya gelebilirseniz Manhattan’ın üstünden batan güneş ile inanılmaz bir manzara sizi bekliyor olacaktır.

9/11 Memorial – 11 Eylül Anıtı

11 Eylül 2001 tarihinde yaşanan terör saldırısında en fazla kaybın yaşandığı yer, New York ‘un simgelerinden olan Dünya Ticaret Merkezi kuleleriydi. Saldırı sonrasında yıkılan kulelerin olduğu yere 11 Eylül’de hayatını kaybedenler anısına kuleleri temsilen zemin seviyesinden 10 metre aşağıda iki tane devasa  havuz ve bu havuzlara dört köşesinden dökülen şelaleler yapıldı ve burası Ground Zero olarak anılmaya başlandı. One World Trade Center gökdeleninin de hemen dibinde yer alan bu anıtı hem önemi hem de mimarisi açısından mutlaka ziyaret etmelisiniz. Eğer ki 11 Eylül yıl dönümüne denk gelirseniz gün içinde gerçekleşen seromonileri ve anıt kenarlarında hayatını kaybedenlerin adlarının yazdığı yerlere sevenleri tarafından bırakılan çiçek ve bayrakları görebilirsiniz. Asıl etkileyici tablo ise hava karardığında anıtların hemen arkasından yükselen Tribute in Light.New York 9/11 Memorial and Museum with tribute in light

11 Eylül’de New York ta olmak ve saldırıyı bizzat yaşayanlar ve yakınlarını kaybedenlerle o atmosferi paylaşmak, duygusal açıdan bizi oldukça zorlamıştı.  

New York Manhattan view from Jersey
Burası da bir diğer harika kareler yakalayabileceğiniz nokta olan Jersey City.

Manhattan selfie from Jersey

New York gerçekten her anlamda çok zengin bir şehir. Bu kadar kozmopolit olunca haliyle yapılacaklar listesi de bir o kadar kalabalık olabiliyor. Yukarıdakiler bizce mutlaka görülmesi gerekenler. Vakti kalanlara aşağıdakilere de bir bakın deriz.

  • Şehrin simgelerinden olan ünlü Flatiron Building‘i ziyaret edin.
  • Barcade‘de çocukluğunuzdaki video oyunlarını oynarken içkinizi yudumlayıp, metal müzik dinleyin.
  • Ghostbuster Headquarters‘ı ziyaret edin.
  • China Town‘da ufak bir gezintiye çıkıp, bölgede bulunan Budist tapınaklardan birini ziyaret edin.
  • Biyoloji ile kıyıdan köşeden ilgiliyseniz mutlaka The Evolution Store‘u ziyaret edin.

Evet şimdi sıra geldi biraz daha vakti olan için Atlantic City‘ye. Yazımız için sizi şöyle alalım.

 

Author

Yorumunuz mu var?!