Eveeet efendim..Hoş bulduk. Ani bir şekilde, son dakika karar verdiğimiz Milano seyahatimizden henüz döndük. Ayağımızın tozuyla da Milano hakkında deneyimlediğimiz her şeyi ve önerilerimizi sizlerle paylaşmak istedik. Kabul ediyoruz burası diğer İtalya şehirlerinden biraz farklı. Daha sanayileşmiş, daha modern tarzda yapıların var olduğu, öyle her yerinden tarih fışkırmayan hatta yedikleriniz olmasa İtalya olduğuna inanmanızın zor olduğu bir şehir. Ama yine de anlatacak çok şeyimiz var. Başlamadan önce Milano yazımızın devamı olan Milano ‘da Ne Yenir, Nerede Yenir yazımıza buradan, alışveriş rehberine de buradan ulaşabilirsiniz.

Bir diğer popüler İtalya rotası olan Venedik ile ilgili yazımıza da buradan gidebilirsiniz.

Milano ‘ya Ne Zaman Gitmeli?

Öncelikle Milano İtalya’nın kuzeyinde, Lombardiya bölgesinde yer aldığından mevsim ortalama sıcaklıkları tahmin edeceğinizden biraz düşük. Ancak nem oranı yüksek olmadığından, hem  yazın ve hem de kışın konforlu bir gezi yaşamanızı sağlıyor.

Tugce holding leafs on Milano during autmn
Milano yılın her dönemi ziyaret edebileceğiniz Avrupa şehirlerinden.
Tugce at the roof of Duomodi Milano
Milano ‘yu en güzel seyredebileceğiniz noktalardan biri de Duomo Di Milano ‘nun terası.

Yaz aylarında sıcaklık ortalamaları 25-30 derecelerde geziyor, kışın ise gündüz ortalama sıcaklılar 5-6 derece civarında. Özellikle Nisan-Mayıs, Ekim-Kasım  yağmurlu bahar dönemlerini saymazsak hava açısından tüm yıl ziyaret edilebilecek bir şehir diyebiliriz. Tabi Temmuz ve Ağustos ayı gibi hem turist kalabalığı bakımından tavan yaptığı hem de moda etkinliklerinin olduğu pik dönemlerden de uzak durmanızı tavsiye ederiz. Zira bizim gittiğimiz bu soğuk Kasım ayında bile tüm turist noktalarında uzun kuyruklar olduğunu düşünürsek yazın oluşan tabloyu kesinlikle yaşamak istemezdik. Kasım sonuna doğru  yaptığımız seyahatimiz boyunca hava 7-8 derecelerdeydi. Hafif kışlık montlarla bütün gün dışarıda olmamıza rağmen çok rahattık. O yüzden bizce hem yağmursuz hem de turist akınından bir tık uzak olacağından Milano ‘yu ziyaret etmek için en ideal dönem  Eylül ayı veya kışın herhangi bir dönemi olacaktır.

Milano ‘ya Nasıl Giderim?

Milano road map
İki havalimanı da şehre aynı uzaklıkta gözükmesine rağmen Malpensa”dan şehir merkezine ulaşım tren sayesinde çok daha rahat.

Milano ’da Malpensa Havalimanı, Linate Havalimanı ve Bergamo Orio Al Serio Havalimanı olarak 3 tane havalimanı bulunuyor. Bunlardan şehre en yakın olanı Linate Havalimanı olsa da Milano ’nun en büyük, en çok tercih edilen ve tabi ki en büyük havayolu şirketlerinin tercihi olan havaalanı Malpensa. Şayet Türkiye’den THY ile uçacaksanız Malpensa Havaalanına, Pegasus ile yolculuk yapacaksanız da Bergamo’ya ineceksiniz demektir. İki havaalanından da şehre ulaşım yaklaşık 1 saat sürdüğünden havayolu tercihi yaparken eğer ki gece yarısından sonra varmayacaksanız ineceğiniz havaalanının çok bir önemi yok. Ancak Malpensa’nın kendi içinde bir tren istasyonu olduğundan Bergamo’daki gibi trene binmek için öncesinde otobüs kovalamanıza gerek kalmıyor.

İstanbul – Milano uçuş süresi yaklaşık olarak 3 saat. THY ile geliyorsanız Malpensa’da Terminal 1’e iniyorsunuz. Hangi terminale indiğiniz bir önemi yok aslında. Çünkü her iki terminalden de rahatlıkla şehre ulaşım sağlayabiliyorsunuz.

Havalanından Milano Şehir Merkezine Ulaşım

Malpensa Havalimanı – Milano

Şehir merkezi dediğimiz aslında şehirde bulunan tren istasyonları. Milano ‘da çok sayıda tren istasyonu mevcut. Ancak geldiğinizde sizin de fark edeceğiniz üzere asıl olay hep 3 tren istasyonunun etrafında dönüyor. Bu 3 tren istasyonundan birine ulaştığınızda gelişmiş metro ağından faydalanarak istediğiniz bölgeye kolaylıkla gidebilirsiniz.

Tugce waiting train at Milano subway
Madem modanın başkentindeyiz, metro hattımızı da kıyafetimize göre seçeriz! 🙂

Merkez tren istasyonu denilen istasyonun adı “Milano Centrale FS” ; yani kısaca Central Station. Bir diğer önemli ve bizim gezimizde hayat kurtaran olarak tanımlayabileceğimiz istasyon “Stazione Milano Cadorna”; yani Cadorna Station ve son olarak çok sık kullanacağınız “Stazione Milano Porta Garibaldi”; yani Garibaldi Station. Bu tren istasyonlarına havaalanından ulaşmanız da oldukça kolay.

Tren

Milano ‘da şehir merkezine ulaşmak için en çok tercih edilen yöntem trenle ulaşım. Bunun için de tekel diyebileceğimiz ve Trenord tarafından işletilen Malpensa Express’i kullanıyorsunuz. Hem Terminal 1 hem de Terminal 2’de durduğundan öyle terminaller arası mekik dokumanıza da gerek kalmıyor.

Milano Malpensa Express route map
Milano ‘da üç ana tren istasyonu bulunmakta. Malpensa Express ile bu üçüne de hızlı bir şekilde ulaşabiliyorsunuz.

Central Station’a 52 dakikada, Cadorna’ya 37 dakikada ve Garibaldi’ye yaklaşık 40 dakikada ulaşıyorsunuz. Tren saatleri çok sık. Her yarım saatte bir tren bulunuyor. Garibaldi istasyonu Central’dan bir durak öncesi yani Malpensa Express aslında iki ayrı hattan oluşuyor. Son tren seferleri Central ve Garibaldi için 23:30, Cadorna için 00:30’da.

Bilet fiyatlarına gelince… Normal şartlar altında 2019 yılında yetişkinler için tek yön bilet 13 EUR, çocuklar (4-14 yaş arası) için 6,5 EUR ve 4 yaş altı ücretsiz. Gidiş-dönüş bilet ücretlendirmesi yetişkinler için 20 EUR, çocuklar için 10 EUR ve yine 4 yaş altı ücretsiz. Biletinizi online olarak almanızın maddi olarak hiçbir avantajı yok. Zaten çok fazla gişe veya bilet otomatı olduğundan sıra beklemeden hızlıca alabiliyorsunuz.

Malpensa Airport train sign
Otobüsler uçaktan indiğiniz katta yer alırken tren için aşağıya inmeniz gerekiyor.

İlla Malpensa ile mi gitmeliyim Ron? Yok mu başka bi tren firması derseniz de buyrunuz. Yolculuk süresi birazcık uzasa da daha uygun fiyatlı (8 EUR gibi) tüm tren seçeneklerine buradan ulaşabilirsiniz.

Aman bilet gişesi etrafında elinde torbayla sakince etrafınızda gezerek size bilet teklif eden kişilere itibar etmeyin. Zira süresi geçmiş veya başka rotalara ait biletleri size satmaya çalışacaklardır.

Otobüs

Şayet otobüs ile şehir merkezine ulaşmayı tercih ederseniz Malpensa Shuttle’ı hemen terminallerin önünden binerek kullanabilirsiniz. Yanlız Malpensa Shuttle tren istasyonlarından sadece Central Station’a sefer düzenliyor. Sefer süresi trenle aynı; 50 dakika. Tren saatleri ise, Malpensa – Central yönünde 05:00 -01:20 arası ve her 20 dakikada bir. Central – Malpensa yönünde ise 03:45 – 00:15 saatleri arasında ve yine 20 dakikada bir. Tek yön otobüs bileti yetişkinler için 8 EUR, çocuklar ( 2-12 yaş arası) için 4 EUR ve 2 yaş altı ücretsiz  iken gidiş-dönüş alırsanız yetişkinler için 14 EUR ve çocuklar için 8 EUR

Taksi

Bu seçeneğe hiiiç mi hiç gerek yok ancak fikir sahibi olmak istersiniz diye sizi aydınlatmak istedik. Neden gerek yok? Çünkü çok maliyetli. Havaalanından Central Station’a ulaşım 78 EUR, Cadorna Station’ a 73 EUR ve direk şehir merkezine inmek isterseniz de 95 EUR. Gördüğünüz gibi tüm Avrupa şehirlerinde yaşanan ‘Arkadaş buraya yerleşip taksicilik mi yapsak?” sendromu Milano ‘da da geçerli. Bir de taksi kulağa konforlu bir seçenek gibi gelse de yaşayacağınız trafiği düşünürsek bu fikirden koşarak uzaklaşmak en mantıklısı. Kısaca Ron der ki Milano ‘da taksiden uzak durun 🙂

Bergamo Havalimanı – Milano

Bergamo’dan merkeze ulaşmak için sadece otobüs ve taksi seçenekleri mevcut. Çünkü bu havalimanına direk ulaşan bir tren ne yazık ki bulunmuyor. Yok ben illa ki trenle gelmek istiyorum derseniz havalimanından Bergamo tren istasyonuna giden otobüslere binmeniz ve o tren istasyonundan şehre ulaşmanız gerekmekte. Bu seçeneği seçmeyeceğinize eminiz. 🙂

Otobüs

Otobüs ile ulaşım 50 dakika civarı sürüyor. Terminalden çıktıktan sonra pek çok otobüs firmasını (Terravision, Autostradale, Orioshuttle) göreceksiniz. Birini seçip 5 EUR karşılığı Central Station’a ya da şehir merkezine ulaşabilirsiniz. Otobüs saatleri her 20-30 dakikada bir Bergamo – Milano yönünde 03:40 – 01:00 saatleri arasında.

Taksi

Taksi seçeneği gece 01:00’den sonra merkeze gitmek isterseniz ne yazık ki tek seçenek. Ne yazık ki diyoruz çünkü yaklaşık 83 EUR ödemeniz gerekiyor. Yani siz siz olun gecenin kör saati Bergamo’ ya sakın inmeyin.

Milano ‘da Nerede Kalmalıyım?

Konaklama işinin insanı kıvrandırmadığı, nerede kalsam da her yere yakın olsam derdinin olmadığı şehirlerin başında bizce Milano geliyor. Burada tüm turistik yerler birbirine çok yakın, ulaşım konusunda ise şahaneler. Özellikle metro ve tramvay konusunda öyle pratik ve gelişmiş bir şehir ki hangi bölgede kalırsanız kalın Duomo Meydanı’nın bir kaç kilometrelik yarıçapı içerisinde olduğunuz ve metroya yakın olduğunuz sürece her lokasyon sizin için mükemmel bir seçim demektir.

Biz toplamda 3 kere Milano ’ya geldik ve üç seyahatimizde de farklı bölgelerde konakladık. Tek ortak noktaları her üçünün de metronun neredeyse dibinde olmalarıydı. Tercih edebileceğiniz bölgelere örnek olarak Duomo çevresi, Navigli Bölgesi, Brera Bölgesi ve Central-Cadorna-Garibaldi tren istasyonları yakınında bulunan yerleri verebiliriz. Şehir merkezinde, burası gürültülü şurası güvenli değil diyebileceğimiz bize göre herhangi bir yer yok. O yüzden merkezden çok uzaklaşmadan metroya yakın nerede kalırsanız kalın sizi üzmeyecektir.

Milano’ da Şehir İçi Ulaşım

Avrupa şehirleri arasında ulaşım rahatlığı açısından başı çeken şehirlerden biri kesinlikle Milano. Oldukça düz ayak bir şehir olmasının yanında tüm turistik noktalar birbirine yakın. Ama tabi her yere yürüyerek gitmek, kısa zamanda çok yer görmek isteyen bizler için hem zaman tasarrufu hem de enerjinin optimum kullanılması açısından biraz sıkıntılı. Hele bir de biz gibi kilo kilo ekipmanla geziyorsanız toplu ulaşım kullanmak kaçınılmaz oluyor 🙂

Milano subway map
Metrolar hem sakin hem çok sık hem de durak sayısı çok fazla. Çoğu yere yürümenize hiç gerek kalmıyor.

Milano ’da şehir içi ulaşım ağından sorumlu firma ATM. Yaygın olarak metro, tramvay ve otobüs kullanılıyor. Bunların içinde en az otobüsü kullanacaksınız. Çünkü metro ve tramvayla ulaşamayacağınız yer neredeyse yok ve kullanımı hiç karmaşık değil. Hepi topu 4 tane ana metro hattı var.(M1,M2,M3,M5) En fazla 2 metro değiştirerek gideceğiniz yere ulaşıyorsunuz. Metro sabah 06:00 ile gece yarısı 00:30 arasında hizmet veriyor ve seferler çok sık.

Hu huuuu! Ufak ama hayat kurtaran bir sır ister misiniz? Milano ’da ulaşım için şahane bir mobil uygulama var. Pek bilinmese de gitmeden önce telefonunuza “ATM Milano” uygulamasını indirirseniz tüm tramvay ve metroların hatları, durakları, haritaları en açık haliyle karşınızda olacak, metro bileti alabileceğiniz ATM noktaları açılış kapanış saat bilgileriyle önünüze serilecek, dahası mevcut konumunuzdan ya da belirlediğiniz bir yerden gitmek istediğiniz yeri yazarsanız size o an bir rota çizecek ve gitmek istediğiniz yere en kısa yoldan nasıl gidebileceğinizi söyleyecek. Hatta dilerseniz hangi ulaşım aracıyla gitmek istediğinizi bile seçebiliyorsunuz. Tek kelimeyle şahane bir uygulama. Yüklemeniz şiddetle tavsiye edilir.

Gelelim ulaşım ücretlerine.

Milano metro card
48 saatlik sınırsız metro kartı 8.25 EUR

Normalde tek yön ve tek binişlik metro bileti 1,5 EUR ve aldıktan 90 dakika içerisinde kullanmanız gerekiyor. Günde birden fazla metro kullanacaksanız – ki kesin kullanacaksınız – her seferinde bu bedeli ödemek epey maliyetli. Onun yerine 24 saat veya 48 saatlik seçenekleri olan sınırsız ulaşım kartlarından edinebilirsiniz. Emin olun bu kartlar en mantıklı ve uygun seçenek. Ron’s Planet demişti dersiniz 🙂 Üstelik sadece metroda geçmiyor; aldığınızda tramvaylarda, otobüslerde ve şehir içi ulaşımda kullanılan trenlerde de kullanabiliyorsunuz.

Kartlar ilk kullanımınızdan sonra aktif oluyor ve süreniz ondan sonra işlemeye başlıyor. Örneğin sabah 10’da ilk kez kullandıysanız bir sonraki gün sabah 10’da 24 saatiniz dolmuş  oluyor. Kart ücretlendirmeleri de şu şekilde.

24 saatlik sınırsız ulaşım kartı; 4,5 EUR

48 saatlik sınırsız ulaşım kartı: 8,25 EUR

Kartları tüm metro istasyonlarında bulunan ATM Otomatlarından veya yine istasyonlarda bulunan büfelerden alabilirsiniz.

Şehir içi ulaşım ile ilgili olarak ATM’nin resmi web sitesi: https://www.atm.it/en/

Milano Card – Turist Tuzağı

Sırada “almayın sakın” cümlesini defalarca kurabileceğimiz “Milano Card” var. Tüm Milano ‘yu avantajlarıyla ayağınıza sereceği vaadinde olan bu kart aslında bir turist tuzağı olmanın ötesine gidemiyor maalesef. Kartın web sitesine ilk girdiğinizde, Milano Card süresince ücretsiz toplu taşıma yanında bir çok müze ve restoranda indirim ve en önemlisi muhakkak her gidenin uğrayacağı Duomo Katedrali’nde yüzde 20 indirim sağlayacağı söyleniyor. 24 saatlik(8 EUR), 48 saatlik(14 EUR) veya 72 saatlik(19 EUR) olarak fiyatlandırılan bu kart gelin görün ki iddia ettiği gibi avantajlı değil aslında. Şöyle ki;

  • Ücretsiz ulaşım: Şayet bu kartı sadece sınırsız ulaşım için alıyorsanız DURUN! Zaten tek başına günlük kart aldığınızda daha avantajlı oluyor. Mesela herhangi bir metro istasyonu gişesinden alabileceğiniz 3 günlük sınırsız kartın maliyeti 12.75 EUR(4.5+8.25) iken 3 günlük Milano Kart 19 EUR. Ayrıca Milano ‘ya ulaşmadan önce alıp aktifleştirdiğiniz kartınızı indiğinizde hemen kullanabileceğinizi sanmayın. Uygulamayı kurup kartı online olarak aktif hala getirmeniz ulaşımda maalasef işe yaramıyor. Gidip Milano Kart ofislerinden fiziksel olarak metro kartını almanız gerekiyor. Şayet biz gibi ofislerin kapalı olduğu saatlerde Milano ’da olacaksanız mecburen bir de tek binişlik bilet alıyorsunuz. Milano Card’a ödediğiniz ücretler de cabası.
  • Müze ve restoran indirimleri: En kibar haliyle söylemek gerekirse az tercih edilen müzelerde indirim oranları daha yüksek. Bunun yanında rağbeti yüksek “Son Akşam Yemeği(Last Supper)” freskini görmek için sizi rezervasyon sayfasına yönlendirdiğinde -ki rezervasyonsuz zaten göremiyorsunuz- hiçbir tarih açık gözükmüyor. İsteseniz de alamıyorsunuz. Restoranlara gelince de çok az sayıda restoranda geçerli ve fiks menü fiyatında indirim ya da yediğiniz bir şey yanında bir başka yiyecek hediye şeklinde. Yani şu restoranda %50 indirim gibi bir durum yok ne yazık ki.
  • Duomo Pass’te yapılan indirim: Asansörle çıkışı içeren paket 16 EUR, merdivenle çıkışı içeren paket ise 12 EUR. Paketin içinde katedrale giriş, asansörle, terasa çıkış, arkeolojik bölüme,  San Gottardo kilisesine giriş var. Ancak katedrale giriş zaten ücretsiz, terasa asansörle çıkmaya ise hiç gerek yok çünkü merdivenler kesinlikle ölümcül değil. Arkeolojik bölüm denilen yer biraz zorlama olarak oluşturulmuş. Duomo meydanının altına denk gelen, kazı alanının bir bölümünü korudukları ufak bir alan. Eski binaların bir kısmının temellerini görmekten ibaret. Bize göre hem vakit hem de para kaybı. San Gottardo kilisesi de Milano ‘da gezilecek onca yer varken listemizin epey sonlarında açıkçası. Yani aslında Duomo ile ilgili görmeniz gereken birinci yer katedralin içi ikincisi de terası. Merdivenle terasa çıkış tek başına 9 EUR, katedrale giriş de ücretsiz olduğuna göre hiçbir şekilde Duomo Pass almanıza gerek yok aslında. Bu nedenle de Milano Kartın yüzde 10 indirim avantajı da ortadan kalkıyor.

Yok ben illa alacağım diyorsanız online olarak buradan alabilirsiniz. Satın aldıktan sonra mail adresinize rezervasyon kodunuzu da belirten bir konfirmasyon maili geliyor. Sonrasında Milano Card uygulamasını telefonunuza yükleyip aktivasyon saatini ve ulaşım kartlarını teslim alacağınız yeri seçiyorsunuz.


Milano Gezi Rehberi

Milano hakkında duyduğunuz (gezilecek hiçbir yer yok, bu nasıl İtalya gibi) negatif cümleleri lütfen unutun! Ön yargılarınızdan arınmanızı görev edinerek sizler için gezi ve yeme içme rehberi hazırladık. Negatif hiçbir düşünceniz yoksa zaten işimiz daha kolay demektir 🙂 Hadi birlikte Milano ’da nerelere gidilir bir göz atalım. Aç aç mı gezeceğiz derseniz de yazının devamındaki Milano yeme içme rehberimiz en güzel İtalyan tatlarını önünüze seriyor olacak.

Ron’s Planet’den büyük hizmet..Milano ile ilgili ihtiyaç duyacağınız her şey tek bir yerde. Gezeceğiniz, göreceğiniz ve yiyeceğiniz her şey bu linkte!

Ron’s Planet sizi düşündü ve tüm noktaları sizin için haritaya pinledi.

Duomo Di Milano

Birine Milano deyince duyacağınız ilk kelime “Duomo” olacak. İtalya’nın en büyük, Avrupa’nın ise 4. büyük katedralinden bahsediyorsak hiç de haksız sayılmazlar. Şehrin tam göbeğinde yer alan bu pek ihtişamlı katedral hemen hepimizin ilk durağı oluyor; yüksek ihtimal sizin de öyle olacak. Sabah 8’de açılan katedralin içini ücretsiz gezebiliyorsunuz. Yapımı 6 asırdır devam eden bu mimari harikanın içerisindeki vitraylar ve heykeller sizi kesinlikle büyüleyecek. Bir de teras kısmı var ki gerçekten çok keyifli.

Tugce sitting on a banch in Duomo di Milano
Sabah gelmenin avantajı! Bir kaç saate kalabalıktan burada yürüyemeyeceksiniz.
Altar on Duomo Di Milano
Her köşe başında sizi büyüleyecek eserler mevcut.
Madonnina Statue in Duomo Di Milano
Tepedeki Madonnina heykelinin bir kopyası içeride de sergileniyor.

Terasta Milano manzarasından daha çok katedralin dış cephe işlemelerini bu kadar yakından görme fırsatı asıl bizi etkileyen şey oluyor. Rahatlıkla saatlerinizi geçirebilirsiniz. İster asansörle isterseniz de yürüyerek; ama mutlaka terasa çıkmanızı tavsiye ediyoruz. Teras açılış saati 09:00. Biletlerinizi online olarak ister buradan isterseniz de katedralin sağ cephesinin karşısında yer alan bilet ofisinden alabilirsiniz.

4 EUR daha fazla verip asansörle çıkmanıza gerek yok. Merdivenler sadece 3-4 dakika sürüyor. Arkeoloji alanı fazlaca zorlama bir yer. Burası için de fazladan 4 EUR vermenize gerek yok. Tüm gününüzü kuyrukta harcama istemiyorsanız ya sabah açılış saatinde gelin ya da 10 EUR fazla vererek Fast Track alın.

Galleria Vittorio Emanuele II

Tugce jumping on bull in Galleria Vittorio Emanuele II
Siz sadece dönseniz de olur!

Duomo Di Milano ’nun ana kapısına sırtınızı verdiğinizde hemen sağınızda kalan o pasaja benzeyen yapı var ya! İşte orası dünyanın en eski alışveriş merkezlerinden biri olarak kabul ediliyor. Gözünüzde sıradan bir alışveriş merkezi canlanmasın. İçine girip yerden tavanına kadar her yerini incelediğinizde hem mimarisi hem de ruhu sizi oldukça etkileyecek. İçinde dünyaca ünlü markalara ait mağazalar ve oldukça şık restoranlar barındırıyor. Ayrıca terasında da katedral manzarası eşliğinde soluklanabileceğiniz mekanlar mevcut. Alışveriş için burada iştahınız kabarabilir ama kendinizi Milano Alışveriş Rehberinde anlattığımız yerlere saklamanızı öneriyoruz. Buraya geldiğinizde yerde bulunan boğanın o çökmüş! kısmında, topuğunuz üzerinde 3 tam tur dönüp dilek dilemeyi unutmayın. Bu ritüelin şans getirdiğine ve dileklerin kabul olduğuna inanılıyor. Ufak bir not; boğayla ne kadar ilgisi var bilmiyoruz ama ilk Milano ziyaretimizde dilediğimiz şey gerçek olmuştu. Sıra sizde 🙂 Burası haftanın her günü ve 24 saat açık. Ancak mağazalar 19:00 -19:30 gibi kapanıyor.Galleria Vittorio Emanuele II in MilanoGate of Galleria Vittorio Emanuele II in Milano

Buraya geldiğinizde soluklanmak için ana giriş kapısının solundaki ilk aradan asansöre binip dışarıdan gördüğünüz o restaurantlara ulaşabiliyorsunuz. Biz Terazza Duamo‘ya oturmuştuk. Manzara ve cabarnet şarapları harikaydı.

San Bernardino Alle Ossa

Bildiğiniz bütün kilise ve şapel kavramlarını unutun. İddia ediyoruz burası bildiklerinizden çok farklı ve tüylerinizi diken diken edecek. Milano ’ya gittiğinizde görmeniz gerekenler listemizin en başlarında yer alıyor bu kilise. Şayet siz de giderseniz sonrasında bizimle de görüşlerinizi paylaşırsanız harika olur. Çünkü ne hissedeceğinizi gerçekten merak ediyoruz. Neden mi? Hemen anlatalım.

wide angle shoot of San Bernardino Alle Ossa in Milano
Hiç bir fotoğraf size mekanın derinliğini anlatamaz inanın.

Efendim burası 1200’lü yıllarda inşaa edilmiş. Zamanında yanında bulunan mezarlıkta yer kalmayınca hastaneden gelen taze bedenleri gömebilmek için mezarlıktaki tüm kemikler kazılıp toplanmış ve bir odaya istiflenmiş. Sonrasında ise sanırım suçluluk duygusundan bu odanın yanına bir  kilise inşa edilmiş. İlk girişte gördüğünüz kilise işte bu. İş hangi noktadan sonra kemikleri saklamaktan, onları bir dekorasyon malzemesi olarak kullanmaya dönüşmüş bilemiyoruz. Ancak arkasında yatan zihniyeti, içeri adımınızı atar atmaz gördüğünüz tüm o gerçek insan kafatası ve kemiklerinden sonra oldukça merak ediyorsunuz. Orta çağdan kalan insan kemiklerini muhafaza edip sergilemek anlaşılabilir ama kafatasını vernikleyip sütuna süs yapmak gerçekten ürpertici. Bu sebeple adına “Bone Church” de deniliyor. Zaten kiliseden çok bir korku filmi setini andırıyor; gerçekten çok ilginç.

Ceiling of San Bernardino Alle Ossa in Milano
Sebastiano Ricci tarafından 1695 yılında yapılan tavan freski mekanın bir diğer etkileyici unsuru.

Ayrıca tavanda yer alan fresk de ayrı bir şaheser. Ufak bir bilgi; odada tel bir kafes içerisinde ayrı olarak sergilenen kafataslarını göreceksiniz. Bunlar da o dönemde kafaları kesilerek idam edilen suçlularmış. Bu arada buraya ulaşım çok kolay. Royal Palace yolu üzerinden dümdüz ilerlediğinizde yaklaşık 400 metre sonra buraya varıyorsunuz. Ziyaret saatleri Pazartesi-Cuma: 08:00 – 18:00 Cumartesi: 09:30 – 18:00 ve Pazar: 09:30 – 12:00. Giriş ücretsiz.

Skulls at San Bernardino Alle Ossa in Milano
Burada ayrı olarak tutulan kafatasları da idam edilen mahkumlara aitmiş.

Cimitero Monumentale

Sıra geldi bir diğer ürpertici mekana. Ya da ilham verici.. Görünce kararı kendiniz verirsiniz. Buraya mutlaka gidiniz. Nereye mi? Mezarlığa! Evet evet doğru duydunuz. Burası Avrupa’nın en prestijli mezarlıklarından bir tanesi ve insanlar buraya gömülmek ya da yakılıp küllerinin burada saklanması için sıra bekleyip bir de epey yüksek ücret ödüyorlarmış. (Hatta Albert Einstein’ın babası da burada gömülü.)

Graveyard Cimitero Monumentale in Milano

Her yıl da hatırı sayılır sayıda turist çekiyor bu mezarlık. Aslında mezarlıktan ziyade isminin tam karşılığı “Anıtsal Mezarlık”. Milanolular burayı açık hava müzesi olarak da adlandırıyorlar. Çünkü tüm mezar taşları birer şaheser niteliğinde. Çok ünlü heykeltraşların eserleri de var üstüne üstlük. İçeri girip gezmeye başladığınızda 10 dakika önce nerede olduğunuzdan soyutlanarak her bir mezarı hayranlık, ürperti ve şaşkınlıkla izliyorsunuz. Ufak detaylarında kaybolabileceğiniz mezar taşlarının yanında devasa heykellerden oluşan aile mezarları da bulunmakta. Gezerken mezar taşlarındaki sanatsal yaklaşım ve tarzından hangi döneme ait olduğunu tahmin edebiliyorsunuz yani bir anlamda  tarihsel gelişimi canlı bir şekilde gözlemleyebilirsiniz. Mutlaka burayı da gezi listenize ekleyin, pişman olmayacaksınız. Pazartesi kapalı olmakla birlikte kalan günlerde 08:00-18:00 arası ücretsiz olarak ziyaret edebilirsiniz. Buraya M5(mor) metro hattının Monumentale durağında inerek ulaşabilirsiniz.

Inside of Cimitero Monumentale in Milano Mausoleum at Cimitero Monumentale in Milano

Santa Marie Delle Grazie

Geldik Milano ’nun en rağbet gören yerlerinden birine. Burayı bu kadar özel kılan, Leonardo Da Vinci’nin dünyaca ünlü “Son Akşam Yemeği” freskinin(fresk diyoruz çünkü yaygın bilinenin aksine bu eser bir tablo değil) bu kilisenin yemekhanesinde yer alıyor olması. Yalnız haftalar öncesinden online olarak biletinizi almanız gerekiyor. Aksi takdirde karaborsada satılan uçuk fiyatlı biletler dışında(ki onlar da garanti değil) bilet bulmanız imkansız. Bir de sabah mümkün olan en erken saatte gitmeyi seçmelisiniz. Çünkü kalabalık olmaması açısından içeriye belirli sayıda gruplarla alıyorlar. Saatler ilerledikçe kapıdaki kuyruk, dolayısıyla bekleme süreniz artıyor. Bir de içeride en fazla 15 dakika kalmanıza müsaade ediyorlar bilginiz olsun.

Pazartesi günleri kapalı olan kiliseyi Salı-Pazar arası 08:15-18:45 saatleri arasında ziyaret edebilirsiniz. Ücretlere gelince; kilise kısmı ücretsiz olmakla beraber Son Akşam Yemeği freski için biletler yetişkinler için 12 EUR ve indirimli biletler 7 EUR. Müsait tarih ve seansları görmek, bilet satın almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Brera Bölgesi

Milano ’nun en şirin bölgelerinden biri olan Brera’da sizi tatlı tatlı cafeler, şahane İtalyan restaurantları, güzel tasarım dükkanlar, botanik park ve pek çok sanat galerisi bekliyor. Eskiden şehrin bohem yeri olarak adlandırılan Brera günümüzde sosyal hayatın simge yerlerinden bir olmuş. Özellikle akşam 6’dan sonra, aperitivo saatlerinde ekstra canlanıyor. İtalya’nın en büyük sanat galerilerinden biri olan Pinacoteca di Brera bu bölgede. Şayet buraya gitmeyi düşünüyorsanız rastgele bir rastaurant seçip İtalyan lezzetlerinin tadına bakmayı unutmayın.

Navigli Bölgesi

Navigli, içinde kanallar barındırması sebebiyle Milano ’nun suyla iştigal olmuş tek bölgesi 🙂 Kanal sistemini icat edense Leonardo Da Vinci. Yapıldığı ve sonraki senelerde lojistik amaçlı kullanılmış olan bu kanallar şu an, etrafına konuşlanmış onlarca güzel mekanıyla, bit pazarıyla, Aperitivo denilince akla gelen yegane yerlerden biri olmasıyla ünlü ve  bu şekilde bölgeye bol bol turist çekiyor. Özellikle aperitivo saatlerinde mekanlarda yer bulmak zor. Hangisinin en iyilerden olduğunu anlamak için içerideki kalabalığa göz atmanız yeterli.

Tugce standing next to cannal in Navigli Milano
Navigli bölgesi kanalları ve aperativo mekanlarıyla ünlü.

Buildings and cannal in Navigli Milano

Samsung’un dev led reklam paneli tüm sokağı öyle aydınlatıyordu bu kareyi tripodsuz çekebildim.

Teatro Alla Scala

Kısa adıyla La Scala, sadece İtalya’nın  değil, dünyanın en eski ve en ünlü opera binalarından biri. İnanması güç ama 1778 yılında açılmış. Sadece opera değil bale ve konserlere de ev sahipliği yapıyor. Şayet Milano ’ya gelip de burada bir temsil izleme niyetiniz varsa biletlerin biraz tuzlu olduğunu ve neredeyse haftalar öncesinden tükendiğini söylemeliyiz. Gelenek gereği opera sezonu her yıl 7 Aralıkta açılıyor. Yok ben hiçbir şey izlemek istemiyorum sadece içeriyi gezeceğim derseniz de “tık tık biz geldik” deyip içeri giremiyorsunuz maalesef. Günde sadece 2 kere düzenlenen rehberli bir gezi satın almak zorundasınız. (Saat 16:00’da İngilizce ve saat 16:45’de İtalyanca tur bulunuyor.) Bu gezi 45 dakika sürüyor ve kişi başı 25 EUR.

Sforzesco Kalesi, Park Sempione ve Arco Della Pace

15.yy’da inşa edilen bu kaleye gelirken ortaçağ ile ilgili tarihi bir şeyler göreceğim beklentisindeyseniz biraz üzülebilirsiniz. Zira burası kaleden daha çok bir sanat kompleksini andırıyor. Surların ve o tarihi tuğla duvarların içerisinde pek çok müze ve ünlü eserlerin yer aldığı sergiler bulunuyor. Kaleye giriş ücretsiz ancak her bir müze veya sergi ayrı ayrı ücrete tabi. Şayet tüm müzelere girmek isterseniz 12 EUR karşılığı Tourist Museum Card satın alabilirsiniz. Önemli bir bilgi: Müzeler Pazartesileri kapalı. Salı-Pazar arası 09:00 – 17:30 arası açık. Kale ziyaret saatleri ise 07:00 – 19:30 Detay için tüm bilgilere web sitesinden ulaşabilirsiniz.

Sforzesco Castle in Milano
Hava kararmadan Park Sempione’yi gezmeyi de unutmayın!

Bizim Milano listemizin çok da yukarılarında olmayan bu kale, hemen dışında bulunan şehir parkı Sempione ile bir paket yapılıp buraya kadar gelmişken içinde biraz turlanmayı hak ediyor bize göre. Özellikle bahar ve yaz aylarında Milano ahalisinin kahve ve kruvasanını kaptığı gibi geldiği, çimlerinde yayıldığı, ağaç gövdelerinde uyuduğu bir dinlenme alanı burası. Milano ’nun en büyük parkı olduğundan epey de kalabalık oluyormuş güzel aylarda. Bir de park sonunda bulunan Arca Della Pace yani Milano ‘nun giriş kapısı olarak anılan Barış Takısı bulunuyor. Eğer sizin gözünüz keserse yürüyüp yakından bakabilirsiniz, biz ise Navigli’ye aperitivoya gidiyoruz.

Sforzesco Castle in Milano
Sforzesco Kalesi bir çok sergiye ev sahipliği yapmakta

Piazza Affari

Piazza Affari aslında bir meydan ve Milano borsasının bu meydanda bulunması sebebiyle şehrin finansal merkezi görevini üstleniyor. Peki neden mi burayı ziyaret etmelisiniz? Burada bir heykel var. Adı L.O.V.E Heykele baktığınızda size orta parmak işareti yapıyor gibi duruyor. Bir hayal edin, şehrin kalbinde size el hareketi yapan bir heykel! Hem de son derece ciddi bir kurumun kapısının tam önünde: Borsanın.

Birebir el hareketi gibi duran bu heykeli dikkatlice yakından incelediğinizde aslında öyle olmadığını görüyorsunuz. Orta parmağın yanındaki parmaklar kıvrık değil kesik; yani tam olarak el hareketi denemez buna. 2010 yılında yapılmış. Yapılma sebebiyle ilgili farklı görüşler var. Bir kesim 2008 yılında yaşanan resesyona tepki olsun diye yapıldığını savunurken bir diğer kesim şehirdeki banker ve CEO’lara atfen yapıldığını iddia ediyor. Burayı bu kadar turistik yapan da elbette şehrin ortasında yer al(a)bilmesi. Şaşırtıcı son bir not: Heykel yapıldığında aslında meydanda sadece bir kaç hafta kalacakmış ancak yönetim daha sonra belirsiz süreli kalmasına karar vermiş. Şimdi böyle bir şeyin ülkemizde, İMKB’ nin önünde olduğunu düşünsenize! 🙂

 

Author

Yorumunuz mu var?!