Bruges: Masalın İçindeki En Güzel Detay

Belçika’nın en güzel şehirlerinden Bruges ’ü anlatmaya nereden başlasak da tam olarak hissettiklerimizi anlatabilsek, şehrin dokusunu size layıkıyla aktarabilsek. Bruges gerçekten çok ama çok farklı bir şehir. Hakkında hep söylenen “masallardan fırlamış gibi” tanımlamasını sonuna kadar hak ediyor. Sadece şehrin atmosferi değil insanı çeken; bir de mis gibi waffle ve çikolata mevzusu var. “Tatlıyla aram yok” demeyin sakın, Bruges ‘e gelince mutlaka bir orta yol bulunuyor. 🙂 İnsan burada farkına varmadan sürekli serotonin salgılıyor. 🙂

Bruges dijver canal night shot
The Dijver Kanalı’nın muhteşem Bruges mimarisiyle buluştuğu ünlü nokta.

Bruges ‘in tarihi biraz çalkantılı. 12. yüzyılda şehir ünvanı kazanan Bruges 13. yüzyılda bir çok Avrupa ülkesinin temsilciliğinin olduğu bir merkezi ticaret ambarı konumundaydı. Bu konuma gelmesinde elbette ünlü Flaman kumaşının etkisi büyüktü. 14.yüzyılda artık bir çok farklı dilin konuşulduğu, egzotik ürünlerin bulunabildiği tam bir Avrupa merkezi haline gelmişti. 15. yüzyılda ise daha büyük bir limanı olan komşu Antwerp, kumaş endüstrisini de domine ederek Bruges ‘in yerine geçmişti. Mimari ve sanat konusunda hala bir çok eser icra edilse de artık ticari olarak şehrin çöküşü başlamıştı. 1800’lerin ortasında ise artık Belçika’nın en fakir şehri konumuna gelmişti. Ancak 20. yüzyılla beraber orta çağdan gelen mirası onu uluslararası bir turizm rotası haline getirmiş, artık “Kuzeyin Venedik’i” olarak anılmaya başlanmıştı. Aynı zamanda Zeebrugge Limanı sayesinde şehir endüstriyel açıdan da önemli bir konumdadır artık.

Bruges ‘in kendisi seyahat rotanızın omurgasını oluşturmamalı. Burası civara gelmişken kesinlikle uğramanız gereken yerlerden.

Şayet Amsterdam’da 3-4 günden fazla kalıyorsanız en az 1 gününüzü buraya ayırmanızı şiddetle tavsiye ediyoruz.(Sadece Amsterdam değil Belçika için de geçerli; Brüksel’deyseniz yine buraya kolayca gelebilirsiniz) Zaten küçük bir yer olduğundan süre olarak size fazlasıyla yetecektir. Biz de size tavsiye ettiğimiz gibi Amsterdam tatilimizin 1 gününü Bruges için ayırmaya karar vermiştik. Ancak günübirlik gidip gelmek oldukça yorucu olacağından Amsterdam’daki otelimizden çıkış yapmadan 1 gece Bruges ‘de konaklamıştık.

Bruges ‘e Nasıl Gidilir?

Amsterdam – Bruges Ulaşım

En optimal seçenek bir çok Avrupa şehrinde olduğu gibi tabi ki tren. Aktarma sayısına ve aldığınız tren şirketine göre bilet ücretleri ve seyahat süresi değişmekle birlikte toplam yolculuğunuz 3 saat ile 4 saat arasında değişiyor. Tabi “ben aktarma yapılan şehirleri de gezmek istiyorum” derseniz toplam yolculuk sürenizi 8 saate kadar çıkarabilirsiniz. Bilet fiyatlarına gelirsek o iş biraz değişken. Yolculuk saatiniz, kaç aktarmada gideceğiniz, yolculuk gününüz gibi faktörler fiyatlamayı etkliyor. Gidiş dönüş ortalama ücreti 60 EUR civarında düşünebilirsiniz.

Bruges Amsterdam train trip
Amsterdam’dan keyifli bir tren yolculuğuyla Bruges ‘e ulaşabilirsiniz.

Biletleri online olarak aşağıdaki sitelerden alabileceğiniz gibi dilerseniz Amsterdam Central Station’dan da satın alabilirsiniz.

https://www.nsinternational.nl/en

https://www.thetrainline.com/

https://www.onlytrain.com/

Trenle Bruges ’e seyahat ederken hemen hemen tüm trenlerin önce Belçika’nın bir başka küçük şehri olan Antwerp’de durakladığını göreceksiniz. Bizim planlamamız da sabah mümkün olan en erken saatteki trene binip, Antwerp’i şöyle bir gezip sonrasında Bruges ’e varmak ve akşama kadar şehri gezdikten sonra akşam dinlenerek, ertesi sabah kahvaltı sonrası yeniden Amsterdam’a dönmek şeklindeydi. Antwerp bizim için biraz vakit kaybı oldu açıkçası çünkü gezilecek fazla bir yeri bulunmuyor, olmasaydı da olurdu diye düşündürdü bize. Bu sebeple buraya vakit harcamanızı pek tavsiye etmiyoruz. Bunun yerine Antwerp’de 10-15 dk duran tren seçeneklerini tercih ederek Bruges ’e daha erken varıp bir waffle fazla yiyebilirsiniz. 🙂

Belçika – Bruges Ulaşım

Bruges zaten Belçika’nın bir şehri olduğundan ulaşım süresi elbette Amsterdam kadar uzun değil. Merkez tren istasyonundan bindiğinizde 1.5-2 saatte, Brüksel tren istasyonundan binerseniz de 1 saat 10 dakika gibi bir sürede Brugesdesiniz. Tren biletlerini online olarak buradan alabilirsiniz.

Bruges Konaklama

Kalacağımız oteli seçerken merkeze yakın olsun ki en azından şehir içi ulaşımda vakit kaybetmeyelim düşüncesine sahiptik. Hoş gidince anladık ki zaten hemen her otel merkezi konumdaymış; çünkü şehir küçücükmüş.

Bruges ’de bulunan neredeyse tüm otellere baktık. Doluluk oranı epey yüksekti. Vakit darlığından çok fazla seçim şansımız da kalmamıştı. Biz de oyumuzu “Hotel De Goezeput” tan yana kullandık ve hiç pişman olmadık. Son derece şirin bir sokakta yer alan bu otel, temiz, merkeze yani Markt’a çok yakın. Otel tercihleriniz sırasında göz önünde bulundurmak isterseniz, kısa süreli konaklamak için tavsiye ediyoruz.

Bruges Gezilecek Yerler

Trenden indikten sonra kısa bir yürüyüş sonrası otelimize ulaşmıştık. Giriş yaptıktan sonra elbette herkesin ilk durağı olan Bruges ’in ünlü meydanı Markt’a yöneldik. Zaten otelle meydan arası 600 mt kadardı ve yürümek aşırı aşırı aşırıııııı keyifliydi. Yol boyu uzanan kimisi orta çağdan kalan çok eski, kimisi modern olduğu belli ancak şehrin dokusuna asla aykırı olmayan şahane evleri, her sokakta içinize çektiğiniz mis gibi çikolata ve waffle kokusu yayan çikolata dükkanları ile onların rengarenk vitrinleri, alıştığımız markalar ve adını ilk kez duyduğumuz lokal markaların olduğu alışveriş caddesi… 600 metrede gördüklerimiz göreceklerimizin teminatı gibiydi. Hadi gelin Bruges ’de neler yaptık, siz neler yapabilirsiniz bir de onlara bakalım.The Dijver Canal in Bruges

 Burası tamamı yürüyerek keşfedilebilecek kadar küçük bir şehir. Dolayısıyla ne bir adres sormak ne de haritadan yararlanmaya gerek olmuyor. Bir şekilde gezmek ve görmek isteyeceğiniz her yere yürüyerek, çoğu zaman da nasıl olduğunu bile anlayamayacağınız şekilde ulaşıyorsunuz. Aşağıda okuyacağınız her noktaya yürürken bir şekilde rastlayacağınızdan özellikle adres belirtmeye gerek görmedik.

Markt

Diğer adıyla Grote Markt, yani büyük meydan. Biliyorsunuz Avrupa’da hemen her şehirde meydan kavramı zaten var. Ancak Brugesdekini favorilerimizde ilk 5’e rahatlıkla koyabiliriz. Çevreleyen binalar o kadar güzel ki, sanki hikaye kitaplarında çizilen masal evler gibi. İnsan hangi açıdan fotoğraf çekmek isteyeceğini şaşırıyor.

Bruges belfry watch tower long exposure
Belfry Saat Kulesi Markt Meydanı’na hakim bir konumda.

Meydanda ilk dikkati çeken 83 metre uzunluğundaki ünlü saat kulesi Belfry oluyor. Saat kulesi hafta içi her gün saat 09:30-18:00 saatleri arası ziyarete açık. Kulede asansör bulunmadığından tepesine 366 basamak çıktıktan sonra ulaştığınızı belirtelim ki siz de kararınızı şöyle bir tekrar gözden geçirin. “Yediğimiz onca çikolata, waffle bizi epey tırmaladı Ron, hem spor da olur, çıkalım biz çıkalım” derseniz bilet ücretleri yetişkinler için 12 EUR, 65 yaş üstü 10 EUR, 0-5 yaş ise ücretsiz. Bize soracak olursanız manzara açısından pek bir şey vaad etmiyor. Burada ilgiyi dev saatin mekanizması ve çanları hak ediyor. Yani sanki kuleye çıkmasanız da çok bir şey kaybetmezsiniz 🙂Bruges Markt selfie in front of belfry

Saat kulesine sırtınızı verdiğinizde hemen sağınızda kalan yapı “Historium Museum”. Burada orta çağdaki insanları, onların yaşayışlarını anlatan kısa filmler izleyip, dönem hakkında detaylı bilgilere ulaşabiliyorsunuz. Bilet fiyatları yetişkinler için 17,5 EUR, 6-12 yaş arası 11 EUR, 3-5 yaş arası 7,5 EUR ve 0-2 yaş ücretsiz. Müze hakkında detaylı bilgi edinmek ve online bilet satın alımı için web sitesini ziyaret edebilirsiniz.

Ayrıca meydana bakan çok sayıda cafe veya restaurant da soluklanmak isterseniz sizi bekliyor olacak. Yalnız buradaki mekanların fiyatlarına oranla kalitelerinin çok iyi olmadığını da söylememiz gerek. Biz, meydanda denediğimiz 1-2 mekan sonrası ara sokaklarda keşfettiğimiz yerlerde inanın çok daha mutlu olduk.

Fayton Turu

Bruges ’de en çok tercih edilen aktivitelerden biri de fayton turu. Faytonlar Markt’ın ortasında sıra sıra bekliyorlar. Aslında epey revaçta olduklarından sıralanamadan dolup hareket ediyorlar da diyebiliriz. Atlar ülkemizdeki atların neredeyse 2 katı büyüklüğe sahip, son derece besili ve bakımlılar. Açıkçası Türkiye’deki hayvanların durumundan mütevellit faytonlara karşı aşırı mesafeli olsak da yerel halktan hayvanların özel çiftliklerde, son derece özenli bakıldıklarını ve günde sadece bir kaç saat çalıştırıldıklarını öğrenmemizle biz de faytonu denemeye karar verdik.

Bruges phaeton tours
Eğer hava da güzel ise çok keyifli bir 1.5 saat geçireceğinizi söyleyebiliriz.

Yaklaşık 1.5 saat süren turda faytoncu, Bruges ’in her yerini gezdiriyor, gezdirirken de size tarihi ve turistik bilgileri bir rehber edasında veriyor. Bu işte de son derece başarılılar. Gezinin ortasında atlara su ve yem vermek için mola veriyoruz, mola verdiği yer fotoğraf çekmek için en güzel noktalardan biri. Siz selfie ile uğraşırken onlar atları dinlendirip yemek ve su veriyorlar. Sonra bir müddet daha gezdikten sonra yine Markt’ta tur tamamlanmış oluyor.

Ücret kısmı biraz karışık

Bu güzel aktivitenin ücretine gelince. Size binmeden faytoncu zaten fiks fiyatı söylüyor. Ancak sonu biraz sürprizli olabiliyor aman dikkat! Bahsetmiş olduğumuz tur fayton başına 50 EUR. Rakam siz daha faytona binmeden telaffuz edildiği için haliyle biz de tur bitiminde teşekkür edip 50 Eur uzattık. Ancak sürücü rehberlik ettiğini söyleyerek bir de bunun  için para istedi. İstediği para da 25 Eur. Biz bu duruma şaşırıp, biraz sorgulayınca, rehberliğin adı bahşişe, sonrasında bahşiş de “zaten verdiğiniz tüm para at sahibine gidiyor biz sadece bahşişlerden kazanıyoruz” a kadar gitmişti. Bizce bu biraz nahoş bir durum, değerlendirmesini size bırakıyoruz.

Bahşiş kısmı hariç bu paraya değer mi derseniz, kesinlikle evet. Özellikle kısıtlı vaktiniz varsa, yorgunsanız, sadece turistik yerleri değil şehrin her yerini görmek istiyorsanız fayton turu tam size göre. Elbette bisiklet kiralama seçeneğiniz de var ama şehirde her yere hakim olmadığınız için önemli yerleri ıskalama şansınız yüksek. Üstelik biraz da yorucu. Bu sebeple Bruges ’de fayton turu kesinlikle tavsiyemizdir.

Kanal Turu

Tıpkı Amsterdam’da olduğu gibi Bruges ‘de de kanallar mevcut. Zaten bu nedenle Kuzeyin Venedik’i olarak anılıyor. Bu kanalların içinden geçerek, üstelik kuğular ve ördekler eşliğinde şehri keşfetmek isterseniz sadece 8 EUR ödeyerek yarım saat süren kanal turuna katılabilirsiniz. Tur düzenleyen bir kaç farklı firma bulunuyor. Ancak ücretlendirme ve tur süreleri hemen hemen aynı. Yani hangisini seçtiğinizin hiç önemi yok. Tekneler nereden kalkıyor derseniz; Markt’ı keşfedip şehrin sokaklarında  yürüdüğünüzde gördüğünüz ilk kanaldaki tekneden ve tabi ki tekneye biniş kuyruğundan oranın kalkış noktası olduğunu hemen anlıyorsunuz. Hangi kanal olduğu da hiç fark etmiyor. Çünkü kanalların hemen her köşesinde farklı bir tur şirketi bulunuyor. Yani kanal turu yapmak isterseniz hiç zorlanmayacağınızı garanti ediyoruz. 🙂Beatiful Bruges view

Sint-Janshospitaal (Old St. John’s Hospital)

“Yok artık hastaneden de turist eğlencesi olur mu!” demeyin. Burası bildiğimiz hastanelerden çok farklı. Zaten 800 yıllık geçmişiyle müze olmayı çoktan hak ettiği için müzeye çevrilmiş durumda. Biz akşam saatlerinde oraya gittiğimiz için ne yazık ki kapalıydı. Avlusu ve dışarıdan görüntüsüne bakarak kesinlikle görülmeye değer olduğunu tahmin etmek hiç de zor değil. Müze Pazartesi hariç hafta içi her gün 09:30-17:00 saatleri arasında ziyarete açık. Bilet ücretleri eczane ziyareti de dahil yetişkinler için 12 EUR.Bruges Old St. John’s Hospital

Our Lady’s Church

Yapımı 200 yıl süren bu kilise 122 mt ile Bruges ’in en yüksek binası durumunda. Konum olarak da hastaneye çok yakın. İçeride dünyaca ünlü ressam Michelangelo’nun “Madonna ve Child” adlı eserleri sergileniyor. Şayet St. John Hastanesine gidecekseniz burayı da es geçmemenizi öneririz. Dilerseniz kilisenin içini ücretsiz olarak gezebilirsiniz.Bruges Our Lady's Church

Torture Museum Bruges – “Oude Steen”

Bizi tanıyanlar böyle ilginç mekanlara olan merakımızı çok iyi bilir sevgili Ron’s Planet ailesi. Şimdi size de alenen ilan ediyoruz ki: Böyle garip yerleri keşfetmeyi gerçekten seviyoruz :))

Pek bilinmese de Bruges ‘de oldukça değişik bir müze var. Adından da anlaşılacağı gibi işkence müzesi denilen yer, özellikle Ortaçağda işkence yapmak için kullanılan aletlerin sergilendiği bir yer. Hakikaten akla zarar aletler var. Bunların kullanıldığını düşünmek bile tüylerimizi ürpertmeye yetti, maruz kalanları düşünemiyoruz. Burayı tavsiye eder miyiz derseniz tamamen bakış açınıza bağlı. Sonuçta tarihle ilintili ve birebir kullanılan, gerçek bir mevzudan bahsediyoruz. Sizi ürpertir mi yoksa ilginizi mi çeker karar tamamen size ait. Ama gitmek isterseniz müzeyi haftanın her günü 10:30-18:30 ( Temmuz ve Ağustos ayında kapanış saati akşam 21:00 oluyor) saatleri arasında ve 8 Eur karşılığı ziyaret edebilirsiniz.

Bruges torture morture müzesi neyse artık adı

Burg Square

Bruges ’in Markttan sonraki tek ve en önemli meydanına geldi sıra. Yaklaşık 600 yıl önce işgalcilerden korunmak için tam buraya bir kale inşa edilmiş. Kale zamana yenik düşünce de bu güzel meydan oluşmuş. Burada görebileceğiniz iki önemli yapı bulunuyor.

Bunlardan ilki Stadhuia yani Belediye Binası. Bu bina Belçika’nın eski yapılarından. Ayrıca ücretsiz olarak gezebildiğiniz yerlerden bir tanesi. İçerisinde bulunan duvar resimlerini görmeniz için mutlaka girmenizi tavsiye ederiz.360 view Bruges

Meydanda bulunan bir diğer önemli yapı Basilica of the Holy Blood yani Kutsal Kan Bazilikası. Buranın en önemli özelliği, Hz.İsa’nın kendi kanının olduğuna inanılan bir kumaş parçasının silindir içinde sergilenmesi. Verilen bilgilere göre 12.yy’da buraya getirilen bu silindir o tarihten bu yana hiç açılmamış. Burayı da yine ücret ödemeden gezebiliyorsunuz.

Bruges canals night shot
Hava kararmaya başlayıp sokak lambaları yandığında şehir bir başka büyülü atmosfere kavuşuyor.

Bruges ’de yapılacaklar sadece bu yazdıklarımızla sınırlı değil elbette. Güzel havalarda tadını çıkarabileceğiniz parklar, sokakların sonunda size sürpriz gibi sunulan manzaralar ve daha niceleri de sizi bekliyor olacak. Şehrin kendisi adeta sürpriz yumurta gibi  🙂

Bruges ‘de Alışveriş – Ne Alınır?

Bruges dantelleri, biraları ve ç-i-k-o-l-a-t-a-l-a-r-ı ile ünlü bir şehir. Sanırım bizim için önem sıralaması net olarak anlaşılıyor. 🙂

Dantel denilince akla gelen ilk şehir Bruges oluyor. Çünkü ilk üretilen yerlerden birisi burası. Açıkçası dantel kısmı pek ilgi alanımıza girmiyor ama ilgilenenler için tasarımların gerçekten çok başarılı olduğunu söyleyebiliriz. Şahane bir hediye seçeneği. Ayrıca dantel yapımını anneannelerimizin yaptığı gibi tığ ile değil, adeta oyuncağa benzeyen garip çubuklarla ve garip bir yöntemle gerçekleştiriyorlar. Şahsen biz anlamadık; siz anlarsanız bize de anlatın lütfen 🙂 Siz de bu şahane dantellerin nasıl yapıldığını izlemek isterseniz Kantcentrum’a gitmelisiniz.

Bira denilince de yine Bruges ’de bir durmak gerekiyor. Aslında Belçika’da durmak gerekiyor biliyorsunuz. Belçika biralarının dünyaca ünlü olduğunu bildiğimize göre Bruges ’de de pek çok yerde hediyelik olarak satın alınan biralara da şaşırmamak gerek. Dilerseniz kendinize dilerseniz sevdiklerinize şahane bir Belçika birası hediye edebilirsiniz.

Çikolata kısmı en en en hassas nokta! Kaç punto ile yazarsak daha etkileyici olur ya da nasıl içimizdeki çikolata coşkusunu geçirebiliriz size? Bizce dünyanın en güzel şeylerinden biri: İyi çikolata! İşte bütün mesele bu! Hayal edin ki bir şehir çikolata kokuyor, adım başı şahane çikolata dükkanları. Her birinde hem birbirine benzer hem de kendilerine has ürünler var.

Bir yere kadar tutabiliyorsunuz kendinizi…

Yediğimize, içtiğimize, sporumuza olanca özeni göstermeye çalışan bizi bile yere sermiş olan bir şehir burası. İşin kötüsü hiç de pişman olmuyorsunuz; hatta yedikçe yiyesiniz geliyor. Yarım kilo çikolata üstüne waffle yiyebiliyorsunuz mesela. Kendi kapasitenizi görebilmek için adeta biçilmiş bir kaftan Bruges. Şehirde çok sayıda çikolata dükkanı bulunuyor. İsterseniz küçük kutuya koydurup şehri gezerken yiyin, isterseniz hediyelik olarak alın. Hatta bizce mutlaka alın. Şu dükkan çok iyi bu kötü demeniz biraz zor söz konusu Belçika çikolatası olunca. Ancak elbette şehirde ün yapmış ve görece daha iyi çikolatacılar da bulunuyor. Bunlar için sizi yazımızın “Bruges Yeme İçme Rehberi” kısmına alalım.

Ayrıca Bruges evlerini yansıtan magnetler, orjinal bira bardakları, seramikler gibi çok geniş yelpazede hediyelik eşya seçeneğiniz mevcut. Tabi bir o kadar da hediyelik eşya dükkanı. Bir dükkanı es geçerseniz hiç üzülmeyin. Eminiz önünüzdeki 500 metre boyunca 5 tane daha göreceksiniz.

Gelelim giyim kuşama. Bruges bu tarz bir  alışveriş için ne kadar doğru bir seçim olur tartışılır olsa da “ben alışveriş yapacağım” derseniz şehrin en ünlü alışveriş caddeleri Steenstraat ile Zuidzandstraat. Zaten bu iki cadde birbirine bitişik. Yani birinin bittiği yerde diğeri başlıyor. Tek bir hat üzerinde, alışık olduğunuz pek çok dünya markasını göreceksiniz. Tabi bilinen markaların yanında adını dahi duymadığımız markalar da mevcut.

Bruges Yeme İçme Rehberi

Siz siz olun bizce Bruges seyahatiniz sonrası bir müddet tartıya çıkmayın. Zira onca şeyden sonra aynı kiloda kalmanız imkansız. Peki nerelerde yenir bu “onca şeyler” ?

Belçika Birası

Yeme-içme rehberinin ilk sırasında Belçika birası var. Bunun için  pek çok adres olmakla birlikte kesinlikle en iyilerinden bir tanesi (hatta en iyisi de diyebilir ve burayı Bruges ’de yapılacaklar listesine bile ekleyebiliriz): 2be Beer WallDaha avlusunda sizi yüzlerce farklı biradan oluşan duvarıyla inanılmaz bir manzara karşılıyor, e tabi içeriyi tahmin etmek hiç de zor değil.

İçeri girdiğinizde küçük bir bar sizi karşılıyor. Bira çeşitlerine ve sayıca fazlalığına inanamayacaksınız. İnsan hangisini deneyeceğini bilemiyor. Biradan hiç haz etmeyen beni bile birayı ballandıra ballandıra anlatacak hale getiren ürünlere sahip bir yer burası.

16 çeşit draft birası var. (Hoegaarden, Wieze, Duvel, Kwak, Me Me, Karmeliet, Leffe ve daha niceleri) Özellikle Kriek denilen kirazlı biralarını merak etmiştim, iyi ki de merak etmişim; tadı gerçekten enfesti. Denemenizi tavsiye ediyoruz. Ayrıca “ben hepsinden denemek istiyorum” diyorsanız da sizi düşünüp tadım bardakları hazırlamışlar. Küçücük bardaklarda hepsinden tadabilirsiniz (tabi ücret karşılığı). Ben gibi bira sevmeyeniniz varsa bir güzel haber de size verelim. Burada sadece bira yok, tercihinizi şarap ya da diğer içkilerden yana kullanırsanız da seçimlerinizin sizi mutlu edeceğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

Mekanın her yeri çok güzel ama bizce içkilerinizi yudumlamak için mutlaka terasını seçmelisiniz. Çünkü şahane bir kanal manzarasına sahip. Tabi herkes bizim gibi düşündüğü için teras hep dolu oluyor ama biraz sabredebilirseniz pişman olmayacağınızı garanti ediyoruz. Manzara nasıl mı? Tam da böyle:

Bruges 2be beer wall garden

Ayrıca buranın bir de hediyelik eşya dükkanı bulunuyor ve içinde yok yok. Sadece birayla ilgili şeylerden bahsetmiyoruz tabi. Bruges ile ilgili nasıl bir hatıra isterseniz burada bulabilirsiniz. Buyrunuz bu da web sitesi.

Çikolata

Ve çikolata! Nam-ı değer serotonin deposu 🙂 Açıkçası daha önce de bahsettiğimiz gibi Bruges ’de kötü çikolataya rastlama olasılığınız Mars’ta yaşam olasılığından daha düşük. Gerçekten bu işte iyiler. Burada çikolata yedikten sonra “adamlar boş yere övünmüyor” diyorsunuz. Biz size iyiler içerisinde bir kaç yer öneriyoruz. Yani iyinin iyisi.

Bizim çikolata listemizin başını Dumon Chocolatier çekiyor. Tamamen aile işletmesi ve çikolatalarının hepsi el yapımı. Şayet buraya giderseniz bize de küçük bir kutu getirir misinizzz? 🙂

Yine ayılıp bayılarak önerebileceğimiz diğer çikolatacılar ise Neuhaus ve Leonidas. Ha bir de hepinizin yakından bildiği Godiva var elbette ancak ülkemizde bulunan şubelerinden tatlarına aşina olduğumuzdan, Godiva’yı denemek yerine buraya özgü lokal markaları tercih ettik. Fiyatların nasıl olduğu konusunda ise iyi haberlerimiz yok ne yazık ki. Her yer çikolatacı dolu olsa da, kalitenin üst düzeyde olmasına bir de turistik bölge olması eklenince fiyatlar epey yüksek oluyor. Ama değer mi? Kesinlikle!

Waffle

Geldik Waffle’a; e buraya kadar gelmişken waffle yemeden dönülür mü? Bruges ’deki en iyi waffle yapan yerlerden birisi Chez Albert. Bunun dışında Humpdy Dumpty, Lizzies Waffle ve House of Waffle da yine şahane seçenekler arasında.

Biraz ilginç gelecek ama Bruges ’de yemeniz gereken şeylerden biri de midye. Evet doğru okudunuz midye. Hatta yanında da patates kızartması. Buradaki midye bizim arka arkaya onlarca yediğimiz, uğruna yarışlara girdiğimiz midye dolmaya pek benzemiyor. Buradaki pilavsız ve kereviz sapıyla haşlanmış. Yanında da patates kızartması baş eşlikçisi. Zaten Bruges ’de sadece patates  kızartması satan yerler de göreceksiniz. Çünkü Belçikalılar patates kızartmasının üzerinde hak iddia ediyorlar.

Bruges damakta tat bırakan, insanın sadece midesini değil ruhunu da doyuran, buram buram tarih kokan bir şehir. Şehir favorilerimizde ve yakınlara tekrar yolumuz düşerse görülecekler listemizde çok üst sıralarda. Şayet siz de giderseniz aynı duyguları hissedeceğinize eminiz. Şimdiden hem afiyet hem de bol keyifleriniz olsun!

Author

Yorumunuz mu var?!