Öyle bir yer düşünün ki, eğlenmek ve keyif sürmek için aklınıza gelebilecek yeryüzünde icat edilmiş ne varsa 5 km çapında bir daire içinde hepsini bulabiliyorsunuz. Las Vegas denilince ilk akla gelen kumar ve gece hayatı olsa da inanın bu ikisine de bulaşmadan  harika vakit geçirebilirsiniz. Çünkü burası nüfusun gelişmesine paralel medeniyetle beraber yükselen ve yaşayan insanların vakit geçirebilmesi için aktivitelerin oraya buraya serpildiği bir Amerika şehri değil. Burası çölün ortasında yoktan var edilen ve bizzat sadece insanlar eğlensin diye kurulmuş, melatonin, endorfin ve serotoninle beslenip devamlı büyüyen bir şehir. Yapmaktan keyif alacağınız aklınıza gelen ilk şey ne ise ne kadar marjinal olursa olsun burada mutlaka sizi bekliyor. Nasıl mı bu kadar iddialı konuşuyorum, buyurun sizi aşağıya Las Vegas yazımıza alalım.

Las Vegas Strip night long exposure
Akşam olunca Strip bir başka güzel. Renkli neon ışıkları ve aydınlatmalar gece fotoğraflarını harika birer kartpostala dönüştürüyor. Bavulunuzda tripodunuza mutlaka yer açın!

Las Vegas ‘a nasıl gidilir?

Eğer ki Türkiye’den buraya direk gelmeyi düşünüyorsanız maalesef buraya aktarmasız uçamayacağınızı söylemeliyim. En yakın olarak Los Angeles veya San Francisco’ya gelebilir, buradan da yerel havayollarıyla yaklaşık 1 saatlik bir yolculuk sonrası McCaran Uluslararası Havaalanına ulaşabilirsiniz. Las Vegas havaalanı şehrin tam merkezinde olduğundan indikten sonra hiç vakit kaybetmeden otelinize  ulaşabiliyorsunuz. Kişi başı maliyeti tek yön için 70-80 Dolar gibi düşünebilirsiniz. Yani bir çift için Las Vegas uçak maliyeti gidiş dönüş olarak 300 Doları geçmekte.

Las Vegas Fahion outlet
Premium Fashion Outlet – Alışveriş için çok fazla seçenek sunmasa da Las Vegas öncesi ufak bir mola verip bir şeyler atıştırmak için uğranabilir.

Ancak siz de bizim gibi Los Angeles veya San Francisco’ya indiyseniz ve tatil planınızın bir parçası olarak Las Vegas ‘a gitmeyi düşünüyorsanız, bizce  kesinlikle karayolunu tercih etmelisiniz.

Karayolu En Mantıklı Seçenek

Özellikle Los Angeles’da muhakkak araç kiralayacağınızı varsayıyorum. Bu durumda eğer ki Las Vegas ‘a uçakla gidecekseniz, hangi bölgede konaklarsanız konaklayın LAX’e ulaşımın, aracı geri vermenin, uçağa binmenin vs gibi işlemlerin üstüne bir de 1 saatlik uçuş süresini eklerseniz yarım gününüzün gideceğini garanti edebilirim. Oysa ki kapınızın önünde aracınıza binseniz sadece 30 Dolarlık benzin koysanız, yanınıza kahvenizi, donutunuzu alsanız, sıkıcı da olsa Amerika’nın otoyollarında araç sürmüş olsanız; hem dönünce anlatacak daha fazla hikayeniz olmasına hem de Las Vegas ‘a gelmeden yaklaşık 45 dakika önce sağınızda göreceğiniz Fashion Outlet’e uğrayıp muhtemelen Vegas öncesi son kez ekonomik bir öğlen yemeği olarak Carl’s Juniors‘a uğramanızı sağlayacaktır. Batı yakasına gerçekleştirdiğimiz ilk seyahatimizde yaptığımız aynen buydu. Fahion Outlette ufak çaplı bir alışveriş ve yemeği de saydığınızda 5 saatin biraz altında bir sürede Los Angeles’dan Las Vegas ‘a ulaşmıştık.

Eğer San Francisco’dan gelecekseniz;

Bir diğer yakın lokasyon olarak San Francisco’ya inmiş ve buradan Las Vegas ‘a gitmeyi düşünüyorsanız uçağı ciddi bir alternatif olarak düşünebilirsiniz. Çünkü en kısa yoldan dahi gitseniz araçla yaklaşık 9 saatlik bir süre söz konusu. Tabi bu noktada San Francisco’ya kadar gelmişken Yosemite ve Death Valley’i es geçmeyeceğinizi düşündüğümüzden araç yine bizce en mantıklı seçenek. Üstelik bu rotadaki yollar çok keyifli. San Franciso’dan çıkıp yaklaşık 4  saat sonra Yosemite’ye varabiliyorsunuz geceyi bu lokasyonda geçirip sonraki gün yine 3-4 saatlik bir yol sanrası Death Valley’e sonrasında da çok keyifli olan toplamda 11 saat civarında bir süre araç kulllanmış olarak Las Vegas’a varabiliyorsunuz. Detaylar için Yosemite ve Death Valley ile ilgili yazımızı mutlak okumalısınız.

Las Vegas Red Rock Canyon drone view
Üstü açık cabrio araçların fiyatlarına aldanıp da hevesinize sakın yenik düşmeyin. Koltuklar soğutmalı olsa da, kavurucu güneşin altında bir kaç saatten daha fazla üstü açık gezmek beyinsel bütünlüğünüz açısından pek tavsiye edilmez. Asıl araç olarak kullanmak yerine Los Angeles veya Las Vegas ‘ da 40-50 Dolar gibi günlük ücretlerle kiralayarak yakın rotaların keyfini sürebilirsiniz.

Hız Limitleri

Ufak bir uyarı; yollarda hız limitleri bölge bölge devamlı değişmekte bu yüzden dikkat etmenizde fayda var. Ancak genel olarak Amerikada hiç bir yerde bizim Türkiye’deki gibi radar görmedik biz. Hız limit kontrolleri polisler tarafından bizzat yapılıyor yani limit üstündeyseniz herhangi bir polise denk gelmediğiniz sürece sıkıntı olmuyor. Bazen 5 şeritli otoyolda 80 km hızda gitmek sıkıcı olabildiğinden biz genellikle çoğunluğa uyum sağlama stratejisiyle hareket ederek çevremizdekiler ne kadar hızla gidiyorsa o kadar hız yapıyorduk. Genelde de limitlere pek uyulmadığını söylemeliyim. Ancak eğer yolda tek araç olarak kaldıysak risk almayıp kesinlikle limit dahilinde gidiyorduk. Çünkü ceza rakamları tadınızı fazlasıyla kaçıracak cinsten. New York ve Miami’de başımıza geldi oradan biliyoruz. 🙂

Nerede Kalmalıyım?

Bir şekilde Las Vegas ‘a ulaştıysanız şimdiki soru Las Vegas ‘ta nerede kalmalıyım? Aslında başlık dahi açmaya değmeyecek bir konu. Şöyle ki;

Las Vegas Strip – Her şey tek bir cadde üzerinde

Las Vegas harita üzerinde geniş bir alana yayılmış gibi gözükse de tüm o filmlerde gördüğünüz asıl eğlence, casinolar, ünlü oteller ve mağazalar Strip diye anılan Las Vegas Bulvarı isimli yaklaşık 5 kmlik tek bir cadde üzerinde toplanmış durumda. Vegas ‘ta geçireceğiniz vaktin yüzde 90’ı buralarda olacağından Stripten çok uzaklaşmadan hangi otel olursa olsun kesinlikle strip üzerinde bir yerde kalmanızı tavsiye ederiz, hatta tavsiyeden öte başka bir yerde kalmayın. Aksi takdirde otopark ve otobüs kovalamaktan canınız fena şekilde sıkılabilir.

Las Vegas ‘da Ne Yiyeceğim?

Saçma bir başlık gibi duruyor değil mi? Ama değil, niye mi?

Gözleriniz açık, algılarınız tavan yapmış bir şekilde havaalanından direk Strip’e doğru çıkıyorsanız ya da aracınızla geliyorsanız uzaktan o ünlü strip manzarası önünüzde yavaş yavaş belirmeye başladı. Heyecanlandınız. Yaklaştıkça gözleriniz daha da açıldı, hayran hayran etrafı seyrediyorsunuz. Otelinize geldiniz, casinosundan geçip lobiye ulaşmaya çalışıyorsunuz. Eğer şanslıysanız çok sıra beklemeden oda anahtarınızı alıp bir o kadar daha yol gidip odalarınıza çıkan asansöre ulaştınız. Halı üzerindeki uzun bir bavul mücadelenizden sonra hiç bitmeyecekmiş gibi gözüken o yüzlerce metre olan koridorlardan sonra nihayet odanızı buldunuz, yerleştiniz. Yüzünüzde kocaman bir gülümseme ile pencerenizden strip manzarasına bir süre daldınız. Ve bir ses sizi daldığınız yerden çıkartıyor, evet evet o ses midenizden geliyor. Yol, check in, oda vs derken saatler geçmiş, akşam üstü olmuş neredeyse. Çok açsınız, hadi artık bir şeyler yiyelim diyorsunuz ve aşağıya iniyorsunuz.

Yolunuz daha çok uzun..

Önce casinoda neler var acaba yemek için diyerek biraz etrafta geziniyorsunuz, evet bir restaurant gördünüz. Hemen dışarıda duran menüsüne bakıyorsunuz ve baktığınız gibi hızlıca uzaklaşıyorsunuz, sonra başka bir mekan görüyorsunuz ve ondan da koşar adımlarla kaçıp bu işi casino içinde çözemeyeceğinizi anlayıp “dışarı çıkalım caddede illa ki bir şeyler buluruz” diyorsunuz. Casinoyu bitirip çıkış kapısını bulmak zaten 10 dakika sürüyor, otelin çıkış kapısından caddeye ulaşmak da başka bir 10 dakika. Sonra hemen karşınıza ünlü şef Gordon Ramsey’ nin Hell’s Kitchen adlı restaurantı çıkıyor. Bol atraksiyonlu ateşli girişini görünce menüye dahi bakmadan sağdan ana caddeye kaçıyorsunuz, yürüyorsunuz, sağınız otel solunuz otel, daha da yürüyorsunuz biraz daha otel.

Odadan çıkalı yarım saati geçti, hava 40 derece ne yapalım navigasyona soralım diyorsunuz. Herhangi bir en yakın zincir restaurant en az 30 dakikalık yürüme mesafesinde. Yelp’i açıyorsunuz kafanız iyice karışıyor. Mesafeler çok uzun, mekanlar çok büyük. En sonunda otelinize geri dönüp menüsünden kaçtığınız o restauranta oturup bir sonraki öğünlerin planını yaparak yemeğinizi yiyip, “ben bu hesapla iki tane Michael Kors çanta alırdım” diyerek mekandan ayrılıyorsunuz. İşte tam olarak bizim başımıza gelen.

Las Vegas Carl's Junior Tugce eating
İster istemez Amerika”daki temel besin kaynağınız hamburger oluyor. Kolalar light ama, lütfen!
Eğer ki Las Vegas ‘ta dersinize çalışmayıp yemek konusunda spontan davranırsanız emin olun konaklamadan daha da fazlasını yemek için harcarsınız.

Zamanınızın çoğunu otelde geçireceğinizden mesela casinoda veya havuzdaysanız “karnım acıktı hadi bir şeyler yiyeyim” diyor ve bunu yarım saat içinde çözmek istiyorsanız ya etrafınızdaki garsonlardan sipariş vereceksiniz ya da otel içindeki restaurantlara gideceksiniz. Bunun için de emin olun iki kişi için bahşişler dahil ortalama 100 Doları gözden çıkarmanız gerekiyor. En azından bizim kaldığımız Ceaser’s Palace ve Aria Resort için durum böyleydi. Arabanıza atlayıp herhangi bir yere gitmek hem trafik hem de otopark yüzünden başlı başına bir operasyon olduğundan çokça vakit kaybı yaratıyor.

Aria Resort Hotel buffet entrance
The Buffet Aria Resort içinde ikinci katta bulunuyor. Hafta içi brunch 29, akşam yemeği ise 39 Dolar. Hafta sonu ise 34 ve 44 olarak artıyor. Tabi bir de 60 Dolar verip tüm günlük pass alabilirsiniz.

O zaman ne yapmalı?

Bu noktada bizim tavsiyemiz her strip otelinde olan açık büfeler. Sabahtan geceye kadar farklı öğünlerde hizmet veriyorlar. Kişi başı 25 ile 50 Dolar arasında oteline göre fiyatı değişmekle beraber detaylarını bu yazımızda bahsettiğimiz M Life üyeliğiniz sayesinde topladığınız puanlarla bedavaya da getirebilirsiniz. Biz Bellagio ve Aria’daki büfelere hem kahvaltı hem de akşam yemeği için gitmiştik. Bellagio’daki büfenin fiyatı Vegas ‘taki en pahalı büfe olduğundan beklentimiz yüksekti ancak Aria’nın büfesi hem kahvaltı hem de akşam yemeği için çok daha başarılıydı. Neredeyse tüm dünya mutfaklarından örnekler bulabileceğiniz bu büfelere sırf değişik kültürlere ilişkin yemekleri denemek için bile gidebilirsiniz. Ayrıca eğer Linq ve Bally’s otellerinin önlerinde bulunan çarşı alanlarına giderseniz irili ufaklı çok fazla restaurant göreceksiniz. Bir çoğu uygun fiyatlı. Kesinlikle buraları bir gezin. Strip üzerinde boşuna yiyecek bir yer aramayın. Son olarak yemek konusunda es geçmemenizi tavsiye ettiğimiz dört maddemiz olacak;

 

Las Vegas Cheesecake Factory
Caesar’s Palace Forum Shops’ daki Cheesecake Factory çok kalabalık geldiyse, North Premium Outlet’teki şubesini alışveriş arasında deneyebilirsiniz.
Mutlaka gitmeniz gereken yemek mekanları
CheeseCake Factory

Her Amerika seyahatimizin başlıca motivasyonlarından. Özellikle Tuğçe buraya bir an önce gelmek için mevcut tüm planları yakabilir öyle bir motivasyon. 🙂 Yemekleri ve menüsü bir harika olsa da ölümcül darbe tabi ki cheesecakelerinde. Zaten bir an önce tatlıya sıra gelsin diye hızlıca yiyorsunuz. Yemek porsiyonları çok büyük. Tek kişinin bitiremeyeceği kadar büyük. GDO’lu ürünler kullandığı için Türkiye’de bir şubesinin açılmasına ironik bir şekilde izin verilmedi. Web sitesinde tüm ürünleri hakkında detaylı bilgi bulabilirsiniz.

Egg & I  

Burası Las Vegas ‘da bulabileceğiniz en güzel kahvaltı mekanı. İstanbul’da olsa hiç bir hafta sonu es geçmezdik. İnanılmaz yumurta ve krep çeşitleri var. Porsiyonlar devasa, fiyatlar uygun. Aslında kendi başına yapılacaklar listesinde başlık bile olur burası. Bu da web sitesi.

Giordano’s

Bally’s in önünde yer alan Grand Bazaar’ın ikinci katındaki bu İtalyan restaurantında “Stuffed Deep Dish Pizza” yiyin. Hayatınızda böyle bir pizza yemediğinizi garanti ederiz. Fiyatlar oldukça uygun ancak pizzanın hazırlanışı 45 dakikayı buluyor. Kendinizi ve açlık seviyenizi ona göre hazırlayın. Gitmeden iştah kabartmak için buraya tık tık.

Hard Rock Cafe

Alışık olduğumuz Hard Rock lezzetlerini çok keyifli bir strip manzarasında yemek gerçekten çok güzel. Atmosfer zaten harika. Fiyatlar standart. Vegastaki şubesini incelemek için burayı ziyaret edebilirsiniz.

Las Vegas ‘da Ulaşım, Araç Kiralamama Gerek Var mı?

Bu sorunun cevabı maalesef çok basit değil. Tamamen sizin buradaki programınıza bağlı. Eğer ki Red Rock Canyon, Hoover Dam, Grand Canyon gibi çevredeki önemli noktalara gitmeyecekseniz, trafik ve otopark ücretlerini de hesaba kattığımızda  sorunun cevabı hayır, yani araca ihtiyacınız kesinlikle olmayacak. Otobüs, Uber ve özellikle yaya olarak ulaşım konusunu rahat bir şekilde çözebilirsiniz.

Las Vegas hangovers strip
Mutlaka Strip üzerinde kalın ifadesini çok yanlış anlamış bir çift.

Strip üzerindeki her otelin self parking ve valet olmak üzere iki ayrı park konsepti var. Eğer herhangi bir MGM, Ceasars veya Wynn otel zincirlerinden bir tanesinde kalıyorsanız (ki kalmamanız mümkün değil çünkü MGM Resorts zincirinde Bellagio’ dan Aria’ya Monte Carlo’dan Luxor’a kadar neredeyse tüm oteller var. Ceasers’ın da Flamingo, Harrah’s ve Bally’s’i kapsadığını düşünürseniz, park ücretinden kaçış yok maalesef) otel misafiri de olsanız gün bazında park ücretine tabisiniz. Neyse ki gün içinde istediğiniz kadar gir çık yapabilirsiniz.

Oda anahtarınızı kullanarak giriş çıkış yapıyorsunuz veya valeye veriyorsunuz ve ücret otomatik olarak oda ücretinize ekleniyor. Bu noktada size park ücretinden kurtulma konusunda ufak bir ipucumuz olacak. M Life üyesi olarak ücretsiz otoparktan, açık büfe kahvaltılara, slotlarda kullanabileceğiniz ücretsiz kredilerden, canlı şov biletlerine kadar bir çok fırsattan yararlanabilirsiniz. Eğer ki Vegas ‘a gidecekseniz bu yazımıza mutlaka bakın derim.

Açıkcası biz strip üzerindeki genelde hep yaya olarak dolaştık. Otelden otobüs durağına git, bekle sonra otobüs her otelde dursun, ışıklara takılsın vs derken “uğraşamayız şimdi” diyerek hep yürüdük. M Life üyeliğimiz sayesinde MGM otellerinde otopark ücreti ödemediğimizden eğer ki gideceğimiz nokta bir kaç otel uzakta ise aracımızla gittik.

Ancak aşağıdaki linkten ulaşacağınız haritada görebileceğiniz gibi her otelde duran ve 15 dakikada bir gelen bir otobüs ağı bulunmakta. Bir çok otelin önündeki duraktan alacağınız günlük veya 2 günlük kartlar sayesinde  3-4 Dolara sınırsız binebiliyorsunuz.  https://www.rtcsnv.com/wp-content/uploads/routes/deuce-sdx.pdf

Durak lokasyonları açısından çok kullanışlı olmasa da Strip boyunca en hızlı alternatif.

Bir de alternatif olarak Stripin doğusundaki otellerin arkasındaki hatta giden bir monorail mevcut. Tek seferlik biniş için bilet ücreti 5 Dolarken günlük sınırsız kart ise 13 Dolar. Rotası kısıtlı ve maliyetli olsa da hızlı bir alternatif olabilir. Monorail ile ilgili daha detaylı bilgiyi buradan alabilirsiniz.

Las Vegas ‘da Yapılacaklar (Aslında liste çok uzun ama…)

Las Vegas ‘da yapılacaklar listesi tamamen sizin eğlence anlayışınıza bağlı olarak bir kaç maddeden sayfalarca uzunluktaki bir listeye kadar değişebilir. Devasa casinolardan, pool partilerine, konserlerden, muhteşem sahne gösterilerine, strip  klüplerden, gece klüplerine, silah poligonlarından, gondol gezilerine ve tabi ki alışverişe kadar yapabileceğiniz onlarca şey var.

welcome to fabulous Las vegas sign
Strip’in sonunda sizi meşhur Las Vegas tabelası bekliyor. Navigasyona “Welcome to Las Vegas Sign” yazmanız yeterli.

2015 yılındaki ilk seyahatimizde “ya ne çabuk bitti” dediğimizden, bu sefer 5 gece dolu dolu kalmaya karar verdik. Ama ayrılırken yine “şunu da yapamadık, aa buna da gitmedik” hayıflanmalarıyla dönüyorduk. İnanın o kadar fazla yapabileceğiniz ve yapmak isteyeceğiniz şey var ki, ne kadar kalırsanız kalın hep bir şeyler eksik döneceksiniz.

Yine de genel bir ortalama alırsak, işte bizim Vegas’da mutlaka yapılması ve görülmesi gerekenler listemiz.

Strip Tur

Las Vegas ‘ın kalbinin attığı bu caddeyi baştan sona en azından bir kere yürüyerek mutlaka gezmelisiniz. Tercihen akşam saatlerinde The Linq Otel’den başlayıp Luxor’da biten bir tur kesinlikle harika olacaktır.

Siz tabi Tuğçe gibi yapmayın, biraz etrafa da bakın.

Strip üzerinde yer alan neredeyse her otelin bir teması bulunmakta. Bellagio’nun ünlü su şovları, Mirage’ın bahçesi ve volkanı, New York New York’un gökdelen teması, Paris Las Vegas ‘ın önündeki Eiffel Kulesi gibi hiç bir otel sadece tuğla ve betondan oluşmuyor. Her birinin içine girdiğinizde kendine has mimari çizgisiyle özdeşleşen tasarımından oluşmuş lobilerini ve casinolarını keyifle geziyorsunuz. Vegas’taki hiç bir casinonun önünde öyle bodyguardlar, turnikeler, size kimlik soran görevliler yok. Herhangi bir kıyafet kuralının da olmadığı bu casinolara serbestçe girebiliyor, istediğiniz gibi video ve fotoğraf da çekebiliyorsunuz.

Cirque du Soleil

Las Vegas ‘ın en meşhur gösteri topluluklardan bir olan Cirque du Soleil’in farklı showları Vegas’da bir çok otelde karşınıza çıkacaktır. Aslında bir hayvansız sirk gösterisi olarak özetlenebilecek bu gösteriler, hem işitsel hem de görsel anlamda hayal gücünüzün çok ötesinde bir iş çıkartıyor. Gösterinin başında sizi heyecan anlamında zirveye çıkartıyor ve saatlerce oradan indirmiyor. Bitmesini istemeyeceğiniz ve sizi içine çeken inanılmaz görsel efektlerle harmanlanmış canlı bir akrobasi, dans ve tiyatro performansı. İki ayrı gösterilerini izleme fırsatımız oldu ve çok iddialı olarak söyleyebilirim ki hayatımızda bizi daha fazla etkileyen bir görsel şov görmedik.

Biletleri Cirque Du Soleil’in kendi sitesinden alabileceğiniz gibi internette olan bir çok siteden veya gösterinin olduğu oteldeki ilgili desklerden de alabilirsiniz. Bilet fiyatları biraz tuzlu, ancak ne kadar erken alırsanız o kadar da ucuz olacağını hatırlatmamız lazım. Son dakikaya sakın bırakmayın zira haftalar öncesinde dolmuş oluyorlar. Hangi gösterisi olursa olsun mutlaka ama mutlaka birini, Vegas’ın o muhteşem sahnelerinde izlemelisiniz. Cirque de Soleil web sitesinden tüm aktif şovları inceleyip gitmek istediğiniz gösteriye karar verdikten sonra Google’da en ucuz seçenek için mutlaka arama yapın, bir kaç farklı sitede ufak da olsa farklı fiyatlarla satış yapıldığını göreceksiniz.

Michael Jackson-One*
Mystere*
Zumanity*

*Gösteri sırasında fotoğraf çekimi yasak olduğundan yukarıdaki gösteri fotoğrafları kendi web sitelerinden alınmıştır. 

Battlefield

Kısa süren bir aktivite de olsa Vegas’da en çok keyif aldığımız dakikalardı. Burası bir atış poligonu ama tahmin ettiklerinizden çok öte bir yer. Vegasta bir çok poligon olmasına rağmen en havalısı ve kapsamlısı bizce burası. Trip Advisor’da Vegasta yapılacak aktiviteler arasında başı çekmesine şaşırmamalı. İçinde aynı zamanda silah ve aksesuarlarının da satıldığı bir mağaza da bulunuyor. Kişisel silahlanmanın yarattığı olaylar, şiddet, savaşlar vs gibi konular tabi ki baki ama o konulardan bağımsız buraya tamamen eğlence odaklı bakmalısınız.

Las Vegas Battlefield Her erkeğin çocuklukta içinde terk ettiği – yani terk etmesi gerektiği, edemeyenleri gazetelerin 3. sayfalarında görüyoruz – o dürtüleri tekrar keyifli bir şekilde yüzeye çıkartıyor burası. Kim üniversite yıllarında oynadığı Counter Strike’daki silahları canlı bir şekilde kullanmak istemez ya da çocukluğumuzun kahramanı Rambo‘nun silahını.

Las Vegas Battlefield panaromic yard
Battlefield yıllar içinde bir askeri açık hava müzesi haline gelmiş.

2015 yılındaki ilk Las Vegas ziyaretimizde Battlefield’in otoparkında bizi askeri Bell UH-1 model bir helikopter karşılıyordu. 2018 yılındaki ziyaretimizde ise gözlerimize inanamamıştık. Atış poligonu değil sanki askeri bir üsse giriş yapıyorduk. UH-1 helikopterin üstüne tanklar, helikopterler, 2. Dünya savaşından kalma çeşitli mühimmatlar koymuşlardı. İstediğiniz gibi bunların arasında gezebiliyorsunuz ve hatta envanterlerine ekledikleri tanklardan birini kullanıp 2500 Dolar karşılığında araç bile ezebiliyorsunuz.

Las Vegas Battlefield tank photo
Poligona girmeseniz bile, kesinlikle biraz vakit ayırıp gezilmeyi hak eden bir mekan

Las Vegas Battlefield

Girişte sizi askeri kamuflajlı görevliler karşılıyor. Atış için geldiğinizi söylediğinizde size seçebileceğiniz paketleri gösteriyorlar. İnanılmaz bir envanterleri var. 1930 lardan günümüze kadar kullanılan neredeyse her türlü silahla atış yapmanız mümkün. Kendiniz bir paket yapabileceğiniz gibi hazır paketler de var. Mesela ‘Er Ryan’ı Kurtarmak’ filminde kullanılan silahlar için bir paket, Counter Strike oyununa ithafen orada en sık kullanılan silahlardan bir paket vs. Kısacası filmlerde veya oyunlarda gördüğünüz her türlü silahı burada bulabilirsiniz.

Peki Nasıl Çalışıyor?

Paketi seçtikten sonra hemen yana geçip kulaklıklarınızı alıp talimatlar eşliğinde cephaneliğiniz hazırlanıyor. Sonra atış boyunca size eşlik edecek bir görevliyle beraber içeriye geçiyorsunuz. Atış yapacak kişinin yanında misafirleri de eşlik edebiliyor. Sonrasında silahlarla ilgili bir briften sonra atışa geçiyorsunuz. İşte bu kısım inanılmaz keyifli. Video çekimi tamamen serbest. Hedef kağıdınızı da yanınızda hatıra olarak götürebilirsiniz.

Öncesinde silahlarla ilgili herhangi bir tecrübenizin olmasına gerek yok. Büyük bir sabırla neyi ne şekilde kullanmanız gerektiği tüm emniyet önlemleriyle beraber anlatılıyor. Tabi her Türk erkeği gibi size öncesinde herhangi bir silah tecrübeniz olup olmadığı eşlik edecek görevli tarafından eşinizin yanında sorulduğunda, ” Peh! bunlar ne ki? Biz G3 kullanıyorduk askerde” şeklinde ağırlığınızı da koyarak eğitimi pas geçmeye niyetlenseniz bile bence çok fazla hava atmadan can kulağıyla dinlemenizde fayda var.mYoksa “yahu bizim G3 ler böyle tepmiyordu ne değişik silahmış, ayarı mı bozuk bunların!” diyerek omzunuzu tuta tuta mekandan çıkarsınız.

Las Vegas battlefiled shooting with 50 cal
50 kalibre ile atış öncesi silah sabitleniyor. Buna rağmen geri tepme sizi yerinizden sallıyor.
las vegas battlefield shooting with m60
M60-E3- Tetiğie bastığınız zaman ne olduğunu anlamadan şarşör anında bitiyor.
Tuğçe’yi de ikna ettim bu sefer…

2018 yılındaki ikinci ziyaretimizde bu sefer Tuğçe’den de en azından tabanca ile atış yapacağı konusunda bir söz almıştım. Daha doğrusu kaybettiği bir iddia sonrası mecbur kalmıştı. Kendisi silahlardan ölesiye korksa da denediği anda bayılacağını biliyordum çünkü. Yanlış hatırlamıyorsam HK-P30 model yani Keanue Reeves’in John Wick serisinde kullandığı silahı seçmiştik. Hem hafif hem de geri tepmesi az olduğundan. Poligona geçip ilk atış yapmaya çalıştığında tetiğe bastığı anda sanki Vegas’ın yarısını yok edebilecek bir roket atar kullanıyormuş edasıyla korkuyordu. Atış bittiğinde ise artık yürüyüşü değişmiş kenardaki Minigun adlı kocaman otomatik silahı kesiyordu.

Ben ise tüfek, makinalı vs hepsinden ilk seferde zaten hevesimi aldığımdan daha marjinal bir şey istiyordum. Pompalıya ek olarak ağır makinalı M60 E3 ile ve son olarak tek bir atışına 30 Dolar verdiğimiz beynimi yerinden oynatan 50 kalibrelik M107A1 ile atış yapmıştım.

Criss Angel – Mindfreak Live

Senelerdir Youtube’da gezerken ara ara videolarına denk geldiğimiz birisiydi Criss Angel. Sokak şovları çok etkileyici olsa da biz kendisini yetenekli ama her yerde denk gelebileceğiniz sihirbazlardan zannediyorduk. Ta ki ikinci Vegas seyahatimize kadar. Oysaki Criss Angel, Luxor Otel‘de sahne alan 3 yıl üst üste yılın sihirbazı seçilmiş, sektöre yön veren, kendini sihirbazlık sektörünün Marilyn Manson‘u olarak tanımlayan ve aynı zamanda müzisyen, marka haline gelmiş birisiymiş. Çok kısa süren bir Google taramasıyla kafamıza balyozla vuran Criss Angel, işimizi gücümüzü o anda bırakıp bize bilet aldırdı. Aşağıdaki video sizi nelerin beklediğini özetleyecektir.

Beklentilerinizi çok yükseltmek istemem ancak olay sihirbazlık gösterisinden çok öte. Criss’in karizması sahne şovu, sunumu bize toplamda sanki 5 dakikaymış gibi inanılmaz derecede akan bir gösteri izlememizi sağladı. Kendisinin şov sonrası 50 yaşında olduğu öğrenmemiz bize ayrı bir şaşkınlık yaşattı. Bu arada 2018 sonunda Luxor’daki gösterisini bitirip tamamen güncellenmiş yeni bir şov ile Planet Hollywood’da yerini alacak. Bu da M Life’dan puanlarınızla indirimli bilet alamayacağınız anlamına geliyor. Zaten Vegastaki diğer şovlarla kıyaslandığında bilet fiyatları 55 dolar gibi makul bir seviyeden başlıyor.

las vegas criss angel mindfreak showÖnemli bir not olarak cep telefonu veya herhangi bir cihazla kaydı geçin selfie bile çekmenize tahammülleri yok. Çok sıkı bir şekilde uyarılıyorsunuz. Şovun başında sırf bu yüzden birini korumalar eşliğinde salon dışına çıkardılar. Artık ciddiyiz mesajı vermek için bir tiyatro muydu gerçek miydi bilemiyoruz.

Grand Canyon ve Hoover Dam

Nevada bölgesi gerçekten de bizim alışık olmadığımız ve Türkiye’de her gün göremeyeceğimiz bir coğrafi yapıya sahip. Çöle özgü bitki örtüsü ve değişik kaya formasyonları Las Vegas ‘ın o renkli ortamından kısa bir süreliğine çıkıp etrafta da biraz gezip vakit harcamayı kesinlikle hak ediyor.

Las Vegas Grand Canyon helicopter view
Helikopterden Grand Canyon manzarası gerçekten efsane

Çıtayı biraz daha yükseltip bir tık daha dışarılara giderseniz mesela Grand Canyon gibi, işte o zaman dünyada bir eşi daha olmayan evren, zaman ve insanlık adına sizi derin duygulara itebilecek  dünyanın 7 doğal harikasından biri olan muazzam bir oluşumu görme fırsatınız olacaktır. Colorado nehrinin yaklaşık 70 milyon önce bölgeyi erozyona uğratmaya başladığı düşünülmektedir. Yani karşınızda tam 70 milyon yılda oluşmuş bir eser durmakta.

Tek seferde her yerini görmeyi beklemeyin!

Öncelikle şunu belirtmemiz lazım; Grand Canyon çok geniş alana yayılmış bir oluşum. Yani gideyim önüne park edeyim bir iki saat gezip çıkayım gibi bir durum söz konusu değil. Araçla veya tur otobüsleriyle gelmeyi tercih ettiğinizde kanyonun batı tarafında olan Eagle Point denilen noktasına iki saatlik bir yolculuk sonrası ulaşabiliyorsunuz. Bu noktada Skywalk denilen, tabanı aşağıyı görebilmeniz için camdan olan bir yürüyüş köprüsü bulunmakta. Aynı zamanda eski kızılderili kabilelerin yaşamlarına dair detayları bulabileceğiniz bir alan da mevcut. 2-2.5 saatlik bir yol sonrası maalesef görecekleriniz sadece bunlar. Bu nedenle Las Vegas’da fazladan bir gününüz yok ise buraya çok vakit harcamayın derim. Grand Canyon’u hakkıyla gezmek için bir günden fazlası gerekmekte, filmlerde gördüğünüz o manzaralara maalesef Vegastan günü birlik ulaşmak pek mümkün değil.

Las vegas Grand Canyon helcopter tour from front line
Ön koltukta sıcaktan pişsek de manzara kesinlikle değerdi.
Las Vegas Grand Canyon helicopter tour
Helikopterin önü yere kadar cam. Böylece geniş bir görüş açısına sahip oluyorsunuz.

Las Vegas Grand Canyon helicopter cockpit

Helikopterle Grand Canyon

Alternatif olarak bizim yaptığımız gibi Las Vegas Stripten kalkan helikopterleri tercih edebilirsiniz. Eğer vaktiniz kısıtlıysa ve kendinizi biraz şımartıp konforlu bir Grand Canyon turu istiyorsanız, şiddetle tavsiye ediyoruz. Tabi kanyona araçla gidip buradan da helikoptere binebilirsiniz ama o kadar yolu geldikten sonra zaten görüş seviyenizin altında olan bir yapı görmek için o kadar para vermek çok mantıklı değilÖnemli olan bizce karayolunu bypass edip vakit kazanmak.

Bu noktada karşınıza çok fazla kafa karıştırıcı opsiyon çıkmakta. Bir çok firma bir çok farklı tur düzenliyormuş gibi gözükse de temelde tek bir soruya cevap vermeniz önemli. Las Vegas ‘tan çıkıp kanyonu gezip kesintisiz bir şekilde tekrar Vegas’a mı döneceksiniz yoksa kanyonda bir duraklama istiyor musunuz? Şirketler opsiyonel olarak ya kanyonda manzarası güzel bir noktada yarım saatliğine durarak size atıştırmalık bir şeyler veriyorlar ya da Skywalk yanında durarak oraya girmeniz için size süre tanıyorlar. Bu iki opsiyonda da uçuş süresi aslında aynı olsa da maliyet toplam tur süresi uzadığından tabi ki artıyor. Şöyle ki; durmaksızın 70-80 dakika süren bir tur kişi başı 300 Dolar civarındayken eğer “ben Skywalk’a da gireceğim, kanyonu biraz daha yakından tanıyacağım” derseniz 400 Doları aşıyor.

Las Vegas Papillon Grand Canyon helicopter tour Las Vegas Grand Canyon helicopter inside view

Biz ise zaten yukarıdan tümünü göreceğimiz bir şey için bir de durup fazladan kişi başı 100 dolar vermek yerine, planımıza Strip üzerinde muhteşem bir tur ekletip, kendimizi limuzin ile otelimizden aldırmıştık. Böylece hem konforlu ve hem de  eğlenceli bir ulaşımla beraber tüm o Strip manzarasını kuş bakışı helikopterden izleme fırsatımız olmuştu. Bu turun toplam maliyeti bize yaklaşık 700 Dolardı (100 Dolar da ön koltuk garantisi için ödemiştik. Helikopterler genelde 5 kişilik ve oturum düzenini sizin ağırlığınıza göre yapıyorlar. Ancak isterseniz kişi başı 50 Dolar karşılığı pilot yanı ön iki koltuğu garanti edebiliyorsunuz. Biz de arkaya denk geliriz ve çekim yapamayız endişesi ile 100 Dolar verip ön koltuk garantisi satın almıştık).

Peki gerçekten bu parayı verdiğimize değdi mi?

Bu sorunun cevabı Tuğçe için fazlasıyla evet olsa da benim için biraz daha karışık. Size bu noktada en büyük tavsiyem eğer uzun bir helikopter turu planlıyorsanız kesinlikle aç, şapkasız ve güneş kremsiz bir şekilde binmeyin. Eğer önde oturuyorsanız tüm uçuş boyunca her açıdan güneş göreceğinizi ve bir miktar sallanabileceğinizi aklınızdan çıkarmayın. Bizim tercihimiz Papillon’du  ve çok memnun kaldık.

Hoover Dam

Benim bu kadar vaktim yok, helikoptere de o kadar para veremem diyorsanız, tüm bunlara alternatif olarak yol üstünde bulunan, Amerikan inşaat sektörünün ve batı yakasının tarımsal devrimi açısından simge haline gelmiş Hoover Dam’i Vegastan yarım saatlik bir araç yolculuğu ile ziyaret edebilirsiniz. Bu devasa baraj size bir çok filmden tanıdık gelecek. Özellikle Transformers serisinin ilk filminden. Baraja ulaşıp bendin üstünden aracınızla geçtikten sonra ücretsiz otoparka aracınızı bırakabilirsiniz. Eğer 1 saatlik bir vaktiniz var ise içine girip ücretli olan ufak bir tura katılmanızı tavsiye ederiz. Devasa türbinleri ve tünelleri görmek ve sonunda yapım aşamasına ilişkin bir çok bilgi almak bizim çok hoşumuza gitmişti.

Red Rock Kanyon

Las Vegas şehir merkezine yaklaşık 20 dakika uzaklıktaki bu kanyonda, Majove çölünün harika manzarasını ve kırmızı renkli kaya formasyonlarını seyredebilirsiniz. 15 Dolar ödeyerek girdiğiniz bu özel koruma alanında yol tek şeritli. Yani bir kere gördüğünüz yere tekrar dönemiyorsunuz. Yolda bir çok noktada park yasağı tabelası göreceksiniz. Ama zaten neredeyse her kilometrede bir kenara çekip manzaranın keyfini çıkarabileceğiniz park alanları mevcut.

Las Vegas red rock canyon
Turuncu kayalar ve masmavi gökyüzü. Las Vegas merkezden sadece yarım saatlik bir yolculukla Red Rock Canyon’a ulaşabiliyorsunuz.

Eğer ki Death Valley veya Yosemite gibi bölgeleri görerek Las Vegas ‘a gelmediyseniz hemen dibinizdeki bu kanyona mutlaka uğrayın deriz. Eğer ki dağa taşa yeterince doyduysanız buraya opsiyonel bakabilirsiniz. Eğer tabi siz de bizim gibi Vegastan kiraladığınız üstü açık aracınızla acaba nerede keyifli bir yolculuk yapabiliriz derseniz gün batımına yakın hava serinlemeye başladığı zaman buraya gelip muhteşem manzaranın keyfini çıkartabilirsiniz.


Las Vegas Offical Saw escape room
The Offical SAW Escape Room – Gördüğümüz en iyi kaçış oyunuydu. Tobin Bell’in kendi sesinden filmden sahneler yaşamak ve kurbanların yerine geçmek istiyorsanız mutlaka denemelisiniz.

Bunlar dışında SAW offical kaçış oyununa katılabilir, Mirage Otel‘in gizli bahçesini ziyaret edip çok özel cinste olan aslan ve yunuslarla tanışabilir, Minus 5‘ da komple buzdan yapılmış bir barda içkinizi yudumlayabilir, ya da Stratosphere Otel‘in üzerindeki Roller Coaster’lara binip kendinizi 250 metreden aşağıya bırakabilirsiniz.

Author

Yorumunuz mu var?!